12 Metrekarede Devleşen Sanat: Korktuğu Metali Dünyaya İhraç Ediyor
12 Metrekarede Devleşen Sanat: Korktuğu Metali Dünyaya İhraç Ediyor
İstanbul'un karmaşasını ardında bırakıp Sakarya'ya yerleşen 30 yaşındaki Gülfidan Soyuğur, üniversite yıllarında dokunmaktan bile çekindiği metalden ürettiği devasa heykellerle uluslararası bir başarı öyküsü yazıyor.
Haber Giriş Tarihi: 17.03.2026 17:00
Haber Güncellenme Tarihi: 17.03.2026 17:00
Muhabir:
Yasin Köz
İstanbul'un karmaşasını ardında bırakıp Sakarya'ya yerleşen 30 yaşındaki Gülfidan Soyuğur, üniversite yıllarında dokunmaktan bile çekindiği metalden ürettiği devasa heykellerle uluslararası bir başarı öyküsü yazıyor.
Büyük şehirlerin boğucu temposundan kaçıp hayallerinin peşinden gitme cesareti gösterenlerin hikayesi her zaman ilham vericidir. Yaklaşık iki buçuk yıl önce doğup büyüdüğü İstanbul'a veda ederek Sakarya'nın Akyazı ilçesine yerleşen heykel sanatçısı Gülfidan Soyuğur'un serüveni de tam olarak böyle başlıyor. Kurduğu 12 metrekarelik mütevazı atölyesinde sınırları zorlayan genç sanatçı, soğuk ve sert metal levhaları estetik sanat eserlerine dönüştürüyor. Üniversite eğitiminin ilk yıllarında metal malzemeden adeta korktuğunu ve atölyesinin yanından bile geçemediğini itiraf eden Soyuğur, bugün o korkularının üzerine giderek şekillendirdiği devasa heykelleriyle hem Türkiye'de hem de yurt dışında adından söz ettiriyor.
ÇELİK İRADE VE PARÇADAN BÜTÜNE SANAT
Genç sanatçının metalle olan ilişkisi ve üretim felsefesi, aslında onun hayata karşı duruşunu da özetliyor. Soyuğur'un sanat serüvenindeki dönüm noktaları ve modern üretim dinamikleri şu detaylarla öne çıkıyor:
Üniversitede ahşap, mermer ve metal gibi farklı disiplinleri deneyimlerken en çok korktuğu alan olan metali, sırf bu zorluğun üstesinden gelebilmek için bilinçli olarak seçmesi kariyerinin ilk büyük adımı oluyor.
Mermer yontuculuğunun aksine metalin hataları affeden yapısı, sanatçıya "parçadan bütüne" gitme özgürlüğü tanıyor; yanlış kaynatılan bir parça kesilip yeniden kusursuzca şekillendirilebiliyor.
Sadece 12 metrekarelik ve 3 metre tavan yüksekliğine sahip bir alanda, tavanla neredeyse sıfıra sıfır temas eden 3 metrelik devasa eserler ortaya çıkarılıyor.
Üretim süreci geleneksel yöntemlerle sınırlı kalmıyor; kağıt üzerindeki tasarımlar VR (sanal gerçeklik) gözlükleriyle üç boyutlu olarak modellendikten sonra atölyedeki o zorlu kaynak ve büküm mesaisi başlıyor.
İETT OTOBÜSÜNDEN KIBRIS VE ALMANYA'YA UZANAN GURUR
Tasarımdan üretime kadar geçen süresi bazen altı ayı bulan bu eşsiz eserlerin her biri, seri üretimden uzak, tek ve özgün birer sanat eseri kimliği taşıyor. Boyutuna ve kullanılan malzemesine göre 2 bin ile 12 bin dolar arasında alıcı bulan bu heykeller; bugün Alaçatı sokaklarından Almanya ve Kıbrıs'taki özel koleksiyonlara kadar geniş bir coğrafyada sergileniyor. Kariyerindeki o ilk kırılma anını, İstanbul'da bir İETT otobüsündeyken ilk ahşap heykelinin satıldığını ve ödül aldığını öğrenerek döktüğü sevinç gözyaşlarıyla hatırlayan Soyuğur, elde ettiği bu başarıyla kadınların inandıkları takdirde her şeyi başarabileceğini tüm topluma kanıtlıyor. Ağır sanayi işçiliğini aratmayan bu zorlu zanaatı başarıyla icra eden genç yeteneğin şimdiki en büyük hayali ise, bir kamyonun kasasını mobil sanat atölyesine dönüştürerek sanata erişimi olmayan köy çocuklarını o büyülü dünyayla tanıştırmak.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
12 Metrekarede Devleşen Sanat: Korktuğu Metali Dünyaya İhraç Ediyor
İstanbul'un karmaşasını ardında bırakıp Sakarya'ya yerleşen 30 yaşındaki Gülfidan Soyuğur, üniversite yıllarında dokunmaktan bile çekindiği metalden ürettiği devasa heykellerle uluslararası bir başarı öyküsü yazıyor.
