Erzurum'da Bayram Alarmı: Su Böreği ve Çay Tuzağına Düşmeyin!

Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü, bayramda ardı ardına ikram edilen ağır şerbetli tatlılar ve su böreği bombardımanına karşı kronik hastaları uyararak, çay tiryakiliğinin suyun yerini almaması gerektiğinin altını çizdi.

Haber Giriş Tarihi: 21.03.2026 05:00
Haber Güncellenme Tarihi: 21.03.2026 05:00
Muhabir: Yasin Köz
Erzurum'da Bayram Alarmı: Su Böreği ve Çay Tuzağına Düşmeyin!

Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü, bayramda ardı ardına ikram edilen ağır şerbetli tatlılar ve su böreği bombardımanına karşı kronik hastaları uyararak, çay tiryakiliğinin suyun yerini almaması gerektiğinin altını çizdi.

Doğunun dondurucu soğuğunda içleri ısıtan o sımsıcak misafirperverliğiyle bilinen Erzurum'da, bayram ziyaretlerinin vazgeçilmezi olan o ağır ve ihtişamlı sofralar uzmanların radarına takıldı. Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde görev yapan Diyetisyen Melike Karataş, kentin kültürel dokusuna işlemiş olan o karbonhidrat, yağ ve şeker yüklü su böreği ile baklava ikramlarının ardı ardına tüketilmesinin vücutta adeta bir tahribat yarattığını belirterek kritik uyarılarda bulundu. Gidilen her evde "ayıp olmasın" denilerek geri çevrilmeyen bu ağır ikramların gün boyu kan şekerini zirvede tuttuğunu belirten Karataş; özellikle çocukların, yaşlıların ve diyabet ile yüksek tansiyon hastalarının bu amansız beslenme döngüsünde çok büyük sağlık riskleriyle karşı karşıya kaldığını vurguladı.

ŞERBETİN YERİNE SÜT, MEYVE SUYUNUN YERİNE AYRAN

Bu ağır karbonhidrat bombardımanından kurtulmanın formülünü de reçetelendiren Diyetisyen Karataş, ev sahiplerine o geleneksel menüleri hafifletme çağrısı yaptı. İkramlıklarda porsiyonların acımasızca küçültülmesi gerektiğini belirten uzman isim; ağır şerbetli tatlıların yerini hafif sütlü tatlıların almasını, masaların kabak tarator, yoğurtlu kereviz ve pancar gibi ferahlatıcı salatalarla donatılmasını önerdi. Ayrıca o şeker deposu hazır meyve suları yerine, misafirlere geleneksel ayran, şekersiz açık çay veya okkalı bir şekersiz Türk kahvesi sunulmasının metabolizma için tam bir kurtarıcı olacağının altı çizildi.

ERZURUM'UN ÇAY TİRYAKİLİĞİ VE GİZLİ SUSUZLUK TEHLİKESİ

Erzurum dendiğinde akla gelen o meşhur çay kültürüne de ayrı bir parantez açan Karataş, iftar sonrası demlik demlik tüketilen çayın bayramda da hız kesmeden devam ettiğini ve bu durumun su içme alışkanlığını tamamen unutturduğunu hatırlattı. Sağlıklı bir birey için günde 6-8 çay bardağı az demli çayın faydalı olabileceği bilimsel gerçeğini kabul eden uzman isim, ancak bu sınırın aşılması ve koyu demli çayların suyun yerini alması durumunda bağırsakların adeta kilitlendiğini ve vücudun sinsice susuz kaldığını belirtti. Bu tehlikeli döngüyü kırmak için günde en az 2,5 litre suyun tavizsiz bir şekilde içilmesi gerektiğini hatırlatan Karataş, bayram ziyaretlerine araçla değil yürüyerek gidilmesinin ve güne 30 dakikalık tempolu yürüyüşler eklenmesinin hazımsızlığı ve kan şekerini dengelemek için altın değerinde olduğunu ifade etti.

EDİTÖRÜN NOTU: Erzurum gibi iklimi sert, insanı mert bir coğrafyada misafirin önüne su böreği ve baklava koymamak, neredeyse o eve gelen konuğa hakaret sayılır. Ancak Diyetisyen Melike Karataş'ın bu cesur çıkışı, "elalem ne der" veya "ayıp olur" kaygısıyla kendi sağlığımızı nasıl hiçe saydığımızın en acı bilançosudur. Her gidilen evde hatır için yenilen o bir dilim börek veya içilen o koyu kıtlama çaylar, akşam olduğunda acil servislerde tansiyon ve şeker krizleri olarak faturasını kesmektedir. Ziyaretlere yürüyerek gitmek ve şerbetin yerine yoğurdu koymak, asırlık gelenekleri yıkmak değil, o gelenekleri yaşatacak bedeni hayatta tutmak için atılmış en asil adımdır.

Kaynak: İHA

ÇOK OKUNAN

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.