Ankara'da aradığı Neşet Ertaş kasetini bulamayınca sektöre giren Harun Han, 20 yıldır dijitalleşen dünyaya inat plakların nostaljik ruhunu dükkanında yaşatıyor.
Haber Giriş Tarihi: 15.03.2026 09:05
Haber Güncellenme Tarihi: 15.03.2026 09:05
Muhabir:
Yasin Köz
Dijital platformların müziği saniyeler içinde tüketilen sıradan bir meta haline getirdiği günümüz dünyasında, Ankara'da zamana meydan okuyan bir dükkan geçmişin izlerini bugüne taşıyor. Başkentte yaklaşık "20 sene civarı" bir süredir kaset ve plak dükkanı işleten Harun Han, iğnenin plağa temas ettiği o büyülü ve cızırtılı sesi yeni nesillerle buluşturmaya devam ediyor. Han'ın bu nostaljik sektöre adım atma hikayesi ise tamamen kişisel bir arayışa dayanıyor. Kendi dinlemek istediği "Neşet Ertaş'ın bazı kasetlerini" piyasada bulamaması üzerine yola çıkan ve kısa süre sonra kendisini "sektörün tam içindeyim" diyerek tanımladığı bir serüvenin merkezinde bulan Han, kaset ve plakların içinde barındırdığı ayrı hikayelere dikkat çekiyor. Son yıllarda özellikle genç kuşakların geçmişe ve nostaljiye "büyük bir yönelim" gösterdiğini vurgulayan esnaf, plakların ve makaralı bant sistemlerinin sunduğu ses kalitesinin dijital formatlardan çok daha yüksek olduğunu belirtiyor. Kaset ve plak kültürünün geleceğine dair oldukça net bir felsefeye sahip olan Han, "insanoğlu ne zaman yok olursa" bu kültürün de ancak o zaman biteceğine inanarak, insan var oldukça bu fiziksel müzik tutkusunun büyüyerek devam edeceğinin altını çiziyor.
CEM KARACA'DAN KALAN ÖZEL HATIRA
Zamana direnen bu nostaljik dükkan, sadece koleksiyonerlerin değil, toplumun her kesiminden insanın ve ünlü sanatçıların da uğrak noktası haline gelmiş durumda. Müşteri profilini "en garibanından en tepesine kadar" şeklinde özetleyen Han, Sagopa Kajmer ve Selçuk Balcı gibi tanınmış isimlerin de dükkanını sık sık ziyaret ettiğini belirtiyor. Ancak Han'ın hafızasında ve dükkanının duvarlarında en özel yeri tutan hatıra, Türk rock müziğinin efsanevi ismi Cem Karaca ile 1990'lı yıllarda Kızılay'da yaşadığı o ilginç karşılaşma. Yolda karşılaştığı usta sanatçıyla fotoğraf çektirmek isteyen ancak Karaca'nın her önüne gelenle fotoğraf çektiremeyeceğini söylemesi üzerine duruma bozulan Han, gençlik yıllarında ilk haftalığıyla onun kasetini aldığını belirterek "her önüne gelen kişilerden" olmadığını ifade etmiş. Bu içten sitem üzerine gönlü alınan ve Han için özel bir fotoğraf imzalayarak yakındaki bir büfeye bırakan Cem Karaca'nın o hatırası, bugün hala dükkanın en değerli köşelerinden birini süslüyor. Üstelik bu tatlı anı, Karaca'nın oğlu Emrah Karaca ile de paylaşılmış ve ailenin dükkanla olan manevi bağı günümüze kadar taşınmış.
PİYASADAKİ SAHTE ÜRÜNLER VE ORİJİNALİN KIYMETİ
Müzik tarihinin bekçiliğini yapmanın manevi hazzı büyük olsa da, Han bu mesleğin arka planındaki zorlukları da gizlemiyor. Yaptıkları işi "çok zor, yıpratıcı" olarak tanımlayan tecrübeli esnaf, piyasadaki en büyük problemin giderek artan sahte ürünler olduğunu vurguluyor. Nadir bulunan eserlerin orijinallerine ulaşmanın ciddi bir emek gerektirdiğini belirten Han, özellikle genç müşterilere yirmi liralık sahte bir ürün ile yüz liralık orijinal bir plak arasındaki kalite ve değer farkını anlatmanın "bazen çok yoruyor" olduğunu dile getiriyor. Tüm bu ticari zorlukların ve yorgunlukların ötesinde Han'ın en büyük gayesi ise kültürel mirasın korunması. Dükkanından içeri giren herkese "sağlıklı, mutlu, huzurlu ve müzikli" bir dünya dileyen Han, Neşet Ertaş, Mahzuni Şerif ve Selda Bağcan gibi Türk halk müziğinin temel taşlarını oluşturan büyük değerlerin yeni nesiller tarafından kesinlikle unutulmamasını temenni ediyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Dijitale İnat 20 Yıllık Plak Sevdası
Ankara'da aradığı Neşet Ertaş kasetini bulamayınca sektöre giren Harun Han, 20 yıldır dijitalleşen dünyaya inat plakların nostaljik ruhunu dükkanında yaşatıyor.
