Yatırım Yoluyla Vatandaşlık Pazarı 100 Milyar Doları Aşıyor
Yatırım Yoluyla Vatandaşlık Pazarı 100 Milyar Doları Aşıyor
Yatırım yoluyla oturum ve vatandaşlık pazarı küresel ölçekte hızla büyürken, Türkiye’den gelen talep son dört yılda 10 kat artarak dikkat çekici bir ivme yakaladı.
Haber Giriş Tarihi: 26.01.2026 01:00
Haber Güncellenme Tarihi: 26.01.2026 01:00
Muhabir:
Saliha Kara
Küresel Pazar Hızla Genişliyor
Pandemi öncesinde yaklaşık 21,4 milyar dolar büyüklüğe sahip olan yatırım yoluyla oturum ve vatandaşlık pazarı, son yıllarda küresel ölçekte hızlı bir genişleme sürecine girdi. Uzmanlara göre artan jeopolitik riskler, sıkılaşan vergi politikaları ve servetin kuşaklar arası transferine yönelik planlamalar, yatırımcıların ülkeler arası alternatiflere yönelmesini hızlandırıyor.
Mevcut büyüme ivmesinin korunması halinde, pazar büyüklüğünün 2026 yılı itibarıyla 100 milyar dolar eşiğini aşması bekleniyor. Bu küresel eğilim içinde Türkiye kaynaklı yatırımcı talebi, artış hızıyla öne çıkıyor.
“Türkiye’den Gelen Talep Dört Yılda 10 Kat Arttı”
Küresel pazardaki büyümeyi değerlendiren Level Immigration & Properties Danışmanlık Hizmetleri CEO’su Haitham Ahmet Alamarioğlu, Türkiye’den gelen yatırımcı ilgisinin son yıllarda çarpıcı bir şekilde arttığını belirtti.
Alamarioğlu, “Pandemi öncesinde 21,4 milyar dolar seviyesinde olan yatırım yoluyla oturum ve vatandaşlık pazarı, bugün 2025 itibarıyla 100 milyar dolara yaklaşmış durumda. Mevcut ivme korunursa 2026’da bu seviyenin aşılması kaçınılmaz görünüyor,” ifadelerini kullandı.
Türkiye kaynaklı talebe ilişkin rakamları paylaşan Alamarioğlu, “2020 yılında Türkiye’den yurt dışındaki Golden Visa ve yatırım yoluyla vatandaşlık programlarına yönelen talebin parasal büyüklüğü yaklaşık 213 milyon dolardı. Son bir yıl içinde bu rakam 2,4 milyar doları aştı. Yıllık bazda 3 milyar dolara yaklaşan bu tablo, dört yıl içinde 10 katın üzerinde bir büyümeye işaret ediyor,” dedi.
Golden Visa Algısı Değişti
Yatırımcı motivasyonlarının da dönüşüm geçirdiğine dikkat çeken Alamarioğlu, Golden Visa ve benzeri programların artık yalnızca seyahat kolaylığı sağlayan araçlar olarak görülmediğini vurguladı.
“Geçmişte bu programlar daha çok vizesiz dolaşım ve ikinci adres arayışıyla tercih ediliyordu. Bugün ise siyasi ve ekonomik risklere karşı uzun vadeli bir güvenlik mekanizmasına dönüştü. Yatırımcılar artık pasaporttan ziyade hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik arıyor,” değerlendirmesinde bulundu.
Jeopolitik Riskler ve Vergisel Planlama Etkili
Küresel talep artışının arkasında birden fazla faktör bulunduğunu belirten Alamarioğlu, artan jeopolitik belirsizliklerin ve vergisel düzenlemelerin yatırımcı davranışlarını doğrudan etkilediğini ifade etti.
“Vergi politikalarındaki sıkılaşma, servetin kuşaklar arası transferine yönelik planlamalar ve küresel belirsizlik ortamı, yatırımcıları daha temkinli ve seçici hale getiriyor,” diyen Alamarioğlu, Türkiye’den gelen talebin de benzer gerekçelerle yükseldiğini kaydetti.
