Karadeniz'de fındık üreticisini tehdit eden kahverengi kokarcanın, doğru biyolojik mücadeleyle 2030'da etkisini yitirmesi bekleniyor.
Haber Giriş Tarihi: 04.03.2026 12:05
Haber Güncellenme Tarihi: 04.03.2026 12:05
Muhabir:
Yasin Köz
Karadeniz Bölgesi'nde on binlerce ailenin en önemli geçim kaynağı olan fındık üretimi, son yıllarda tarım alanlarını istila eden sinsi bir tehditle mücadele ediyor. Türkiye kayıtlarına ilk kez 2017 yılında giren ve bitkilerin özsuyunu emerek beslenen kahverengi kokarca, bölgedeki tarımsal rekolteyi ciddi şekilde riske atıyor. İstilacı türün fındık bahçelerinde yarattığı ekonomik tahribatı durdurmak amacıyla Amasya Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Dursun, Taşova ilçesine bağlı Tatlıpınar köyünde üreticilerle bir araya geldi. Çiftçilerin yoğun ilgi gösterdiği "Kahverengi kokarca istilası: Çiftçiler ne yapmalı?" başlıklı toplantıda, zararlının yayılım hızı ve uygulanması gereken bilimsel savunma stratejileri tüm şeffaflığıyla değerlendirildi.
2030 YILINDAN İTİBAREN DOĞAL DENGE KURULACAK
Bölge ekonomisini tehdit eden bu istilacı türün geleceğine dair umut verici senaryoları paylaşan Prof. Dr. Ahmet Dursun, zararlının popülasyon grafiğine dikkat çekti. Dursun çiftçilerin yüreğine su serpen o kritik açıklamayı şu sözlerle ifade etti:
"Kahverengi kokarcanın 2030 yılına kadar bir pik noktasına ulaşacağını öngörüyoruz. Ancak uyguladığımız kararlı mücadele yöntemleri sayesinde, bu tarihten itibaren istilacı türün etkisi yavaş yavaş azalacak. Doğada yeni bir ekolojik denge kurulacak ve 2030 sonrasında bu böcek tarım arazilerimizde eskisi gibi geniş çaplı bir hasar meydana getiremeyecek."
KİMYASAL VE BİYOLOJİK MÜCADELE TAKVİMİ
Kahverengi kokarcanın yayılım hızını ürkütücü kılan en temel özelliği, tek bir bireyinin doğaya 200 ile 400 arasında yumurta bırakabilme kapasitesi. Bu yüksek üreme potansiyelini durdurmak için atılacak adımlarda zamanlama her şeyden önemli hale geliyor. Uzmanlar, eylül ayında başlayan ve mart ayına kadar süren kışlama döneminde kimyasal mücadelenin aralıksız sürdürülmesi gerektiği konusunda hemfikir. Ancak doğanın uyanışa geçtiği mart ayından itibaren kimyasal ilaçlamanın yerini tamamen biyolojik yöntemlere bırakması gerekiyor. Bahar aylarında yapılacak bilinçsiz bir kimyasal müdahalenin, zararlıyı doğal yollarla yok eden faydalı böcekleri de öldüreceği ve ekolojik savunmayı çökerteceği uyarısı yapılıyor.
SAMURAY ARILARI İÇİN KIZIL YONCA ÖNERİSİ
Kimyasal silahların bırakıldığı bahar aylarında biyolojik mücadelenin en büyük kahramanları samuray arıları oluyor. Kahverengi kokarcanın doğadaki en büyük düşmanı olarak bilinen bu parazitoid böcekler, ekolojik dengenin yeniden kurulmasında başrolü üstleniyor. Faydalı böceklerin barınmak ve beslenmek için özellikle kızıl yonca tarlalarına ihtiyaç duyduğunu belirten uzmanlar, tarım arazilerinde kızıl yonca ekiminin acilen artırılması gerektiğini vurguluyor.
GÜNDE 117 KİLOMETRE UÇABİLEN ZARARLIYA KARŞI TUZAK
Kahverengi kokarcayı durdurması zor kılan bir diğer etken ise üstün uçuş yeteneği. Bilimsel araştırmalar, bu zararlının sadece bir gün içerisinde 117 kilometre mesafe katedebildiğini ortaya koyuyor. Çiftçileri rehavete kapılmamaları konusunda doğrudan uyaran Prof. Dr. Dursun, toplantıda şu çarpıcı ifadeyi kullandı:
"Günde 117 kilometre uçabilen bir canlıdan bahsediyoruz. Lütfen hiçbir üreticimiz 'bizim buraya ulaşmaz' yanılgısına düşmesin. Hepimiz risk altındayız." Bu hareketli hedefe karşı, meyve ve fındık ağaçlarının dallarına beşer metre aralıklarla asılacak fare yapıştırıcısı sürülmüş özel tuzakların oldukça etkili bir fiziksel savunma hattı oluşturduğu belirtiliyor.
BİLİM OFİSİNDEN KÖYLÜLERE SÜLÜN HEDİYESİ
Amasya Üniversitesi Bilim İletişimi Ofisi tarafından organize edilen ve tarımsal bilincin artırılmasını sağlayan bu toplantı, doğa dostu bir etkinlikle son buldu. Bölgedeki doğal dengeyi desteklemek ve ekolojik çeşitliliği yeniden canlandırmak amacıyla, üniversite bünyesinde özel olarak yetiştirilen sülünler etkinlik sonunda Tatlıpınar köyü sakinlerine hediye edildi.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Fındığın Kabusu Kahverengi Kokarca 2030'da Bitiyor
Karadeniz'de fındık üreticisini tehdit eden kahverengi kokarcanın, doğru biyolojik mücadeleyle 2030'da etkisini yitirmesi bekleniyor.
