Ahşaba Sabırla Hayat Veriyor: El Emeği Türkiye’ye Ulaşıyor
Ahşaba Sabırla Hayat Veriyor: El Emeği Türkiye’ye Ulaşıyor
Kastamonu’da yaşayan iki çocuk annesi Çile Öztürk, hobi olarak başladığı ahşap oyma sanatını yıllar içinde mesleğe dönüştürerek hem üretmeye hem de aile ekonomisine katkı sunmaya devam ediyor.
Haber Giriş Tarihi: 08.02.2026 20:21
Haber Güncellenme Tarihi: 08.02.2026 20:21
Muhabir:
Saliha Kara
Kastamonu’da yaşayan 45 yaşındaki Çile Öztürk, 2012 yılında hobi olarak başladığı ahşap oyma sanatını sabır, emek ve azimle geliştirerek mesleğe dönüştürdü. Selçuklu ve Osmanlı motifleriyle süslediği ahşap ürünleri Türkiye’nin dört bir yanına gönderen Öztürk, el emeği göz nuru çalışmalarıyla dikkat çekiyor.
Kendisine ait atölyede üretim yapan Öztürk, ahşap oyma sanatının sadece bir meslek değil, aynı zamanda ruhu dinlendiren bir uğraş olduğunu belirtiyor. Her eserin büyük bir özen ve zaman gerektirdiğini vurgulayan Öztürk, “Ahşap oyma ruhun elle birlikte çalışmasıdır. El becerisi ister ama en çok da sabır ister. Ahşap oyma insana sabrı öğretir. Her kesik ustalığın izini taşır. Ahşap; sabır ve el becerisinin dansıdır, ağaçtan gelen ilham elde hayat bulur” ifadelerini kullandı.
Üretim sürecinde en büyük desteği eşinden aldığını dile getiren Öztürk, ailece çalışmanın kendileri için ayrı bir motivasyon kaynağı olduğunu söyledi. Oymalı kapı, masa, sehpa ve sandık gibi birçok ürün hazırladıklarını belirten Öztürk, “Eşim kapıların diğer kısımlarını yaparken ben de oymalarını yapıyorum. Mobilyaların oymalarını da yine ben yapıyorum. Bu şekilde birlikte çalışıyoruz” dedi.
Başlangıçta yaptığı iş nedeniyle çevresinden olumsuz tepkiler aldığını anlatan Öztürk, zamanla bu bakış açısının değiştiğini ifade etti. “İlk zamanlarda zor olduğunu söyleyenler vardı. Şimdi ise yaptığım iş nedeniyle takdir görüyorum, teşekkür alıyorum. Bu da beni çok mutlu ediyor” diye konuştu.
Ahşap oymaya olan ilgisinin katıldığı fuarlarla daha da arttığını belirten Öztürk, dönüm noktasını ise şu sözlerle anlattı: “Evde yaptığım küçük sandıkları bir ahşap fuarında sergilemiştim. Çok ilgi gördü ve neredeyse hepsini sattım. O günden sonra bu iş benim için bir meslek oldu. Severek ve isteyerek yaptığım bir iş haline geldi.”
Kadınlara da çağrıda bulunan Çile Öztürk, özellikle ev hanımlarının kendilerine güvenmeleri gerektiğini vurgulayarak, “Ev hanımlarımıza diyorum ki denesinler, kendilerini geliştirsinler. Kadın isterse başaramayacağı hiçbir iş yoktur. Ahşap oyma benim için bir terapi gibi. Ömrüm yettiği sürece bu sanatı yapmaya devam edeceğim” ifadelerini kullandı.
Editör Notu
Bu haberi hazırlarken bir zanaatin yalnızca elde değil, karakterde ve hayatta nasıl şekillendiğine tanıklık ettim. Çile Öztürk’ün ahşapla kurduğu bağ, klasik bir “evden üretim” hikâyesinin çok ötesinde. Sabır, estetik ve kültürel mirasın aynı üründe buluştuğu bu yolculuk, kadının üretimdeki gücünü ve kararlılığını güçlü biçimde ortaya koyuyor. Selçuklu ve Osmanlı motifleriyle şekillenen her eser, geçmişten bugüne uzanan bir emeğin sessiz anlatıcısı gibi. Bu hikâye, imkân verildiğinde ve inanıldığında evlerin bir atölyeye, hobilerin ise sürdürülebilir bir mesleğe dönüşebileceğini bir kez daha gösteriyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ahşaba Sabırla Hayat Veriyor: El Emeği Türkiye’ye Ulaşıyor
Kastamonu’da yaşayan iki çocuk annesi Çile Öztürk, hobi olarak başladığı ahşap oyma sanatını yıllar içinde mesleğe dönüştürerek hem üretmeye hem de aile ekonomisine katkı sunmaya devam ediyor.
