Talaş Tozundan Naht Sanatına: Kastamonulu Ustanın Asırlık Mirası

Kastamonu'da 68 yaşındaki Mustafa Özeflanili, dedesinden miras kalan asırlık naht sanatını evinin kilerinde yaşatarak ahşaba ruh üflüyor.

Haber Giriş Tarihi: 11.03.2026 11:00
Haber Güncellenme Tarihi: 11.03.2026 11:00
Muhabir: Yasin Köz
Talaş Tozundan Naht Sanatına: Kastamonulu Ustanın Asırlık Mirası

Kastamonu'nun sessiz bir sokağında, mütevazı bir evin kilerinden etrafa yayılan ceviz ağacı ve taze talaş kokusu, bir asırlık aile mirasının hala nefes aldığını müjdeliyor. Henüz ilkokul çağlarındayken dedesinin atölyesindeki yerleri süpürerek ahşabın tozunu yutan 68 yaşındaki Mustafa Özeflanili, bugün oymacılık (naht) sanatının yaşayan en kıymetli temsilcilerinden biri olarak tezgâhının başında ter döküyor. Sert ceviz ağacını nasırlı ama zarif elleriyle nakış nakış işleyen yarım asırlık usta, dedesinden devraldığı manevi bayrağı, kıl testeresinin her bir darbesinde geleceğe taşıyor.

TALAŞLARI SÜPÜREREK BAŞLAYAN 40 YILLIK SERÜVEN

Çocukluk yıllarında başlayan ahşap sevdasının nasıl köklü bir tutkuya dönüştüğünü anlatan usta sanatçı Özeflanili, dedesinden kalan hatıraları ve mesleğe adım attığı o ilk günleri kendi kelimeleriyle şöyle aktarıyor:

"Evimizin giriş katında dedem oymacılık yapardı, babam da marangozluk yapardı. Babam daha sonra atölyesini sanayi çarşısına taşıdı. Ben de ilkokul dönemimde bu atölyedeki talaşları süpürerek başladım. Okulun tatil olduğu zamanlarda sürekli babamın yanında marangozluk yaptım. Askere gidene kadar devam ettim. Askerden dönünce babamla beraber mobilya imalatına başladık. 1984 yılında da dedemin yanında oymacılığa başladım. 40 yılı aşkın süredir bu mesleği devam ettiriyorum. Dedem 1960 yılların başında bu işe başladı. İlk işi Sarıömer köyüne mimber ve vaaz kürsüsü yaptı. Ben de son olarak aynı caminin mihrap ile kapısını yaptım."

ÖLENE KADAR BU TEZGAHIN BAŞINDAYIM

Geçirdiği sağlık sorunlarına rağmen ahşaptan kopamayan ve pandemi döneminde evinin kilerini bir sanat merkezine dönüştüren Özeflanili, kaybolmaya yüz tutan çıraklık kültürüne dair hüznünü ve mesleğine olan sarsılmaz bağlılığını şu sözlerle ifade ediyor:

"1995 yılında dedem rahmetli oldu. Eski evimiz yıpranmıştı, bu binayı yaptık. Pandemi döneminden önce sağlık sorunlarından dolayı bir süre mesleğe ara verdim. Burası kilerdi, pandemi döneminde tekrar işe başlayınca burayı düzenleyerek burada devam ediyorum. Ölene kadar da bu mesleği sürdüreceğim. Daha önceki imalatlarımızda cami işleri vardı, mimber, mihrap, vaaz kürsüsü, müezzin mahfili gibi işler yaptık. Şimdi sadece ayet-i kerime yazılı tablolar üretiyorum. Mimber yaptığım zamanlarda yaklaşık 10 tane çırağım vardı ama şimdi sadece 1 tanesi bu iş üzerinde çalışıyor."

ABDESTSİZ AHŞABA EL SÜRMÜYOR

Naht sanatının sadece el becerisi değil, aynı zamanda derin bir maneviyat ve çelik gibi bir sabır gerektirdiğini vurgulayan Özeflanili, ayet-i kerimeleri ağaca işlerken büründüğü ruh halini şu etkileyici cümlelerle özetliyor:

"Bu iş benim için verilmiş bir nimet. Bunu bırakma imkanım yok. Bu işi severek yapıyorum. İşimi yaparken mutlaka abdestli oluyoruz, abdestsiz elimizi sürmüyoruz. Sabır isteyen bir iş. Bir tahtayı alıyorsunuz ve 2-3 gün berabersiniz. Sabretmek gerekiyor."

Kaynak: İHA

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.