15 Bin Kadın Eğitimci Haykırdı: "Ya Kariyer Ya Çocuk" Kıskacına Son Verin!

Türkiye'nin en büyük sendikalarından Eğitim-Bir-Sen, çalışma hayatının kanayan yarasına parmak bastı.

Haber Giriş Tarihi: 21.01.2026 10:30
Haber Güncellenme Tarihi: 21.01.2026 10:30
Muhabir: Yasin Köz
15 Bin Kadın Eğitimci Haykırdı: "Ya Kariyer Ya Çocuk" Kıskacına Son Verin!

Türkiye'nin en büyük sendikalarından Eğitim-Bir-Sen, çalışma hayatının kanayan yarasına parmak bastı. 81 ilde 15 bin 44 kadın eğitim çalışanının katılımıyla yapılan dev anket, düşen doğum oranlarının arkasındaki gerçek nedeni ortaya koydu: Kadınlar anne olmak istiyor ama çalışma şartları buna engel oluyor. Rapordan çıkan en çarpıcı talep ise doğum izninin 1 yıla çıkarılması ve haftalık çalışma süresinin 32 saate düşürülmesi oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerinin işaret ettiği "nüfus yaşlanıyor" gerçeğinin perde arkasını Eğitim-Bir-Sen araştırdı. Eğitim-Bir-Sen Kadın Komisyonu ve EBSAM iş birliğiyle 2025 Aralık ayında tamamlanan "Analık Haklarına Yönelik Beklentiler" araştırması, çalışan kadınların çaresizliğini rakamlarla belgeledi.

Yüzde 97: "Mevcut İzin Yetmiyor, Çocuğumuza Bakamıyoruz"

Araştırmanın en sarsıcı sonucu doğum izinlerinde ortaya çıktı. Katılımcıların neredeyse tamamı (%97,1), mevcut 16 haftalık doğum izninin yetersiz olduğunu belirtti.

Talep Net: Kadınların %90,8'i, doğum izninin doğum öncesi 8, doğum sonrası 52 hafta olmak üzere toplamda 60 haftaya (yaklaşık 1.5 yıl) çıkarılmasını istiyor.

İşe Dönüş Travması: Her 10 kadından 7'si (%70,9), doğum izni bittikten sonra işe dönüş sürecinde yeterli destek görmediğini ve hem iş yükü hem de vicdani yük altında ezildiğini ifade ediyor.

Mesai Saatleri Kısalmalı: Hedef 32 Saat

Raporda öne çıkan bir diğer devrim niteliğindeki talep ise çalışma saatleri oldu. Kadın eğitimciler, çocuk sayısına göre çalışma saatlerinin düzenlenmesini ve haftalık çalışma süresinin 32 saate düşürülmesini talep etti.

Esnek Ama Güvenceli: Katılımcıların %95,8'i, yarım zamanlı veya esnek çalışma modellerine geçilmesini isterken, bunun "maaş kesintisi" veya "özlük hakkı kaybı" olmadan yapılmasını şart koşuyor.

"Bu Bir İstek Değil, Sahadan Gelen Alarmdır"

Raporu değerlendiren Eğitim-Bir-Sen Kadın Komisyonu Başkanı Sıdıka Aydın, tablonun vahametine dikkat çekti. Türkiye'nin sessiz ama derin bir demografik kriz yaşadığını belirten Aydın, şunları söyledi: "Kadınlar açıkça şunu söylüyor: 'Anne olmak istiyorum ama bu şartlarda sürdürülebilir değil.' Nüfusumuz yaşlanıyor, doğurganlık düşüyor. Politika yapıcılar bu raporu sadece bir 'zam veya hak talebi' olarak görmemeli. Bu, sahadan gelen bir uyarıdır. Analık hakları güçlenmeden, babalık izinleri artırılmadan ve iş hayatı aileyle uyumlu hale getirilmeden nüfus artışını beklemek hayaldir."

Babalara da İzin Talebi

Rapor sadece anneleri değil, babaları da kapsıyor. Kadın çalışanlar, çocuk bakım sorumluluğunun paylaşılması için babalık izin sürelerinin de artırılması gerektiğini vurguluyor.

EDİTÖRÜN NOTU: SÜPER KAHRAMAN DEĞİL, ANNEYİZ

"Açıkçası yıllardır kadınlara 'Hem kariyer yap hem çocuk yap' dendi ama bunun 'nasıl' yapılacağı hiç konuşulmadı. 16 haftalık bir bebeği evde bırakıp derse giren bir öğretmenin aklının tahtada olma ihtimali nedir? Eğitim-Bir-Sen'in bu raporu, 'Süpermen Kadın' mitinin çöktüğünün resmidir. Eğer devlet, nüfusun genç kalmasını bir beka meselesi olarak görüyorsa -ki öyledir- o zaman bunun maliyetini kadınların sırtına yükleyemez. 32 saatlik çalışma haftası ve 1 yıllık izin ütopik görünebilir ama Avrupa'nın bunu yıllardır uyguladığını unutmamak gerek. Gelecek nesilleri yetiştirenlerin, kendi nesillerini yetiştirecek vakti olmalı."

HABER ÖNERİSİ: SOSYAL MEDYA MODASI SAĞLIĞINIZDAN ETMESİN: 'BAĞIRSAK DETOKSU'NDA CİDDİ RİSK!

Kaynak: Yasin Köz

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.