Rezerv para birimleriyle yatırım yapabilme imkânı, çocuklar için yurt dışında eğitim planlaması ve uzun vadeli vergisel yapılandırma ihtiyacının Türkiye kaynaklı ilgiyi artıran temel unsurlar arasında yer aldığı belirtildi.
Yunanistan, Portekiz ve Dubai Öne Çıkıyor
Türk yatırımcıların ülke tercihleri hakkında da bilgi veren Alamarioğlu, Avrupa ve Orta Doğu merkezli bir yoğunlaşma yaşandığını söyledi.
“Avrupa’da en çok Portekiz ve Yunanistan’a, Avrupa dışında ise Dubai’ye ciddi bir ilgi var. Ancak yatırımcılar için belirleyici olan yalnızca yatırım tutarı ya da başvuru şartları değil,” dedi.
“Hukuki Güvenlik Belirleyici Hale Geldi”
Program seçiminde çok boyutlu değerlendirme yapılması gerektiğini vurgulayan Alamarioğlu, yatırımcılara şu uyarılarda bulundu:
“Programın hukuki çerçevesi, uygulamadaki istikrarı, uzun vadeli sürdürülebilirliği ve olası mevzuat değişikliklerine karşı sunduğu öngörülebilirlik mutlaka dikkate alınmalı. Yatırımın hangi varlık üzerinden yapıldığı ve bu varlığın ilerleyen dönemde doğurabileceği yükümlülükler de karar sürecinin önemli parçalarıdır.”
Alamarioğlu, doğru ülke ve doğru yapı seçiminin artık kısa vadeli maliyet avantajlarından çok hukuki güvenlik ve şeffaf süreçler üzerinden şekillendiğini belirterek değerlendirmesini tamamladı.
Editör Notu
Yatırım yoluyla oturum ve vatandaşlık programları, küresel belirsizlik ortamında bireysel servetin korunması açısından stratejik bir enstrümana dönüşmüş durumda. Türkiye’den gelen talepteki hızlı artış, yatırımcı profilinin de değiştiğini gösteriyor. Bu alanda yapılacak tercihlerde finansal getiriden çok hukuki güvenlik ve sürdürülebilirliğin ön plana çıkması, önümüzdeki yıllarda pazarın yapısını daha da belirgin biçimde şekillendirecek.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Yatırım Yoluyla Vatandaşlık Pazarı 100 Milyar Doları Aşıyor
Yatırım yoluyla oturum ve vatandaşlık pazarı küresel ölçekte hızla büyürken, Türkiye’den gelen talep son dört yılda 10 kat artarak dikkat çekici bir ivme yakaladı.
Küresel Pazar Hızla Genişliyor
Pandemi öncesinde yaklaşık 21,4 milyar dolar büyüklüğe sahip olan yatırım yoluyla oturum ve vatandaşlık pazarı, son yıllarda küresel ölçekte hızlı bir genişleme sürecine girdi. Uzmanlara göre artan jeopolitik riskler, sıkılaşan vergi politikaları ve servetin kuşaklar arası transferine yönelik planlamalar, yatırımcıların ülkeler arası alternatiflere yönelmesini hızlandırıyor.
Mevcut büyüme ivmesinin korunması halinde, pazar büyüklüğünün 2026 yılı itibarıyla 100 milyar dolar eşiğini aşması bekleniyor. Bu küresel eğilim içinde Türkiye kaynaklı yatırımcı talebi, artış hızıyla öne çıkıyor.
“Türkiye’den Gelen Talep Dört Yılda 10 Kat Arttı”
Küresel pazardaki büyümeyi değerlendiren Level Immigration & Properties Danışmanlık Hizmetleri CEO’su Haitham Ahmet Alamarioğlu, Türkiye’den gelen yatırımcı ilgisinin son yıllarda çarpıcı bir şekilde arttığını belirtti.
Alamarioğlu, “Pandemi öncesinde 21,4 milyar dolar seviyesinde olan yatırım yoluyla oturum ve vatandaşlık pazarı, bugün 2025 itibarıyla 100 milyar dolara yaklaşmış durumda. Mevcut ivme korunursa 2026’da bu seviyenin aşılması kaçınılmaz görünüyor,” ifadelerini kullandı.
