Diyalizin Korkunç Bedeli: Bir Seansta 200 Litre Su Çöpe Gidiyor
Diyalizin Korkunç Bedeli: Bir Seansta 200 Litre Su Çöpe Gidiyor
Türk Böbrek Vakfı, 1800 pet şişeden yaptığı dev maketle diyaliz tedavisinin tükettiği devasa su miktarına ve çevre kirliliğine dikkat çekti.
Haber Giriş Tarihi: 13.03.2026 01:05
Haber Güncellenme Tarihi: 13.03.2026 01:05
Muhabir:
Yasin Köz
Türkiye'de sayıları 72 bini bulan son dönem kronik böbrek yetmezliği hastalarının verdiği yaşam mücadelesi, sadece bireysel bir sağlık sorunu olmaktan çıkıp devasa bir çevre krizine dönüşüyor. Dünya Böbrek Günü etkinlikleri kapsamında sahaya inen Türk Böbrek Vakfı, vatandaşların karşısına ezber bozan bir manzarayla çıktı. Tam 1800 adet kullanılmış pet şişenin bir araya getirilmesiyle oluşturulan 2,5 metre yüksekliğinde ve 150 kilogram ağırlığındaki dev böbrek maketi, hem plastik tüketiminin doğaya verdiği zararı hem de diyaliz tedavisinin görünmeyen o korkunç çevresel faturasını çarpıcı bir şekilde gözler önüne serdi.
DİYALİZİN GÖRÜNMEYEN ÇEVRESEL FATURASI
Hastalığın bedensel yükünün yanı sıra doğal kaynaklar üzerinde yarattığı tahribata dikkat çeken Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, bir hastanın hayatta kalabilmek için ihtiyaç duyduğu su miktarını rakamlarla açıklayarak şu acı tabloyu tırnak içinde aktardı:
"Bu hastaların yaklaşık 69 bini hemodiyaliz, 3 bini ise periton diyalizi tedavisi ile yaşamını sürdürüyor. Hemodiyaliz tedavisinde kullanılan su miktarı ise konunun çevresel boyutunu ortaya koyuyor. Bir hastanın 4 saatlik tek bir hemodiyaliz seansında en az 200 litre şebeke suyu kullanılıyor. Türkiye genelinde yılda yaklaşık 2-2,5 milyon ton su, bu tedavi sürecinde kullanıldıktan sonra atığa dönüşüyor."
Suyun giderek azaldığı bu çağda, hastalığı önlemenin aslında doğayı korumakla eşdeğer olduğunu vurgulayan Erk, "Böbreklerimizi korumak aslında doğal kaynaklarımızı korumaktır. İklim değişikliği ve su kaynaklarının giderek azalması, suyun değerini her zamankinden daha önemli hale getiriyor. Günlük 2-2,5 litre su tüketimi gibi basit alışkanlıklar hem böbrek sağlığımızı koruyabilir hem de sağlık sistemindeki büyük yükün önüne geçebilir" ifadelerini kullandı.
SAĞLIKLI BÖBREĞİN TEMELİ ÇOCUKLUKTA ATILIYOR
Sinsi ilerleyen bu hastalığın küresel bir salgına dönüştüğünü belirten İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Prof. Dr. Nur Canpolat ise, çözümün yetişkinlikte değil, çocukluk çağında atılacak adımlarda gizli olduğunu şu sözlerle vurguladı:
"Dünya genelinde yaklaşık her 10 kişiden birinde kronik böbrek hastalığı bulunuyor. Türkiye’de ise her 6-7 yetişkinden biri böbrek hastalığı riski taşıyor. Ancak böbrek sağlığının temelleri çocukluk döneminde atılır. Yeterli su tüketimi, sağlıklı beslenme, tuz ve paketli gıdaların azaltılması, fiziksel aktivite ve gereksiz ilaç kullanımından kaçınmak böbrek sağlığını korumada büyük önem taşır."
VÜCUDUN KUSURSUZ SÜZGECİ VE KORUMA YOLLARI
Bedenimizin en fedakar işçileri olan böbreklerin olağanüstü mesaisini anlatan Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Nadir Alpay ise, organın hayati işlevlerini ve korunma yöntemlerini şu şekilde sıraladı:
"Kanı sürekli temizlemek (her gün yaklaşık 180 litre kan böbreklerden süzülür), vücudun su dengesini sağlamak(böbrekler vücuttaki su miktarını ayarlar), mineral ve tuz dengesini düzenlemek, kan basıncını (tansiyonu) kontrol etmek, kırmızı kan hücresi üretimine yardım etmek ve kemik sağlığını korumak böbreklerin önemli görevleridir. Böbrekleri dolayısı genel sağlık halini korumak için kazanılması gereken basit ama önemli alışkanlıklar vardır. Bu alışkanlıklara dikkat etmek ve de yıllık olarak böbrek kan tahlillerinin rutin olarak yapılması, böbrek hastalıkları anlamında koruma sağlayacaktır."
Sonuç olarak; meydanlarda sergilenen o devasa pet şişe maketi, aslında hepimize çok net bir mesaj veriyor. İçtiğimiz bir bardak suyun, yediğimiz paketli bir gıdanın sadece kendi bedenimize değil, milyonlarca ton temiz suyun atığa dönüşmesiyle tüm gezegene kesilmiş bir faturası var. Bedenin süzgecini korumak, artık sadece kişisel bir sağlık tercihi değil; kurumaya yüz tutan dünyamız için omuzlamamız gereken en hayati insanlık görevlerinden biri olarak karşımızda duruyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Diyalizin Korkunç Bedeli: Bir Seansta 200 Litre Su Çöpe Gidiyor
Türk Böbrek Vakfı, 1800 pet şişeden yaptığı dev maketle diyaliz tedavisinin tükettiği devasa su miktarına ve çevre kirliliğine dikkat çekti.
