Obezite Bir Estetik Sorun Değil, Ciddi Bir Hastalık
Obezite Bir Estetik Sorun Değil, Ciddi Bir Hastalık
Uzmanlar obezitenin kalp hastalıkları ve diyabet riskini artırdığını belirterek sağlıklı yaşam tarzı değişikliklerinin tedavinin temelini oluşturduğunu vurguladı.
Haber Giriş Tarihi: 05.03.2026 09:30
Haber Güncellenme Tarihi: 05.03.2026 09:30
Muhabir:
Saliha Kara
Dünyada ve Türkiye’de giderek artan obezite vakaları, sağlık alanında önemli bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıkıyor. İstinye Üniversitesi Liv Hospital Topkapı Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Burak Kankaya, obezitenin yalnızca estetik bir problem olmadığını, ciddi sağlık riskleri barındıran kronik ve ilerleyici bir hastalık olduğunu söyledi.
4 Mart Dünya Obezite Günü kapsamında açıklamalarda bulunan Dr. Kankaya, obezitenin vücutta sağlığı olumsuz etkileyecek düzeyde aşırı yağ birikimi ile ortaya çıktığını belirtti. Tanı sürecinde en yaygın kullanılan ölçütün Beden Kitle İndeksi (BKİ) olduğunu ifade eden Kankaya, BKİ değerlerinin 25-29,9 aralığında olmasının fazla kilolu, 30 ve üzeri değerlerin obezite, 40 ve üzerinin ise morbid obezite olarak tanımlandığını söyledi. Bel çevresi ölçümünün de özellikle karın içi yağlanma ve kalp-damar hastalıkları riski açısından önemli bir gösterge olduğunu dile getirdi.
Obezitenin küresel ölçekte hızla yayıldığına dikkat çeken Kankaya, yetişkin nüfusun önemli bir bölümünün fazla kilolu ya da obez olduğunu belirterek bu durumun sağlık sistemleri üzerinde de ciddi bir ekonomik yük oluşturduğunu ifade etti. Obezitenin kalp-damar hastalıklarının görülme sıklığını artırdığını, tip 2 diyabet gelişimini hızlandırdığını ve yaşam kalitesini düşürdüğünü söyledi.
Obezitenin ortaya çıkmasında birçok faktörün rol oynadığını belirten Kankaya, hareketsiz yaşam tarzı, yüksek kalorili ve işlenmiş gıdaların fazla tüketimi, genetik yatkınlık, uyku düzensizliği, kronik stres, hormonal ve metabolik bozukluklar ile bazı ilaçların uzun süreli kullanımının önemli risk faktörleri arasında yer aldığını ifade etti. Temel mekanizmanın ise alınan enerji ile harcanan enerji arasındaki dengesizlik olduğunu vurguladı.
Risk grubunda yer alan bireyler hakkında da bilgi veren Kankaya, ailesinde obezite öyküsü bulunanlar, fiziksel aktivitesi düşük olan kişiler, masa başı çalışanlar, metabolik sendrom veya insülin direnci bulunan bireyler ile uyku bozukluğu yaşayan kişilerin daha yüksek risk altında olduğunu belirtti.
Obezitenin birçok hastalığın gelişimine zemin hazırladığını söyleyen Kankaya, koroner arter hastalığı, hipertansiyon, tip 2 diyabet, inme, karaciğer yağlanması, uyku apnesi, eklem hastalıkları ve bazı kanser türlerinin obeziteyle yakından ilişkili olduğunu dile getirdi. Ayrıca obezitenin insülin direncini artırarak diyabet gelişimini hızlandırdığını ve kalp krizi riskini belirgin şekilde yükselttiğini ifade etti.
Tedavinin ilk basamağının yaşam tarzı değişikliği olduğunu belirten Kankaya, kişiye özel beslenme planı, düzenli fiziksel aktivite, davranış değişikliği ve uzun vadeli takip sürecinin tedavinin temelini oluşturduğunu söyledi. Amaçlarının yalnızca kilo vermek değil, verilen kilonun uzun vadede korunmasını sağlamak olduğunu vurguladı.
Bazı hastalarda ilaç tedavisi veya cerrahi müdahalenin de gündeme gelebileceğini belirten Kankaya, özellikle BKİ değeri 40’ın üzerinde olan ya da BKİ 35’in üzerinde olup diyabet, hipertansiyon veya uyku apnesi gibi ek hastalıkları bulunan bireylerde bariyatrik cerrahinin değerlendirilebileceğini söyledi.
Obeziteden korunmanın mümkün olduğunu ifade eden Kankaya, günlük fiziksel aktivitenin artırılması, porsiyon kontrolü yapılması, şekerli içeceklerden ve işlenmiş gıdalardan uzak durulması, düzenli uyku alışkanlığı kazanılması ve periyodik sağlık kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Obezite Bir Estetik Sorun Değil, Ciddi Bir Hastalık
Uzmanlar obezitenin kalp hastalıkları ve diyabet riskini artırdığını belirterek sağlıklı yaşam tarzı değişikliklerinin tedavinin temelini oluşturduğunu vurguladı.