Türkiye kaynaklı talebe ilişkin rakamları paylaşan Alamarioğlu, “2020 yılında Türkiye’den yurt dışındaki Golden Visa ve yatırım yoluyla vatandaşlık programlarına yönelen talebin parasal büyüklüğü yaklaşık 213 milyon dolardı. Son bir yıl içinde bu rakam 2,4 milyar doları aştı. Yıllık bazda 3 milyar dolara yaklaşan bu tablo, dört yıl içinde 10 katın üzerinde bir büyümeye işaret ediyor,” dedi.
Golden Visa Algısı Değişti
Yatırımcı motivasyonlarının da dönüşüm geçirdiğine dikkat çeken Alamarioğlu, Golden Visa ve benzeri programların artık yalnızca seyahat kolaylığı sağlayan araçlar olarak görülmediğini vurguladı.
“Geçmişte bu programlar daha çok vizesiz dolaşım ve ikinci adres arayışıyla tercih ediliyordu. Bugün ise siyasi ve ekonomik risklere karşı uzun vadeli bir güvenlik mekanizmasına dönüştü. Yatırımcılar artık pasaporttan ziyade hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik arıyor,” değerlendirmesinde bulundu.
Jeopolitik Riskler ve Vergisel Planlama Etkili
Küresel talep artışının arkasında birden fazla faktör bulunduğunu belirten Alamarioğlu, artan jeopolitik belirsizliklerin ve vergisel düzenlemelerin yatırımcı davranışlarını doğrudan etkilediğini ifade etti.
“Vergi politikalarındaki sıkılaşma, servetin kuşaklar arası transferine yönelik planlamalar ve küresel belirsizlik ortamı, yatırımcıları daha temkinli ve seçici hale getiriyor,” diyen Alamarioğlu, Türkiye’den gelen talebin de benzer gerekçelerle yükseldiğini kaydetti.
Rezerv para birimleriyle yatırım yapabilme imkânı, çocuklar için yurt dışında eğitim planlaması ve uzun vadeli vergisel yapılandırma ihtiyacının Türkiye kaynaklı ilgiyi artıran temel unsurlar arasında yer aldığı belirtildi.
Yunanistan, Portekiz ve Dubai Öne Çıkıyor
Türk yatırımcıların ülke tercihleri hakkında da bilgi veren Alamarioğlu, Avrupa ve Orta Doğu merkezli bir yoğunlaşma yaşandığını söyledi.
“Avrupa’da en çok Portekiz ve Yunanistan’a, Avrupa dışında ise Dubai’ye ciddi bir ilgi var. Ancak yatırımcılar için belirleyici olan yalnızca yatırım tutarı ya da başvuru şartları değil,” dedi.
“Hukuki Güvenlik Belirleyici Hale Geldi”
Program seçiminde çok boyutlu değerlendirme yapılması gerektiğini vurgulayan Alamarioğlu, yatırımcılara şu uyarılarda bulundu:
“Programın hukuki çerçevesi, uygulamadaki istikrarı, uzun vadeli sürdürülebilirliği ve olası mevzuat değişikliklerine karşı sunduğu öngörülebilirlik mutlaka dikkate alınmalı. Yatırımın hangi varlık üzerinden yapıldığı ve bu varlığın ilerleyen dönemde doğurabileceği yükümlülükler de karar sürecinin önemli parçalarıdır.”
Alamarioğlu, doğru ülke ve doğru yapı seçiminin artık kısa vadeli maliyet avantajlarından çok hukuki güvenlik ve şeffaf süreçler üzerinden şekillendiğini belirterek değerlendirmesini tamamladı.
Editör Notu
Yatırım yoluyla oturum ve vatandaşlık programları, küresel belirsizlik ortamında bireysel servetin korunması açısından stratejik bir enstrümana dönüşmüş durumda. Türkiye’den gelen talepteki hızlı artış, yatırımcı profilinin de değiştiğini gösteriyor. Bu alanda yapılacak tercihlerde finansal getiriden çok hukuki güvenlik ve sürdürülebilirliğin ön plana çıkması, önümüzdeki yıllarda pazarın yapısını daha da belirgin biçimde şekillendirecek.
Haber Önerisi: İkinci Teras Yolda: Sadece Manzara Değil, Kahvaltı Keyfi de Olacak
Kaynak: Faselis