Dijital platformların müziği saniyeler içinde tüketilen sıradan bir meta haline getirdiği günümüz dünyasında, Ankara'da zamana meydan okuyan bir dükkan geçmişin izlerini bugüne taşıyor. Başkentte yaklaşık "20 sene civarı" bir süredir kaset ve plak dükkanı işleten Harun Han, iğnenin plağa temas ettiği o büyülü ve cızırtılı sesi yeni nesillerle buluşturmaya devam ediyor. Han'ın bu nostaljik sektöre adım atma hikayesi ise tamamen kişisel bir arayışa dayanıyor. Kendi dinlemek istediği "Neşet Ertaş'ın bazı kasetlerini" piyasada bulamaması üzerine yola çıkan ve kısa süre sonra kendisini "sektörün tam içindeyim" diyerek tanımladığı bir serüvenin merkezinde bulan Han, kaset ve plakların içinde barındırdığı ayrı hikayelere dikkat çekiyor. Son yıllarda özellikle genç kuşakların geçmişe ve nostaljiye "büyük bir yönelim" gösterdiğini vurgulayan esnaf, plakların ve makaralı bant sistemlerinin sunduğu ses kalitesinin dijital formatlardan çok daha yüksek olduğunu belirtiyor. Kaset ve plak kültürünün geleceğine dair oldukça net bir felsefeye sahip olan Han, "insanoğlu ne zaman yok olursa" bu kültürün de ancak o zaman biteceğine inanarak, insan var oldukça bu fiziksel müzik tutkusunun büyüyerek devam edeceğinin altını çiziyor.
CEM KARACA'DAN KALAN ÖZEL HATIRA
Zamana direnen bu nostaljik dükkan, sadece koleksiyonerlerin değil, toplumun her kesiminden insanın ve ünlü sanatçıların da uğrak noktası haline gelmiş durumda. Müşteri profilini "en garibanından en tepesine kadar" şeklinde özetleyen Han, Sagopa Kajmer ve Selçuk Balcı gibi tanınmış isimlerin de dükkanını sık sık ziyaret ettiğini belirtiyor. Ancak Han'ın hafızasında ve dükkanının duvarlarında en özel yeri tutan hatıra, Türk rock müziğinin efsanevi ismi Cem Karaca ile 1990'lı yıllarda Kızılay'da yaşadığı o ilginç karşılaşma. Yolda karşılaştığı usta sanatçıyla fotoğraf çektirmek isteyen ancak Karaca'nın her önüne gelenle fotoğraf çektiremeyeceğini söylemesi üzerine duruma bozulan Han, gençlik yıllarında ilk haftalığıyla onun kasetini aldığını belirterek "her önüne gelen kişilerden" olmadığını ifade etmiş. Bu içten sitem üzerine gönlü alınan ve Han için özel bir fotoğraf imzalayarak yakındaki bir büfeye bırakan Cem Karaca'nın o hatırası, bugün hala dükkanın en değerli köşelerinden birini süslüyor. Üstelik bu tatlı anı, Karaca'nın oğlu Emrah Karaca ile de paylaşılmış ve ailenin dükkanla olan manevi bağı günümüze kadar taşınmış.
PİYASADAKİ SAHTE ÜRÜNLER VE ORİJİNALİN KIYMETİ
Müzik tarihinin bekçiliğini yapmanın manevi hazzı büyük olsa da, Han bu mesleğin arka planındaki zorlukları da gizlemiyor. Yaptıkları işi "çok zor, yıpratıcı" olarak tanımlayan tecrübeli esnaf, piyasadaki en büyük problemin giderek artan sahte ürünler olduğunu vurguluyor. Nadir bulunan eserlerin orijinallerine ulaşmanın ciddi bir emek gerektirdiğini belirten Han, özellikle genç müşterilere yirmi liralık sahte bir ürün ile yüz liralık orijinal bir plak arasındaki kalite ve değer farkını anlatmanın "bazen çok yoruyor" olduğunu dile getiriyor. Tüm bu ticari zorlukların ve yorgunlukların ötesinde Han'ın en büyük gayesi ise kültürel mirasın korunması. Dükkanından içeri giren herkese "sağlıklı, mutlu, huzurlu ve müzikli" bir dünya dileyen Han, Neşet Ertaş, Mahzuni Şerif ve Selda Bağcan gibi Türk halk müziğinin temel taşlarını oluşturan büyük değerlerin yeni nesiller tarafından kesinlikle unutulmamasını temenni ediyor.
Kaynak: İHA
Kaymakam Karadağ, bakan yardımcısı danışmanı olarak atandı
Ekşisu Kuş Cenneti’nde doğanın nefes kesen anları
Doğu'ya Kar, Buzlanma ve Çığ Uyarısı
Dijitale İnat 20 Yıllık Plak Sevdası
Uzmanından Sık İdrara Çıkma ve Kahve Uyarısı
Görme Kaybından Tıp Fakültesine Uzanan Azim
ÇOK OKUNAN