Dünyada ve Türkiye’de giderek artan obezite vakaları, sağlık alanında önemli bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıkıyor. İstinye Üniversitesi Liv Hospital Topkapı Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Burak Kankaya, obezitenin yalnızca estetik bir problem olmadığını, ciddi sağlık riskleri barındıran kronik ve ilerleyici bir hastalık olduğunu söyledi.
4 Mart Dünya Obezite Günü kapsamında açıklamalarda bulunan Dr. Kankaya, obezitenin vücutta sağlığı olumsuz etkileyecek düzeyde aşırı yağ birikimi ile ortaya çıktığını belirtti. Tanı sürecinde en yaygın kullanılan ölçütün Beden Kitle İndeksi (BKİ) olduğunu ifade eden Kankaya, BKİ değerlerinin 25-29,9 aralığında olmasının fazla kilolu, 30 ve üzeri değerlerin obezite, 40 ve üzerinin ise morbid obezite olarak tanımlandığını söyledi. Bel çevresi ölçümünün de özellikle karın içi yağlanma ve kalp-damar hastalıkları riski açısından önemli bir gösterge olduğunu dile getirdi.
Obezitenin küresel ölçekte hızla yayıldığına dikkat çeken Kankaya, yetişkin nüfusun önemli bir bölümünün fazla kilolu ya da obez olduğunu belirterek bu durumun sağlık sistemleri üzerinde de ciddi bir ekonomik yük oluşturduğunu ifade etti. Obezitenin kalp-damar hastalıklarının görülme sıklığını artırdığını, tip 2 diyabet gelişimini hızlandırdığını ve yaşam kalitesini düşürdüğünü söyledi.
Obezitenin ortaya çıkmasında birçok faktörün rol oynadığını belirten Kankaya, hareketsiz yaşam tarzı, yüksek kalorili ve işlenmiş gıdaların fazla tüketimi, genetik yatkınlık, uyku düzensizliği, kronik stres, hormonal ve metabolik bozukluklar ile bazı ilaçların uzun süreli kullanımının önemli risk faktörleri arasında yer aldığını ifade etti. Temel mekanizmanın ise alınan enerji ile harcanan enerji arasındaki dengesizlik olduğunu vurguladı.
Risk grubunda yer alan bireyler hakkında da bilgi veren Kankaya, ailesinde obezite öyküsü bulunanlar, fiziksel aktivitesi düşük olan kişiler, masa başı çalışanlar, metabolik sendrom veya insülin direnci bulunan bireyler ile uyku bozukluğu yaşayan kişilerin daha yüksek risk altında olduğunu belirtti.
Obezitenin birçok hastalığın gelişimine zemin hazırladığını söyleyen Kankaya, koroner arter hastalığı, hipertansiyon, tip 2 diyabet, inme, karaciğer yağlanması, uyku apnesi, eklem hastalıkları ve bazı kanser türlerinin obeziteyle yakından ilişkili olduğunu dile getirdi. Ayrıca obezitenin insülin direncini artırarak diyabet gelişimini hızlandırdığını ve kalp krizi riskini belirgin şekilde yükselttiğini ifade etti.
Tedavinin ilk basamağının yaşam tarzı değişikliği olduğunu belirten Kankaya, kişiye özel beslenme planı, düzenli fiziksel aktivite, davranış değişikliği ve uzun vadeli takip sürecinin tedavinin temelini oluşturduğunu söyledi. Amaçlarının yalnızca kilo vermek değil, verilen kilonun uzun vadede korunmasını sağlamak olduğunu vurguladı.
Bazı hastalarda ilaç tedavisi veya cerrahi müdahalenin de gündeme gelebileceğini belirten Kankaya, özellikle BKİ değeri 40’ın üzerinde olan ya da BKİ 35’in üzerinde olup diyabet, hipertansiyon veya uyku apnesi gibi ek hastalıkları bulunan bireylerde bariyatrik cerrahinin değerlendirilebileceğini söyledi.
Obeziteden korunmanın mümkün olduğunu ifade eden Kankaya, günlük fiziksel aktivitenin artırılması, porsiyon kontrolü yapılması, şekerli içeceklerden ve işlenmiş gıdalardan uzak durulması, düzenli uyku alışkanlığı kazanılması ve periyodik sağlık kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Kaynak: İHA
8,5 Milyar Liralık Destek Hesaplara Yatıyor
Bilim İnsanları Kuraklığa Dayanıklı Domates Geliştiriyor
Aç Kalan Kurtlar Köye İndi, Köpeği Alıp Götürdü
İnkılâp Kitabevi’nde Yönetim Değişimi
Obezite Bir Estetik Sorun Değil, Ciddi Bir Hastalık
Beşiktaş’ın Yenilmezlik Serisi 17 Maça Çıktı
ÇOK OKUNAN