Karadeniz Bölgesi'nde on binlerce ailenin en önemli geçim kaynağı olan fındık üretimi, son yıllarda tarım alanlarını istila eden sinsi bir tehditle mücadele ediyor. Türkiye kayıtlarına ilk kez 2017 yılında giren ve bitkilerin özsuyunu emerek beslenen kahverengi kokarca, bölgedeki tarımsal rekolteyi ciddi şekilde riske atıyor. İstilacı türün fındık bahçelerinde yarattığı ekonomik tahribatı durdurmak amacıyla Amasya Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Dursun, Taşova ilçesine bağlı Tatlıpınar köyünde üreticilerle bir araya geldi. Çiftçilerin yoğun ilgi gösterdiği "Kahverengi kokarca istilası: Çiftçiler ne yapmalı?" başlıklı toplantıda, zararlının yayılım hızı ve uygulanması gereken bilimsel savunma stratejileri tüm şeffaflığıyla değerlendirildi.
2030 YILINDAN İTİBAREN DOĞAL DENGE KURULACAK
Bölge ekonomisini tehdit eden bu istilacı türün geleceğine dair umut verici senaryoları paylaşan Prof. Dr. Ahmet Dursun, zararlının popülasyon grafiğine dikkat çekti. Dursun çiftçilerin yüreğine su serpen o kritik açıklamayı şu sözlerle ifade etti:
"Kahverengi kokarcanın 2030 yılına kadar bir pik noktasına ulaşacağını öngörüyoruz. Ancak uyguladığımız kararlı mücadele yöntemleri sayesinde, bu tarihten itibaren istilacı türün etkisi yavaş yavaş azalacak. Doğada yeni bir ekolojik denge kurulacak ve 2030 sonrasında bu böcek tarım arazilerimizde eskisi gibi geniş çaplı bir hasar meydana getiremeyecek."
KİMYASAL VE BİYOLOJİK MÜCADELE TAKVİMİ
Kahverengi kokarcanın yayılım hızını ürkütücü kılan en temel özelliği, tek bir bireyinin doğaya 200 ile 400 arasında yumurta bırakabilme kapasitesi. Bu yüksek üreme potansiyelini durdurmak için atılacak adımlarda zamanlama her şeyden önemli hale geliyor. Uzmanlar, eylül ayında başlayan ve mart ayına kadar süren kışlama döneminde kimyasal mücadelenin aralıksız sürdürülmesi gerektiği konusunda hemfikir. Ancak doğanın uyanışa geçtiği mart ayından itibaren kimyasal ilaçlamanın yerini tamamen biyolojik yöntemlere bırakması gerekiyor. Bahar aylarında yapılacak bilinçsiz bir kimyasal müdahalenin, zararlıyı doğal yollarla yok eden faydalı böcekleri de öldüreceği ve ekolojik savunmayı çökerteceği uyarısı yapılıyor.
SAMURAY ARILARI İÇİN KIZIL YONCA ÖNERİSİ
Kimyasal silahların bırakıldığı bahar aylarında biyolojik mücadelenin en büyük kahramanları samuray arıları oluyor. Kahverengi kokarcanın doğadaki en büyük düşmanı olarak bilinen bu parazitoid böcekler, ekolojik dengenin yeniden kurulmasında başrolü üstleniyor. Faydalı böceklerin barınmak ve beslenmek için özellikle kızıl yonca tarlalarına ihtiyaç duyduğunu belirten uzmanlar, tarım arazilerinde kızıl yonca ekiminin acilen artırılması gerektiğini vurguluyor.
GÜNDE 117 KİLOMETRE UÇABİLEN ZARARLIYA KARŞI TUZAK
Kahverengi kokarcayı durdurması zor kılan bir diğer etken ise üstün uçuş yeteneği. Bilimsel araştırmalar, bu zararlının sadece bir gün içerisinde 117 kilometre mesafe katedebildiğini ortaya koyuyor. Çiftçileri rehavete kapılmamaları konusunda doğrudan uyaran Prof. Dr. Dursun, toplantıda şu çarpıcı ifadeyi kullandı:
"Günde 117 kilometre uçabilen bir canlıdan bahsediyoruz. Lütfen hiçbir üreticimiz 'bizim buraya ulaşmaz' yanılgısına düşmesin. Hepimiz risk altındayız." Bu hareketli hedefe karşı, meyve ve fındık ağaçlarının dallarına beşer metre aralıklarla asılacak fare yapıştırıcısı sürülmüş özel tuzakların oldukça etkili bir fiziksel savunma hattı oluşturduğu belirtiliyor.
BİLİM OFİSİNDEN KÖYLÜLERE SÜLÜN HEDİYESİ
Amasya Üniversitesi Bilim İletişimi Ofisi tarafından organize edilen ve tarımsal bilincin artırılmasını sağlayan bu toplantı, doğa dostu bir etkinlikle son buldu. Bölgedeki doğal dengeyi desteklemek ve ekolojik çeşitliliği yeniden canlandırmak amacıyla, üniversite bünyesinde özel olarak yetiştirilen sülünler etkinlik sonunda Tatlıpınar köyü sakinlerine hediye edildi.
Kaynak: İHA
Erzincan'da Kar Esareti: 335 Köy Yolu Ulaşıma Kapandı
Mardin'in Asırlık Ramazan Lezzeti Kahiye Tatlısı
Bursa'da Kelebek Hastası 4 Yaşındaki İbrahim Yardım Bekliyor
İstanbul'da Sis Sabiha Gökçen'de Uçuşları Aksattı
Fındığın Kabusu Kahverengi Kokarca 2030'da Bitiyor
Diyarbakır'da 45 Yıllık Baba Mirası: Tablacılık
ÇOK OKUNAN