İstanbul'un karmaşasını ardında bırakıp Sakarya'ya yerleşen 30 yaşındaki Gülfidan Soyuğur, üniversite yıllarında dokunmaktan bile çekindiği metalden ürettiği devasa heykellerle uluslararası bir başarı öyküsü yazıyor.
Büyük şehirlerin boğucu temposundan kaçıp hayallerinin peşinden gitme cesareti gösterenlerin hikayesi her zaman ilham vericidir. Yaklaşık iki buçuk yıl önce doğup büyüdüğü İstanbul'a veda ederek Sakarya'nın Akyazı ilçesine yerleşen heykel sanatçısı Gülfidan Soyuğur'un serüveni de tam olarak böyle başlıyor. Kurduğu 12 metrekarelik mütevazı atölyesinde sınırları zorlayan genç sanatçı, soğuk ve sert metal levhaları estetik sanat eserlerine dönüştürüyor. Üniversite eğitiminin ilk yıllarında metal malzemeden adeta korktuğunu ve atölyesinin yanından bile geçemediğini itiraf eden Soyuğur, bugün o korkularının üzerine giderek şekillendirdiği devasa heykelleriyle hem Türkiye'de hem de yurt dışında adından söz ettiriyor.
ÇELİK İRADE VE PARÇADAN BÜTÜNE SANAT
Genç sanatçının metalle olan ilişkisi ve üretim felsefesi, aslında onun hayata karşı duruşunu da özetliyor. Soyuğur'un sanat serüvenindeki dönüm noktaları ve modern üretim dinamikleri şu detaylarla öne çıkıyor:
Üniversitede ahşap, mermer ve metal gibi farklı disiplinleri deneyimlerken en çok korktuğu alan olan metali, sırf bu zorluğun üstesinden gelebilmek için bilinçli olarak seçmesi kariyerinin ilk büyük adımı oluyor.
Mermer yontuculuğunun aksine metalin hataları affeden yapısı, sanatçıya "parçadan bütüne" gitme özgürlüğü tanıyor; yanlış kaynatılan bir parça kesilip yeniden kusursuzca şekillendirilebiliyor.
Sadece 12 metrekarelik ve 3 metre tavan yüksekliğine sahip bir alanda, tavanla neredeyse sıfıra sıfır temas eden 3 metrelik devasa eserler ortaya çıkarılıyor.
Üretim süreci geleneksel yöntemlerle sınırlı kalmıyor; kağıt üzerindeki tasarımlar VR (sanal gerçeklik) gözlükleriyle üç boyutlu olarak modellendikten sonra atölyedeki o zorlu kaynak ve büküm mesaisi başlıyor.
İETT OTOBÜSÜNDEN KIBRIS VE ALMANYA'YA UZANAN GURUR
Tasarımdan üretime kadar geçen süresi bazen altı ayı bulan bu eşsiz eserlerin her biri, seri üretimden uzak, tek ve özgün birer sanat eseri kimliği taşıyor. Boyutuna ve kullanılan malzemesine göre 2 bin ile 12 bin dolar arasında alıcı bulan bu heykeller; bugün Alaçatı sokaklarından Almanya ve Kıbrıs'taki özel koleksiyonlara kadar geniş bir coğrafyada sergileniyor. Kariyerindeki o ilk kırılma anını, İstanbul'da bir İETT otobüsündeyken ilk ahşap heykelinin satıldığını ve ödül aldığını öğrenerek döktüğü sevinç gözyaşlarıyla hatırlayan Soyuğur, elde ettiği bu başarıyla kadınların inandıkları takdirde her şeyi başarabileceğini tüm topluma kanıtlıyor. Ağır sanayi işçiliğini aratmayan bu zorlu zanaatı başarıyla icra eden genç yeteneğin şimdiki en büyük hayali ise, bir kamyonun kasasını mobil sanat atölyesine dönüştürerek sanata erişimi olmayan köy çocuklarını o büyülü dünyayla tanıştırmak.
Kaynak: İHA
Türk Bisikletinde 2026 Heyecanı: Dev Takvim ve Uluslararası Vizyon
Yetiştiricilere Hayati Uyarı: Yavru Kayıplarına Son
12 Metrekarede Devleşen Sanat: Korktuğu Metali Dünyaya İhraç Ediyor
Gaziantep'te Bayram Bereketi: Kerebiç ve Kurabiye Mesaisi Başladı
Konya Hadim'de Asırlık Bayram Geleneği: Külçe Tatlısı Zamana Direniyor
Çorap Satarken Tarih Dersi Veriyor: Sivas'ın Gönüllü Rehberi
ÇOK OKUNAN