2026 Ekonomik Görünümü: Faiz Politikaları Yetersiz, Yapısal Reform Zorunlu
2026 Ekonomik Görünümü: Faiz Politikaları Yetersiz, Yapısal Reform Zorunlu
İstinye Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Caner Özdurak, 2026 yılında Türkiye ekonomisinin düşük katma değerli büyüme ve fiyat yapışkanlığı sorunlarıyla karşı karşıya olduğunu belirtti.
Haber Giriş Tarihi: 02.01.2026 21:18
Haber Güncellenme Tarihi: 02.01.2026 21:20
Kaynak:
Faselis
İstinye Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Caner Özdurak, 2026 yılı ekonomik görünümünü değerlendirdi. Özdurak’a göre, mevcut faiz politikalarının tek başına enflasyonu kalıcı biçimde düşürme gücü sınırlı. Türkiye ekonomisi, düşük katma değerli büyüme modeli ve fiyat yapışkanlığı sorunları nedeniyle yapısal bir dönüşüme ihtiyaç duyuyor.
Doç. Dr. Özdurak, özellikle hizmet sektöründeki kontrolsüz fiyat artışlarının enflasyonda yapışkanlık yarattığını ve mücadeleyi zorlaştırdığını söyledi. “Konut, eğitim ve sağlık harcamalarındaki yüksek artışlar, vatandaşın bütçesini zorlarken enflasyonu da kalıcı kılıyor. Faiz indirimleri sınırlı etki yapabilir ancak yapısal reformlar hayati önem taşıyor” dedi.
Düşük nitelikli büyüme modelinin kur istikrarını tehdit ettiğine dikkat çeken Özdurak, “Büyümenin lokomotifi inşaat ve finans gibi düşük verimli sektörler. Kaynaklar inovasyona değil, spekülatif kazançlara yöneliyor. Bu da sürdürülebilir döviz girişi ve kur istikrarını olumsuz etkiliyor” ifadelerini kullandı.
Küresel sermaye akışının da Türkiye ekonomisini doğrudan etkilediğini belirten Özdurak, ABD Merkez Bankası (Fed) faiz kararlarının gelişmekte olan ülkelerde sermaye çıkışını sürdürdüğünü söyledi. Özdurak, “Orta vadede faizler nötr seviyeye yakın bir noktaya gelecek olsa da yabancı yatırımcının Türkiye’ye ilgisi, ülkenin iç dinamikleri ve makroekonomik stratejisine bağlı olacak” dedi.
2026’dan beklentisinin, mevcut durumun ötesine geçen nitelikli bir ekonomik mücadele başlatılması olduğunu vurgulayan Özdurak, “TÜİK’in metodolojik değişiklikleri uluslararası uyumu artırsa da, gelir dağılımı bozukluğu ve temel ihtiyaç fiyatlarındaki artış hissedilen enflasyonu resmi rakamların üzerinde tutabilir. Türkiye’nin temel sorunu, para politikasıyla çözülemeyecek kadar derin olan yapısal sorunlardır” açıklamasını yaptı.
Özdurak, ekonomik strateji ve sanayi politikalarında köklü reformların hayata geçirilmemesi halinde enflasyonun yüzde 20 civarının altına inmesinin zor olacağını ifade etti ve Türkiye ekonomisinin öncelikli olarak nitelikli büyüme ve fiyat istikrarını sağlayacak yapısal reformlara odaklanması gerektiğini belirtti.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
2026 Ekonomik Görünümü: Faiz Politikaları Yetersiz, Yapısal Reform Zorunlu
İstinye Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Caner Özdurak, 2026 yılında Türkiye ekonomisinin düşük katma değerli büyüme ve fiyat yapışkanlığı sorunlarıyla karşı karşıya olduğunu belirtti.
İstinye Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Caner Özdurak, 2026 yılı ekonomik görünümünü değerlendirdi. Özdurak’a göre, mevcut faiz politikalarının tek başına enflasyonu kalıcı biçimde düşürme gücü sınırlı. Türkiye ekonomisi, düşük katma değerli büyüme modeli ve fiyat yapışkanlığı sorunları nedeniyle yapısal bir dönüşüme ihtiyaç duyuyor.
Doç. Dr. Özdurak, özellikle hizmet sektöründeki kontrolsüz fiyat artışlarının enflasyonda yapışkanlık yarattığını ve mücadeleyi zorlaştırdığını söyledi. “Konut, eğitim ve sağlık harcamalarındaki yüksek artışlar, vatandaşın bütçesini zorlarken enflasyonu da kalıcı kılıyor. Faiz indirimleri sınırlı etki yapabilir ancak yapısal reformlar hayati önem taşıyor” dedi.
Düşük nitelikli büyüme modelinin kur istikrarını tehdit ettiğine dikkat çeken Özdurak, “Büyümenin lokomotifi inşaat ve finans gibi düşük verimli sektörler. Kaynaklar inovasyona değil, spekülatif kazançlara yöneliyor. Bu da sürdürülebilir döviz girişi ve kur istikrarını olumsuz etkiliyor” ifadelerini kullandı.
Küresel sermaye akışının da Türkiye ekonomisini doğrudan etkilediğini belirten Özdurak, ABD Merkez Bankası (Fed) faiz kararlarının gelişmekte olan ülkelerde sermaye çıkışını sürdürdüğünü söyledi. Özdurak, “Orta vadede faizler nötr seviyeye yakın bir noktaya gelecek olsa da yabancı yatırımcının Türkiye’ye ilgisi, ülkenin iç dinamikleri ve makroekonomik stratejisine bağlı olacak” dedi.
2026’dan beklentisinin, mevcut durumun ötesine geçen nitelikli bir ekonomik mücadele başlatılması olduğunu vurgulayan Özdurak, “TÜİK’in metodolojik değişiklikleri uluslararası uyumu artırsa da, gelir dağılımı bozukluğu ve temel ihtiyaç fiyatlarındaki artış hissedilen enflasyonu resmi rakamların üzerinde tutabilir. Türkiye’nin temel sorunu, para politikasıyla çözülemeyecek kadar derin olan yapısal sorunlardır” açıklamasını yaptı.
Özdurak, ekonomik strateji ve sanayi politikalarında köklü reformların hayata geçirilmemesi halinde enflasyonun yüzde 20 civarının altına inmesinin zor olacağını ifade etti ve Türkiye ekonomisinin öncelikli olarak nitelikli büyüme ve fiyat istikrarını sağlayacak yapısal reformlara odaklanması gerektiğini belirtti.
Kaynak: Faselis
En Çok Okunan Haberler