Beyin Artık Bir Ağ: Nörobilimde Yeni Dönem Başladı

Acıbadem Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen “NeuroConnect Sinir Bilimi Günü”, nörobilimde ağ temelli yaklaşımlardan gen ve hücre tedavilerine uzanan yeni vizyonu bilim dünyasıyla buluşturdu.

Haber Giriş Tarihi: 23.01.2026 02:00
Haber Güncellenme Tarihi: 23.01.2026 02:00
Muhabir: Saliha Kara
Beyin Artık Bir Ağ: Nörobilimde Yeni Dönem Başladı

Acıbadem Üniversitesi, sinir biliminin güncel araştırma alanlarını ve geleceğe yön veren yaklaşımlarını bir araya getiren “NeuroConnect Sinir Bilimi Günü” ile uluslararası ölçekte önemli bir akademik buluşmaya ev sahipliği yaptı. Ufuk Avrupa destekli GEMSTONE Projesi kapsamında bu yıl ilk kez düzenlenen etkinlik, genç araştırmacılar ile nörobilimin dünyaca tanınan bilim insanlarını aynı platformda buluşturdu.

Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı ve GEMSTONE Projesi Yürütücüsü Prof. Dr. Filiz Onat başkanlığında gerçekleştirilen sempozyum; Sinir Bilimi Anabilim Dalı koordinasyonunda, ACUTBAT, Acıbadem Üniversitesi Nörobilim Öğrenci Kulübü ve Sinir Bilimi Öğrenci Araştırma Grubu iş birliğiyle düzenlendi. Uluslararası nitelikteki etkinlikte nörobilimde ağ temelli yaklaşımlar, nörodejeneratif hastalıkların mekanizmaları, gen ve hücre tedavileri, yapay zekâ ve büyük veri uygulamaları ele alındı.

“Beyni artık izole merkezler olarak görmüyoruz”

Sempozyumun bilimsel çerçevesini çizen Prof. Dr. Filiz Onat, nörobilimde yaşanan paradigma değişimine dikkat çekerek, beynin artık tek tek bölgelerden oluşan bir yapı olarak değil, sürekli iletişim hâlindeki dinamik bir ağ olarak ele alındığını vurguladı. Bu yaklaşımın öğrenme, hafıza ve duygulanım bozukluklarının anlaşılmasında devrim niteliğinde olduğunu belirten Onat, fonksiyonel görüntüleme teknikleri, yapay zekâ ve büyük veri analizlerinin nörobilime yeni ufuklar açtığını ifade etti.

Prof. Dr. Onat, nörobilimin geleceğinde kişiselleştirilmiş tedavilerin belirleyici olacağını belirterek, “Artık ‘tek hastalık, tek tedavi’ anlayışından uzaklaşıyoruz. Her beynin kendine özgü bir imzası var ve biz bu imzayı okuyabildiğimiz ölçüde etkili tedaviler geliştirebileceğiz” dedi.

Parkinson’da hücre ve gen tedavileri öne çıkıyor

Sempozyumun dikkat çeken konuşmacılarından Lund Üniversitesi BRAINS Departmanı Araştırma Yöneticisi Prof. Dr. Deniz Kırık, Parkinson hastalığında hücre ve gen tedavilerinde gelinen noktayı değerlendirdi. Son 30 yılda hücre nakline dayalı yaklaşımların önemli bir evrim geçirdiğini belirten Kırık, günümüzde odağın kök hücre temelli uygulamalara kaydığını söyledi.

İnsan kök hücrelerinden elde edilen dopamin hücrelerinin belirli beyin bölgelerine nakline dayalı çalışmaların önümüzdeki 3–5 yıl içinde klinik kullanıma girmesinin beklendiğini ifade eden Kırık, Parkinson hastalığında uygulanan gen tedavilerinin bugüne kadar ciddi bir güvenlik sorunu oluşturmadığını vurguladı.

Nadir hastalıklar yaygın hastalıkların anahtarını veriyor

University College London’dan Klinik Araştırmacı Dr. Rauan Kaiyrzhanov ise nadir nörolojik hastalıkların genetik temellerine yönelik çalışmaların önemine dikkat çekti. Özellikle akraba evliliklerinin yaygın olduğu bölgelerde yapılan genetik analizlerin, daha önce tanımlanmamış birçok hastalık mekanizmasını ortaya çıkardığını belirtti.

Kaiyrzhanov, nadir hastalık araştırmalarının yalnızca küçük hasta gruplarını değil, milyonları etkileyen yaygın hastalıkların tedavisini de şekillendirdiğini vurguladı. Ailesel hiperkolesterolemi, obezite, genetik epilepsi ve kanser sendromları üzerine yapılan çalışmaların, günümüzde kullanılan birçok tedavinin temelini oluşturduğunu söyledi.

Genetik dizileme teknolojilerinde hızlı ilerleme

Son yıllarda genetik testler ve dizileme teknolojilerinde yaşanan gelişmelerin, nadir nörolojik hastalıkların tanı ve tedavisinde çığır açtığını belirten Dr. Kaiyrzhanov, her yıl yaklaşık 300 yeni hastalık geninin tanımlandığını ve yeni nesil dizileme teknolojileri sayesinde bugün çözülemeyen birçok hastalığın gelecekte aydınlatılabileceğini ifade etti.

Editörün Notu

NeuroConnect Sinir Bilimi Günü, nörobilimin artık yalnızca laboratuvarlarla sınırlı bir alan olmadığını; genetikten yapay zekâya, hücre tedavilerinden büyük veriye uzanan çok disiplinli bir dönüşüm yaşadığını net biçimde gösteriyor. Beyni bir “ağ” olarak ele alan bu yeni yaklaşım, önümüzdeki yıllarda kişiye özel tedavilerin ve erken tanının önünü açacak gibi görünüyor.

Haber Önerisi: Mezopotamya’nın Sessiz Muhafızı: Dara Antik Kenti

Kaynak: Faselis

ÇOK OKUNAN

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.