Kâbe Örtüsü Tekniğiyle İşlenen 126 Yıllık Sır: Vasfiye Hanım Sahneye Çıktı!

Müzayededen gün yüzüne çıkan 126 yıllık altın sırma hat levhası; Kâbe örtüsünde kullanılan "dival işi" tekniği, mor kadife üzerindeki ihtişamı ve sanat tarihi literatürüne ilk kez giren gizemli kadın sanatçı Vasfiye Hanım'ın imzasıyla ezberleri bozdu.

Haber Giriş Tarihi: 22.03.2026 23:00
Haber Güncellenme Tarihi: 22.03.2026 23:00
Muhabir: Yasin Köz
Kâbe Örtüsü Tekniğiyle İşlenen 126 Yıllık Sır: Vasfiye Hanım Sahneye Çıktı!

Müzayededen gün yüzüne çıkan 126 yıllık altın sırma hat levhası; Kâbe örtüsünde kullanılan "dival işi" tekniği, mor kadife üzerindeki ihtişamı ve sanat tarihi literatürüne ilk kez giren gizemli kadın sanatçı Vasfiye Hanım'ın imzasıyla ezberleri bozdu.

MÜZAYEDEDEN ÇIKAN 126 YILLIK İHTİŞAM VE KÂBE ÖRTÜSÜ DETAYI

Sanat tarihinin tozlu raflarında gizlenen eşsiz bir eser, Doç. Dr. İlyas Kayaokay’ın bir müzayededen şahsi koleksiyonuna kattığı Osmanlı dönemi hat levhasıyla adeta yeniden doğdu. Hicri 1318, yani miladi takvimle 1900-1901 yıllarına tekabül eden ve yaklaşık 126 yıllık devasa bir tarihi sırtlayan bu eser, 40x31 santimetre ölçüleriyle dikkat çekiyor. Çerçevesi hayli yıpranmış olsa da zemininde kullanılan o asil mor kadife kumaş üzerine altın sırma iplikle nakşedilen eser, celî sülüs karakterli bir hat formuna sahip. Ancak bu levhayı sıradan bir hat sanatından ayıran en büyük özellik, yazının mürekkeple değil; İslam dünyasının en kutsal örtüsü olan Kâbe kisvesindeki yazıların işlenmesinde de kullanılan "dival işi" tekniğiyle, altın sırmalarla ilmek ilmek işlenmiş olması.

SELÇUKLU'DAN OSMANLI SARAYINA UZANAN "MARAŞ İŞİ" TEKNİĞİ

Doç. Dr. İlyas Kayaokay'ın titizlikle incelediği bu levhada kullanılan ve inanılmaz bir sabır ile emek gerektiren ince teknik, Osmanlı nakış sanatında "dival işi" olarak adlandırılıyor. Yüzeye yerleştirilen altın sırma ipliğin çok ince dikişlerle sabitlenmesiyle oluşturulan ve bu sayede yazıya yüzeyde hafif kabartmalı, ihtişamlı bir görünüm kazandıran bu yöntemin kökeni Selçuklulara kadar uzanıyor. Maraş'tan gelen iki gelin vasıtasıyla Osmanlı sarayına yayıldığı için halk arasında "Maraş işi" olarak da bilinen bu eşsiz teknik; yüzyıllar boyunca sancaklarda, türbe örtülerinde, tekke levhalarında ve Kur'an bohçalarında yaygın olarak kullanılarak o ilahi metinlere altın bir ruh üflemiş.

LİTERATÜRDE BİR İLK: GİZEMLİ KADIN SANATÇI VASFİYE HANIM

Bu şaheseri sanat tarihi açısından paha biçilemez kılan asıl unsur ise alt kısmında yer alan ketebede (imzada) saklı. Eserin, literatürde daha önce adı hiç geçmeyen kadın sanatçı Vasfiye Hanım tarafından yazıldığı ortaya çıktı. Osmanlı döneminde kadın hattat ve nakkaşların var olduğu bilinse de, imzalı eser sayısının yok denecek kadar az olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Kayaokay; Esmâ İbret Hanım, Şerife Fatma Mevhibe Hanım ve Zahide Selma Hanım gibi bilinen isimlerin yanına artık Vasfiye Hanım'ın da eklendiğini müjdeliyor. Bu levha sayesinde kaynaklarda adı geçmeyen bir kadın nakkaşın gün yüzüne çıktığını belirten uzman isim, "İleride başka eserlerinin de keşfedilmesiyle Vasfiye Hanım’ın kim olduğu daha iyi anlaşılacaktır" diyerek eserin nadirliğini gözler önüne seriyor. Ayrıca Kayaokay, elindeki tekke işi diğer bir örnek olan ve Ahmed Ferhad adlı meçhul bir hattata ait 121 yıllık mürekkep yazması eseri de karşılaştırma için sunarak Vasfiye Hanım'ın o altın sırmalı ketebeli beytinin ne kadar eşsiz bir ilk olduğunu vurguluyor.

LÂ-EDRÎ BEYİT: "ZÂLİMİN İKBÂLİNİ BİR ÂH KESER"

Vasfiye Hanım'ın o sihirli altın ipliklerle mor kadifeye işlediği metin ise Divan edebiyatında şairi belli olmayan (Lâ-edrî) ve hikmetli manasından dolayı hat sanatında çokça kullanılan o sarsıcı beyitten başkası değil: "Zâlimin rişte-i ikbâlini bir âh keser / Mâni-i rızk olanın rızkını Allah keser". Mazlumun içten gelen tek bir ahının, zalimin o yenilmez sanılan talih ipini kesebileceğinin ve başkasının rızkına mani olanın rızkının da ilahi adalet gereği bizzat Allah tarafından kesileceğinin ifade edildiği bu beyit; 126 yıl öncesinden bugünün dünyasına altın sırmalarla muazzam bir ahlak dersi veriyor.

EDİTÖRÜN NOTU: Tarih kitaplarında genellikle sadece erkeklerin tekelinde gibi gösterilen o ihtişamlı hat ve nakış sanatının zirvesinde, 126 yıl önce Vasfiye adında bir Osmanlı kadınının altın sırmalarla devleştiğini görmek muazzam bir keşiftir. Kâbe'nin örtüsüne işlenen o dival tekniğini mor kadifeye bir kuyumcu titizliğiyle işleyen bu meçhul kadın, altına attığı imza ile aslında sadece bir levhayı değil, kadının Osmanlı sanatındaki o sarsılmaz yerini de kabartmalı olarak tarihe kazımıştır. "Zalimin ikbalini bir ah keser" sözünün, bir kadının elinden altın ipliklerle günümüze ulaşması, sanatın ve ilahi adaletin en estetik manifestosudur.

Kaynak: İHA

ÇOK OKUNAN

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.