Uzmanlar, çocukların sosyal medyada paylaştığı selfie fotoğrafların siber zorbalık, kimlik hırsızlığı ve yapay zekâ manipülasyonları gibi riskler taşıyabileceğini belirtiyor.
Haber Giriş Tarihi: 15.03.2026 00:35
Haber Güncellenme Tarihi: 15.03.2026 00:35
Muhabir:
Saliha Kara
Teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte çocukların günlük yaşamı da büyük ölçüde değişti. Akıllı telefonlar ve sosyal medya platformları, çocukların hem arkadaşlarıyla hem de çevreleriyle iletişim kurma biçimini köklü şekilde dönüştürdü.
Siber güvenlik şirketi ESET tarafından yapılan değerlendirmede, sosyal medyanın çocuklar için tamamen olumsuz bir ortam olmadığına dikkat çekildi. Uzmanlara göre sosyal medya, gençlerin kendilerini ifade edebilecekleri, benzer ilgi alanlarına sahip kişilerle iletişim kurabilecekleri bir alan da sunabiliyor.
Ancak çocukların sosyal medyayı nasıl kullandığı, ortaya çıkabilecek riskler açısından büyük önem taşıyor.
Selfie paylaşımlarının riskleri
Uzmanlar, özellikle selfie paylaşımlarının bazı güvenlik riskleri barındırabileceğini belirtiyor. Sosyal medya platformlarında paylaşılan bir fotoğraf, yayımlandıktan sonra kullanıcı kontrolünden çıkabiliyor.
Fotoğraf silinse bile başkaları tarafından kaydedilip yeniden paylaşılabilmesi, “dijital kalıcılık” olarak adlandırılan bir risk oluşturuyor. Ayrıca günümüzde yapay zekâ sistemlerinin sosyal medya içeriklerini analiz etmesi de bu riskleri artırıyor.
Uzmanlara göre çocukların paylaştığı selfie fotoğraflar şu riskleri doğurabiliyor:
Çevrimiçi ortamda kötü niyetli kişiler tarafından hedef alınma
Yapay zekâ araçları kullanılarak fotoğrafların manipüle edilmesi
Fotoğraflarda yer alan kişisel bilgilerin kimlik hırsızlığı amacıyla kullanılması
Siber zorbalık ve çevrimiçi taciz
Gelecekte eğitim veya iş başvurularında olumsuz etki yaratabilecek içeriklerin yayılması
Ruh sağlığı üzerindeki etkiler
Araştırmalar, yoğun sosyal medya kullanımının çocukların psikolojik durumunu da etkileyebileceğini ortaya koyuyor.
2017 yılında yapılan bir araştırmaya göre, 2010 ile 2015 yılları arasında 8. ve 12. sınıf öğrencileri arasında depresif belirtiler yüzde 33 oranında arttı. Aynı dönemde kız öğrencilerde intihar oranının da önemli ölçüde yükseldiği kaydedildi.
Uzmanlar bu durumun doğrudan sosyal medya kaynaklı olduğunun kesin olarak söylenemeyeceğini, ancak akıllı telefon ve sosyal medya kullanımındaki artış ile bu veriler arasında dikkat çekici bir paralellik bulunduğunu ifade ediyor.
Ebeveynlere önemli görev
Uzmanlara göre çocukların dijital ortamda güvenli bir şekilde bulunabilmesi için ebeveynlerin rehberliği büyük önem taşıyor.
Ailelerin çocuklarına sosyal medya kullanımıyla ilgili net kurallar koyması, gizlilik ayarlarını nasıl kullanacaklarını öğretmesi ve kişisel bilgilerin paylaşılmasının risklerini anlatması öneriliyor.
Ayrıca çocukların yalnızca gerçek hayatta tanıdıkları kişilerle iletişim kurması, konum bilgilerinin kapatılması ve sosyal medya hesaplarının gizli tutulması gibi önlemler de güvenlik açısından önem taşıyor.
Dengeli teknoloji kullanımı
Uzmanlar, çocukların teknolojiyle sağlıklı bir ilişki kurabilmesi için ekran süresinin sınırlandırılmasının da faydalı olabileceğini belirtiyor.
Aile içinde telefonsuz zaman dilimleri oluşturmak, ortak etkinliklere zaman ayırmak ve sosyal medya kullanımını dengeli bir şekilde yönetmek, çocukların hem dijital dünyada hem de gerçek hayatta daha sağlıklı bir gelişim göstermesine katkı sağlayabiliyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Sosyal Medyada Selfie Tehlikesi
Uzmanlar, çocukların sosyal medyada paylaştığı selfie fotoğrafların siber zorbalık, kimlik hırsızlığı ve yapay zekâ manipülasyonları gibi riskler taşıyabileceğini belirtiyor.
Teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte çocukların günlük yaşamı da büyük ölçüde değişti. Akıllı telefonlar ve sosyal medya platformları, çocukların hem arkadaşlarıyla hem de çevreleriyle iletişim kurma biçimini köklü şekilde dönüştürdü.
Siber güvenlik şirketi ESET tarafından yapılan değerlendirmede, sosyal medyanın çocuklar için tamamen olumsuz bir ortam olmadığına dikkat çekildi. Uzmanlara göre sosyal medya, gençlerin kendilerini ifade edebilecekleri, benzer ilgi alanlarına sahip kişilerle iletişim kurabilecekleri bir alan da sunabiliyor.
Ancak çocukların sosyal medyayı nasıl kullandığı, ortaya çıkabilecek riskler açısından büyük önem taşıyor.
Selfie paylaşımlarının riskleri
Uzmanlar, özellikle selfie paylaşımlarının bazı güvenlik riskleri barındırabileceğini belirtiyor. Sosyal medya platformlarında paylaşılan bir fotoğraf, yayımlandıktan sonra kullanıcı kontrolünden çıkabiliyor.
Fotoğraf silinse bile başkaları tarafından kaydedilip yeniden paylaşılabilmesi, “dijital kalıcılık” olarak adlandırılan bir risk oluşturuyor. Ayrıca günümüzde yapay zekâ sistemlerinin sosyal medya içeriklerini analiz etmesi de bu riskleri artırıyor.
Uzmanlara göre çocukların paylaştığı selfie fotoğraflar şu riskleri doğurabiliyor:
Çevrimiçi ortamda kötü niyetli kişiler tarafından hedef alınma
Yapay zekâ araçları kullanılarak fotoğrafların manipüle edilmesi
Fotoğraflarda yer alan kişisel bilgilerin kimlik hırsızlığı amacıyla kullanılması
Siber zorbalık ve çevrimiçi taciz
Gelecekte eğitim veya iş başvurularında olumsuz etki yaratabilecek içeriklerin yayılması
Ruh sağlığı üzerindeki etkiler
Araştırmalar, yoğun sosyal medya kullanımının çocukların psikolojik durumunu da etkileyebileceğini ortaya koyuyor.
2017 yılında yapılan bir araştırmaya göre, 2010 ile 2015 yılları arasında 8. ve 12. sınıf öğrencileri arasında depresif belirtiler yüzde 33 oranında arttı. Aynı dönemde kız öğrencilerde intihar oranının da önemli ölçüde yükseldiği kaydedildi.
Uzmanlar bu durumun doğrudan sosyal medya kaynaklı olduğunun kesin olarak söylenemeyeceğini, ancak akıllı telefon ve sosyal medya kullanımındaki artış ile bu veriler arasında dikkat çekici bir paralellik bulunduğunu ifade ediyor.
Ebeveynlere önemli görev
Uzmanlara göre çocukların dijital ortamda güvenli bir şekilde bulunabilmesi için ebeveynlerin rehberliği büyük önem taşıyor.
Ailelerin çocuklarına sosyal medya kullanımıyla ilgili net kurallar koyması, gizlilik ayarlarını nasıl kullanacaklarını öğretmesi ve kişisel bilgilerin paylaşılmasının risklerini anlatması öneriliyor.
Ayrıca çocukların yalnızca gerçek hayatta tanıdıkları kişilerle iletişim kurması, konum bilgilerinin kapatılması ve sosyal medya hesaplarının gizli tutulması gibi önlemler de güvenlik açısından önem taşıyor.
Dengeli teknoloji kullanımı
Uzmanlar, çocukların teknolojiyle sağlıklı bir ilişki kurabilmesi için ekran süresinin sınırlandırılmasının da faydalı olabileceğini belirtiyor.
Aile içinde telefonsuz zaman dilimleri oluşturmak, ortak etkinliklere zaman ayırmak ve sosyal medya kullanımını dengeli bir şekilde yönetmek, çocukların hem dijital dünyada hem de gerçek hayatta daha sağlıklı bir gelişim göstermesine katkı sağlayabiliyor.
Kaynak: Faselis
Yüksek Hızlı Trenlerde Büyük Rakam
Süper Lig’de 22 Yıl Sonra Bir İlk
Galatasaray’dan Net Galibiyet
Karadeniz Derbisinde Gülen Taraf Trabzonspor
Sosyal Medyada Selfie Tehlikesi
Katarakt Ameliyatında “Akıllı Mercek” Herkese Uygun mu?
ÇOK OKUNAN