Asırlık Doğa Arşivi: 1919'dan Kalan Hayvanlar Üniversite Sıralarında!

Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi bünyesindeki Zooloji Müzesi, Osmanlı döneminden ve İkinci Dünya Savaşı'ndan günümüze uzanan 350 parçalık eşsiz taksidermi (doldurma) koleksiyonuyla biyoloji öğrencilerine ve genç nesillere asırlık bir doğa laboratuvarı sunuyor.

Haber Giriş Tarihi: 21.03.2026 16:00
Haber Güncellenme Tarihi: 21.03.2026 16:00
Muhabir: Yasin Köz
Asırlık Doğa Arşivi: 1919'dan Kalan Hayvanlar Üniversite Sıralarında!

Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi bünyesindeki Zooloji Müzesi, Osmanlı döneminden ve İkinci Dünya Savaşı'ndan günümüze uzanan 350 parçalık eşsiz taksidermi (doldurma) koleksiyonuyla biyoloji öğrencilerine ve genç nesillere asırlık bir doğa laboratuvarı sunuyor.

Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü'nün derinliklerinde, zamanın adeta donup kaldığı ve doğanın en vahşi, en nadide hallerinin bir asırdır özenle korunduğu devasa bir bilim mirası yatıyor. Üniversitenin kurulduğu 1946 yılından bu yana kapılarını bilime açan Zooloji Müzesi, Yüksek Ziraat Enstitüsü'nden devralınan ve İkinci Dünya Savaşı'nın o karanlık günlerinde Türkiye'ye sığınan Alman akademisyenlerin de katkılarıyla muazzam bir arşive dönüştü. Sadece Cumhuriyet dönemini değil, 1919'lara ve kökleri Osmanlı İmparatorluğu'na kadar uzanan asırlık bir tarihi kucaklayan bu müze, içindeki canlıların nefesi kesilmiş olsa da bilime ve eğitime kattığı o devasa oksijenle adeta yaşamaya ve yaşatmaya devam ediyor.

KİTAPLARA SIĞMAYAN BİYOÇEŞİTLİLİK VE PRATİĞİN GÜCÜ

Müzenin o büyüleyici atmosferinde sergilenen ve taksidermi sanatının en nadide örneklerini barındıran 350 parçalık koleksiyon; 250 kuş, 58 memeli, sayısız sürüngen, amfibi ve böcek türüyle doğanın o kusursuz anatomisini cam vitrinlerin ardında gözler önüne seriyor. Ankara Üniversitesi Biyoloji Bölümü Araştırma Görevlisi Dr. Hatice Mutlu Eyison, bu asırlık mirasın sadece tozlu bir sergi alanı olmadığını, aksine öğrencilerin laboratuvar ortamında dokunarak ve hissederek teoriyi pratiğe döktükleri canlı bir eğitim sahası olduğunu vurguluyor. Kuşlardaki eşeysel renk farklılıklarından canlıların yavruluktan erginliğe geçiş evrelerine kadar kitaplarda sadece iki boyutlu resimlerle geçiştirilen o kritik evrimsel ve biyolojik detaylar, bu müzede lisans ve lisansüstü öğrencilerinin ellerinde ete kemiğe bürünüyor.

GEÇMİŞLE GELECEK ARASINDAKİ KÖPRÜ: ÇOCUKLARA DOĞA DERSİ

Dr. Eyison'un da altını kalın çizgilerle çizdiği gibi, bu müze sadece üniversite amfilerine hapsolmuş akademik bir fildişi kulesi değil. Anaokullarından liselere kadar tüm eğitim kademelerinden öğrencileri ağırlayan bu doğa mabedi, yeni nesillere Türkiye'nin sahip olduğu o zengin biyoçeşitliliği aşılamayı kendine tavizsiz bir misyon edinmiş durumda. Taksidermi sanatının nasıl yapıldığından doğadan toplanan fosillerin sırrına kadar pek çok detayın çocuklara aktarıldığı bu vizyoner çalışmalar, aslında teknolojiye esir olmuş ve doğadan kopmuş bir nesli yeniden toprağa, canlıya ve bilime bağlayan en sağlam köprü konumunda bulunuyor.

EDİTÖRÜN NOTU: Bugün çocuklarımız hayvanları sadece tablet ekranlarındaki piksellerden veya belgesel kanallarından tanırken, Ankara Üniversitesi'nin dehlizlerinde 1919 yılından beri sabırla bekleyen bu asırlık koleksiyon aslında koca bir eğitim sistemine verilmiş devasa bir derstir. İkinci Dünya Savaşı'ndan kaçan bilim insanlarının valizlerinde taşıdığı o bilim aşkını bugün anaokulu çocuklarına kadar ulaştıran bu müze, bilimin sınır tanımayan o asil evrenselliğini kanıtlıyor. Kitaptaki yazıyı ezberlemek yerine, yüzyıllık bir kuşun tüyündeki o renk değişimine gözlerinle şahit olarak öğrenmek; işte bu, eğitimi ezberci bir angarya olmaktan çıkarıp gerçek bir 'aydınlanma' ritüeline dönüştüren o sarsılmaz üniversite duruşudur.

Kaynak: DHA

ÇOK OKUNAN

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.