Bakan Bayraktar'dan Erzincan İliç Altın Madeni Açıklaması

Bakan Bayraktar, felaketin ikinci yılında Erzincan'da konuştu: Sıkı çevresel tedbirler alınarak İliç altın madeni yeniden faaliyete geçecek.

Haber Giriş Tarihi: 19.03.2026 09:00
Haber Güncellenme Tarihi: 19.03.2026 09:00
Muhabir: Yasin Köz
Bakan Bayraktar'dan Erzincan İliç Altın Madeni Açıklaması

Bakan Bayraktar, felaketin ikinci yılında Erzincan'da konuştu: Sıkı çevresel tedbirler alınarak İliç altın madeni yeniden faaliyete geçecek.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alpaslan Bayraktar, Erzincan’da AK Parti teşkilatıyla bir araya geldiği iftar programında kentin ve Türkiye'nin geleceğine dair son derece kritik mesajlar verdi. Geçmişte kente hep kalpleri kırık, üzgün ve zorlu zamanlarda geldiklerini belirten Bakan Bayraktar, mübarek Ramazan ayında teşkilatla istişare için buluşmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, özellikle son iki yılda Erzincan halkıyla aralarında bambaşka bir gönül bağı kurulduğunu vurguladı.

İLİÇ'TEKİ ACI OLAYIN İKİNCİ YILI VE 9 AİLEYLE GÖRÜŞME

Bakan Bayraktar'ın gündeminin en sıcak başlığı ise şüphesiz İliç ilçesinde yaşanan o acı maden felaketiydi. Cumhurbaşkanının özel talimatıyla ilk günden itibaren krizin yönetimi ve ailelerin acılarının dindirilmesi için sahada olduklarını belirten Bayraktar, bu süreçte muhalefetin yalan, iftira ve istismar siyaseti yürüttüğünü savundu. İlk günlerde siyanür iddialarıyla halkın endişeye sevk edilmeye çalışıldığını, bölgeye beyaz kıyafetler ve gaz maskeleriyle gelinerek bir korku iklimi yaratıldığını hatırlatan Bayraktar, devletin samimi gayretleriyle bu sürecin atlatıldığını ifade etti. Bundan birkaç hafta önce, 13 Şubat tarihinde felaketin ikinci seneyi devriyesinin yaşandığını hatırlatan Bakan, o acı günde kaybettiğimiz madencilerin 9 ailesini de tek tek telefonla arayarak başsağlığı dilediğini, dertlerini dinlediğini ve devletin bu samimi duruşunun tüm Erzincan halkında büyük bir karşılık bulduğunu sözlerine ekledi.

ÇEVRESEL TEDBİRLERLE MADEN YENİDEN AÇILACAK

İliç ve Erzincan halkının ekonomik beklentilerinin farkında olduklarını belirten Bakan Bayraktar, maden sahasının sadece bölge için değil tüm Türkiye için stratejik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Oradaki altın madeninde çalışan binlerce işçinin ve sahanın yarattığı devasa ekonomik etkinin altını çizen Bayraktar, sürecin yeniden üretime doğru evrildiğini müjdeledi. Hedeflerinin her türlü sıkı çevresel tedbiri tavizsiz bir şekilde alarak bu madeni en kısa sürede tekrar açmak olduğunu belirten yetkili isim, binlerce kişinin yeniden iş imkanına kavuşacağı bu hamlenin Ramazan ayının bereketiyle hayırlı olmasını diledi.

KÜRESEL KRİZLERE RAĞMEN AYAKTA KALAN TÜRKİYE

Konuşmasının son bölümünde dünya ve ülke gündemindeki krizlere geniş bir parantez açan Bayraktar, son 5-6 hatta 8-10 yıllık periyotta insanlığın eşine az rastlanır badireler atlattığını hatırlattı. 2020 yılında maskelere mahkum olduğumuz, ekonomileri durma noktasına getiren pandemi sürecini güçlü sağlık altyapısıyla atlattıklarını belirten Bakan; ardından patlak veren Rusya-Ukrayna savaşı, küresel enflasyon ve "asrın felaketi" olarak kayıtlara geçen 6 Şubat depremlerinin yarattığı devasa yıkıma dikkat çekti. Bölgemizdeki çatışmaların bitmediğini, İsrail'in son 2-2.5 senedir Gazze'de uyguladığı büyük zulmün ve hemen komşumuzdaki yeni savaş durumlarının petrol ile doğalgaz fiyatlarını anında zirveye taşıdığını hatırlatan Bayraktar, tüm bu bölgesel ve küresel fırtınalara rağmen Türkiye'nin Cumhurbaşkanı'nın dirayetli liderliği sayesinde dimdik ayakta kaldığını vurguladı.

EDİTÖRÜN NOTU: İliç altın madeni meselesi, Türkiye'nin kalkınma vizyonu ile ekolojik beka sorunu arasındaki o ince ve keskin çizginin tam kalbinde duruyor. Bir yanda küçük bir Anadolu ilçesinin tek ekonomik can damarı olan, binlerce eve ekmek götüren devasa bir endüstriyel tesis gerçeği var; diğer yanda ise 13 Şubat'ta o toprağın altında kalan 9 canımızın acısı... Madenin yeniden faaliyete geçmesi ekonomik açıdan ne kadar elzem görünse de, burada asıl mesele "her türlü çevresel tedbirin alınması" vaadinin kağıt üzerinde kalıp kalmayacağıdır. Yaşanan o büyük felaket, madencilikte güvenlik protokollerinin sadece birer prosedür olmadığını, ihmalin doğrudan can aldığı ve bir coğrafyayı zehirlediği gerçeğini bize en acı faturayla öğretti. İkinci dönem başlarken, devletin denetim mekanizmalarının bu kez siyanür havuzlarından veya üretim kotalarından değil, tartışmasız bir şekilde insan hayatından ve doğadan yana taraf olması tarihi bir zorunluluktur.

Kaynak: DHA

ÇOK OKUNAN

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.