1 Metrekarede 72 Yıllık Ömür: Çarşının Son Bakır Ustası

Gaziantep'te 85 yaşındaki Miktat Çelik, 11 yaşında başladığı bakırcılığı 72 yıldır 1 metrekarelik dükkanında sürdürüyor. Meslek tarihe karışıyor.

Haber Giriş Tarihi: 16.03.2026 14:00
Haber Güncellenme Tarihi: 16.03.2026 14:00
Muhabir: Yasin Köz
1 Metrekarede 72 Yıllık Ömür: Çarşının Son Bakır Ustası

Gaziantep’in dört asırlık tarihe tanıklık eden, çekiç seslerinin bir zamanlar hiç susmadığı ünlü Bakırcılar Çarşısı, günümüzde yavaş yavaş derin bir sessizliğe bürünüyor. Tüketim alışkanlıklarının değişmesi, teknolojinin el işçiliğini yenmesi ve ekonomik zorluklar, yüzlerce yıllık bir kültürü adeta yok oluşun eşiğine getirdi. Bu tarihi dokunun içinde, zamana ve değişen dünyaya tek başına direnen bir çınar var: Çarşının en yaşlı ustası, 85 yaşındaki Miktat Çelik. Henüz 11 yaşında küçücük bir çocukken babasının elinden tutup merhum ustası Ahmet’in yanına çırak olarak verdiği Çelik, tam 72 yıldır o çekiçle bakıra, aslında bir anlamda kendi hayatına şekil veriyor.

11 YAŞINDA BAŞLAYAN VE BİR ASRA YAKLAŞAN SERÜVEN

Mesleğin o altın yıllarında, usta-çırak ilişkisinin bir okul gibi işlediği dönemlerde beş yıllık zorlu bir çıraklık eğitimi alan Miktat Usta, askerlik dönüşü açtığı kendi dükkanında yarım asrı devirmiş durumda. Bir metrekarelik o daracık alanda, sadece bakır tencereleri veya tepsileri onarmıyor; aynı zamanda kaybolmaya yüz tutan bir kentin hafızasını da canlı tutmaya çalışıyor.

Gaziantep'in yaşayan efsanesi Miktat Çelik'in yaşamına dair öne çıkan notlar oldukça çarpıcı:

85 yaşındaki usta, 11 yaşında adım attığı mesleği tam 72 yıldır aralıksız sürdürüyor.

Çarşının en yaşlı temsilcisi olarak, bir metrekarelik dükkanında çekiç sallamaya devam ediyor.

Geçmişte her dükkanda 5-7 kişinin çalıştığı sektörde, bugün arkasından gelecek tek bir çırak bile bulunmuyor.

KARIN TOKLUĞUNA GEÇEN YILLAR VE YALNIZLAŞAN ZANAAT

Miktat Ustanın hikayesi, sadece bir meslek aşkı değil, aynı zamanda ciddi bir toplumsal sitem ve ekonomik dönüşüm özeti içeriyor. Geçmişte müşterilerin kapıda kuyruk olduğu, ustaların sipariş yetiştirmekte zorlandığı o parlak günlerden, bugün emeğin karşılığının alınamadığı bir döneme geçişin hüznünü iliklerine kadar yaşıyor. Yıllarını bu zanaata vermesine rağmen maddi anlamda büyük bir birikim yapamadığını, adeta karın tokluğuna bir ömür tükettiğini içtenlikle dile getiren emektar usta, insanların alım gücünün düşmesiyle sanata olan ilginin de yok olduğunu vurguluyor.

Kendisini bu mesleğin son nesli olarak tanımlayan Çelik, dükkanını devredeceği veya el vereceği bir genç olmamasının derin üzüntüsü içinde. Tüm bu zorluklara ve ilerleyen yaşına rağmen onu her sabah o dükkanın kepengini açmaya iten tek güç ise çalışma tutkusu. Usta, evde oturduğunda sağlığının bozulduğunu, tezgahının başına geçip o çekici eline aldığında ise adeta yeniden nefes aldığını hissettirerek, insan ile emeği arasındaki o kopmaz bağın en somut ve duygusal örneğini sergiliyor.

Kaynak: İHA

ÇOK OKUNAN

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.