Türkiye'de sayıları 72 bini bulan son dönem kronik böbrek yetmezliği hastalarının verdiği yaşam mücadelesi, sadece bireysel bir sağlık sorunu olmaktan çıkıp devasa bir çevre krizine dönüşüyor. Dünya Böbrek Günü etkinlikleri kapsamında sahaya inen Türk Böbrek Vakfı, vatandaşların karşısına ezber bozan bir manzarayla çıktı. Tam 1800 adet kullanılmış pet şişenin bir araya getirilmesiyle oluşturulan 2,5 metre yüksekliğinde ve 150 kilogram ağırlığındaki dev böbrek maketi, hem plastik tüketiminin doğaya verdiği zararı hem de diyaliz tedavisinin görünmeyen o korkunç çevresel faturasını çarpıcı bir şekilde gözler önüne serdi.
DİYALİZİN GÖRÜNMEYEN ÇEVRESEL FATURASI
Hastalığın bedensel yükünün yanı sıra doğal kaynaklar üzerinde yarattığı tahribata dikkat çeken Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, bir hastanın hayatta kalabilmek için ihtiyaç duyduğu su miktarını rakamlarla açıklayarak şu acı tabloyu tırnak içinde aktardı:
"Bu hastaların yaklaşık 69 bini hemodiyaliz, 3 bini ise periton diyalizi tedavisi ile yaşamını sürdürüyor. Hemodiyaliz tedavisinde kullanılan su miktarı ise konunun çevresel boyutunu ortaya koyuyor. Bir hastanın 4 saatlik tek bir hemodiyaliz seansında en az 200 litre şebeke suyu kullanılıyor. Türkiye genelinde yılda yaklaşık 2-2,5 milyon ton su, bu tedavi sürecinde kullanıldıktan sonra atığa dönüşüyor."
Suyun giderek azaldığı bu çağda, hastalığı önlemenin aslında doğayı korumakla eşdeğer olduğunu vurgulayan Erk, "Böbreklerimizi korumak aslında doğal kaynaklarımızı korumaktır. İklim değişikliği ve su kaynaklarının giderek azalması, suyun değerini her zamankinden daha önemli hale getiriyor. Günlük 2-2,5 litre su tüketimi gibi basit alışkanlıklar hem böbrek sağlığımızı koruyabilir hem de sağlık sistemindeki büyük yükün önüne geçebilir" ifadelerini kullandı.
SAĞLIKLI BÖBREĞİN TEMELİ ÇOCUKLUKTA ATILIYOR
Sinsi ilerleyen bu hastalığın küresel bir salgına dönüştüğünü belirten İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Prof. Dr. Nur Canpolat ise, çözümün yetişkinlikte değil, çocukluk çağında atılacak adımlarda gizli olduğunu şu sözlerle vurguladı:
"Dünya genelinde yaklaşık her 10 kişiden birinde kronik böbrek hastalığı bulunuyor. Türkiye’de ise her 6-7 yetişkinden biri böbrek hastalığı riski taşıyor. Ancak böbrek sağlığının temelleri çocukluk döneminde atılır. Yeterli su tüketimi, sağlıklı beslenme, tuz ve paketli gıdaların azaltılması, fiziksel aktivite ve gereksiz ilaç kullanımından kaçınmak böbrek sağlığını korumada büyük önem taşır."
VÜCUDUN KUSURSUZ SÜZGECİ VE KORUMA YOLLARI
Bedenimizin en fedakar işçileri olan böbreklerin olağanüstü mesaisini anlatan Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Nadir Alpay ise, organın hayati işlevlerini ve korunma yöntemlerini şu şekilde sıraladı:
"Kanı sürekli temizlemek (her gün yaklaşık 180 litre kan böbreklerden süzülür), vücudun su dengesini sağlamak(böbrekler vücuttaki su miktarını ayarlar), mineral ve tuz dengesini düzenlemek, kan basıncını (tansiyonu) kontrol etmek, kırmızı kan hücresi üretimine yardım etmek ve kemik sağlığını korumak böbreklerin önemli görevleridir. Böbrekleri dolayısı genel sağlık halini korumak için kazanılması gereken basit ama önemli alışkanlıklar vardır. Bu alışkanlıklara dikkat etmek ve de yıllık olarak böbrek kan tahlillerinin rutin olarak yapılması, böbrek hastalıkları anlamında koruma sağlayacaktır."
Sonuç olarak; meydanlarda sergilenen o devasa pet şişe maketi, aslında hepimize çok net bir mesaj veriyor. İçtiğimiz bir bardak suyun, yediğimiz paketli bir gıdanın sadece kendi bedenimize değil, milyonlarca ton temiz suyun atığa dönüşmesiyle tüm gezegene kesilmiş bir faturası var. Bedenin süzgecini korumak, artık sadece kişisel bir sağlık tercihi değil; kurumaya yüz tutan dünyamız için omuzlamamız gereken en hayati insanlık görevlerinden biri olarak karşımızda duruyor.
Kaynak: İHA
Şarköy’de Duygulandıran Hikâye: Damadı Hayat Verdi
Aynı Hastanede Baba-Oğul: Van’da Duygusal Hikâye
Depremde Her Şeyini Kaybetti, Umudu Kaybetmedi
Direksiyon Başındaki Azim: 15 Yıldır Öğrencileri Taşıyor
Ankara'da Anlamlı Buluşma: Kadın Liderler İftar Sofrasında Dayanışmayı Büyüttü
Obezite Cerrahisinde Başarının Sırrı: Ameliyat Masasında Bitmeyen Tedavi
ÇOK OKUNAN