Kastamonu’da yaşayan 45 yaşındaki Çile Öztürk, 2012 yılında hobi olarak başladığı ahşap oyma sanatını sabır, emek ve azimle geliştirerek mesleğe dönüştürdü. Selçuklu ve Osmanlı motifleriyle süslediği ahşap ürünleri Türkiye’nin dört bir yanına gönderen Öztürk, el emeği göz nuru çalışmalarıyla dikkat çekiyor.
Kendisine ait atölyede üretim yapan Öztürk, ahşap oyma sanatının sadece bir meslek değil, aynı zamanda ruhu dinlendiren bir uğraş olduğunu belirtiyor. Her eserin büyük bir özen ve zaman gerektirdiğini vurgulayan Öztürk, “Ahşap oyma ruhun elle birlikte çalışmasıdır. El becerisi ister ama en çok da sabır ister. Ahşap oyma insana sabrı öğretir. Her kesik ustalığın izini taşır. Ahşap; sabır ve el becerisinin dansıdır, ağaçtan gelen ilham elde hayat bulur” ifadelerini kullandı.
Üretim sürecinde en büyük desteği eşinden aldığını dile getiren Öztürk, ailece çalışmanın kendileri için ayrı bir motivasyon kaynağı olduğunu söyledi. Oymalı kapı, masa, sehpa ve sandık gibi birçok ürün hazırladıklarını belirten Öztürk, “Eşim kapıların diğer kısımlarını yaparken ben de oymalarını yapıyorum. Mobilyaların oymalarını da yine ben yapıyorum. Bu şekilde birlikte çalışıyoruz” dedi.
Başlangıçta yaptığı iş nedeniyle çevresinden olumsuz tepkiler aldığını anlatan Öztürk, zamanla bu bakış açısının değiştiğini ifade etti. “İlk zamanlarda zor olduğunu söyleyenler vardı. Şimdi ise yaptığım iş nedeniyle takdir görüyorum, teşekkür alıyorum. Bu da beni çok mutlu ediyor” diye konuştu.
Ahşap oymaya olan ilgisinin katıldığı fuarlarla daha da arttığını belirten Öztürk, dönüm noktasını ise şu sözlerle anlattı: “Evde yaptığım küçük sandıkları bir ahşap fuarında sergilemiştim. Çok ilgi gördü ve neredeyse hepsini sattım. O günden sonra bu iş benim için bir meslek oldu. Severek ve isteyerek yaptığım bir iş haline geldi.”
Kadınlara da çağrıda bulunan Çile Öztürk, özellikle ev hanımlarının kendilerine güvenmeleri gerektiğini vurgulayarak, “Ev hanımlarımıza diyorum ki denesinler, kendilerini geliştirsinler. Kadın isterse başaramayacağı hiçbir iş yoktur. Ahşap oyma benim için bir terapi gibi. Ömrüm yettiği sürece bu sanatı yapmaya devam edeceğim” ifadelerini kullandı.
Editör Notu
Bu haberi hazırlarken bir zanaatin yalnızca elde değil, karakterde ve hayatta nasıl şekillendiğine tanıklık ettim. Çile Öztürk’ün ahşapla kurduğu bağ, klasik bir “evden üretim” hikâyesinin çok ötesinde. Sabır, estetik ve kültürel mirasın aynı üründe buluştuğu bu yolculuk, kadının üretimdeki gücünü ve kararlılığını güçlü biçimde ortaya koyuyor. Selçuklu ve Osmanlı motifleriyle şekillenen her eser, geçmişten bugüne uzanan bir emeğin sessiz anlatıcısı gibi. Bu hikâye, imkân verildiğinde ve inanıldığında evlerin bir atölyeye, hobilerin ise sürdürülebilir bir mesleğe dönüşebileceğini bir kez daha gösteriyor.
Haber Önerisi: Elit Kadın Sporcuların Dijital İsyanı: "Bizi Magazinle Değil, Madalyayla Anın"
Kaynak: İHA