Yozgat’ın Sorgun ilçesine bağlı Çiğdemli Kasabası’nda nesilden nesile aktarılan saya çörek, özellikle kış aylarında soba başında pişirilerek aile sofralarında yerini alıyor.
Haber Giriş Tarihi: 14.02.2026 08:04
Haber Güncellenme Tarihi: 14.02.2026 08:04
Muhabir:
Saliha Kara
Yozgat denildiğinde akla gelen ilk lezzetlerden biri olan saya çörek, özellikle kırsal mahallelerde geleneksel yöntemlerle yaşatılmaya devam ediyor. Un, süt, su, tuz ve maya ile hazırlanan hamur; dinlendirildikten sonra yağlanıp yeniden yoğruluyor, bezeler haline getirilerek tepsiye diziliyor ve sobada odun ateşinde pişiriliyor.
Sorgun ilçesine bağlı Çiğdemli Kasabası’nda yaşayan Saime Sungur, saya çörek yapmayı annesinden öğrendiğini belirterek geleneği sürdürdüğünü söyledi. Sungur, yoğurduğu hamuru yaklaşık bir saat dinlendirdikten sonra yağlayıp sobada pişirdiklerini ifade etti. “Kış günlerinde tüketiriz. Kendimize de yaparız, misafirimize de” dedi.
Soba Başında Pişen Kültür
Saya çörek, yalnızca bir hamur işi değil; aynı zamanda Yozgat’ın kırsal yaşam kültürünün bir parçası. Odun ateşinde pişirilmesi, ona hem farklı bir aroma hem de nostaljik bir değer katıyor.
91 yaşındaki Hanife Sungur ise geçmişte daha kalabalık sofralarda saya çörek yediklerini anlattı. Sac üzerinde pişirilen çöreklerin bayram sofralarında işçiler ve çobanlarla birlikte paylaşıldığını belirten Sungur, o günlerin birlik ve dayanışma ruhunu hatırlattı.
Nesilden Nesile Aktarılan Tarif
Sanayileşme ve hazır gıda kültürünün yaygınlaşmasına rağmen saya çörek, özellikle kırsal bölgelerde ev yapımı olarak varlığını sürdürüyor. Aile büyüklerinden öğrenilen tarifler, bugün genç kuşaklara aktarılmaya devam ediyor.
Yozgat’ta saya çörek, yalnızca kahvaltıların değil; misafir ağırlamanın, kış akşamlarının ve bayram sofralarının da vazgeçilmezleri arasında yer alıyor.
Editör Notu
Yerel mutfaklar, şehirlerin hafızasıdır. Saya çörek gibi geleneksel tarifler yalnızca damak tadını değil, aynı zamanda paylaşma kültürünü de yaşatır. Bu tür değerlerin sürdürülebilirliği, genç kuşakların sahiplenmesiyle mümkün olacak.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Yozgat’ta Kış Sofralarının Vazgeçilmezi
Yozgat’ın Sorgun ilçesine bağlı Çiğdemli Kasabası’nda nesilden nesile aktarılan saya çörek, özellikle kış aylarında soba başında pişirilerek aile sofralarında yerini alıyor.
Yozgat denildiğinde akla gelen ilk lezzetlerden biri olan saya çörek, özellikle kırsal mahallelerde geleneksel yöntemlerle yaşatılmaya devam ediyor. Un, süt, su, tuz ve maya ile hazırlanan hamur; dinlendirildikten sonra yağlanıp yeniden yoğruluyor, bezeler haline getirilerek tepsiye diziliyor ve sobada odun ateşinde pişiriliyor.
Sorgun ilçesine bağlı Çiğdemli Kasabası’nda yaşayan Saime Sungur, saya çörek yapmayı annesinden öğrendiğini belirterek geleneği sürdürdüğünü söyledi. Sungur, yoğurduğu hamuru yaklaşık bir saat dinlendirdikten sonra yağlayıp sobada pişirdiklerini ifade etti. “Kış günlerinde tüketiriz. Kendimize de yaparız, misafirimize de” dedi.
Soba Başında Pişen Kültür
Saya çörek, yalnızca bir hamur işi değil; aynı zamanda Yozgat’ın kırsal yaşam kültürünün bir parçası. Odun ateşinde pişirilmesi, ona hem farklı bir aroma hem de nostaljik bir değer katıyor.
91 yaşındaki Hanife Sungur ise geçmişte daha kalabalık sofralarda saya çörek yediklerini anlattı. Sac üzerinde pişirilen çöreklerin bayram sofralarında işçiler ve çobanlarla birlikte paylaşıldığını belirten Sungur, o günlerin birlik ve dayanışma ruhunu hatırlattı.
Nesilden Nesile Aktarılan Tarif
Sanayileşme ve hazır gıda kültürünün yaygınlaşmasına rağmen saya çörek, özellikle kırsal bölgelerde ev yapımı olarak varlığını sürdürüyor. Aile büyüklerinden öğrenilen tarifler, bugün genç kuşaklara aktarılmaya devam ediyor.
Yozgat’ta saya çörek, yalnızca kahvaltıların değil; misafir ağırlamanın, kış akşamlarının ve bayram sofralarının da vazgeçilmezleri arasında yer alıyor.
Editör Notu
Yerel mutfaklar, şehirlerin hafızasıdır. Saya çörek gibi geleneksel tarifler yalnızca damak tadını değil, aynı zamanda paylaşma kültürünü de yaşatır. Bu tür değerlerin sürdürülebilirliği, genç kuşakların sahiplenmesiyle mümkün olacak.
Kaynak: İHA
Ergan Dağı'nda 'Yarasa Adam'dan Türk Bayraklı Ekstrem Atlayış
Kadınlar Gününde Doğayla İç İçe Sağlık ve Sanat Molası
Türkiye'nin Yem Bitkisi Üretim Haritasında Zirvenin Sahibi Belli Oldu
Giresun Keşap'ta Kadınlar Karabulduk Kilimleriyle Tarihi Yaşatıyor
Kültür ve Turizm Bakanlığı'nda Üst Düzey Atama: Erzincanlı Özveren Yeni Görevinde
Sivaslı Kadın Kendi Mutfağında Başladığı Boyacılıkta 400 Evi Yeniledi
ÇOK OKUNAN