ABD'ye Kaçırılan Hazineler Ankara'da 'Ameliyatta': İşte O Gizli Laboratuvar
ABD'ye Kaçırılan Hazineler Ankara'da 'Ameliyatta': İşte O Gizli Laboratuvar
Müze vitrinlerinde hayranlıkla izlediğimiz o binlerce yıllık eserler, aslında büyük bir "hayata dönüş" operasyonunun ürünü.
Haber Giriş Tarihi: 18.01.2026 15:30
Haber Güncellenme Tarihi: 18.01.2026 15:30
Muhabir:
Yasin Köz
Müze vitrinlerinde hayranlıkla izlediğimiz o binlerce yıllık eserler, aslında büyük bir "hayata dönüş" operasyonunun ürünü. Türkiye’nin "tarih doktorları", ABD’den iade edilen paha biçilemez hazinelerin de aralarında bulunduğu 251 binden fazla eseri, neşter hassasiyetiyle tedavi edip geleceğe taşıyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı, Türkiye genelindeki 12 "Konservasyon Laboratuvarı", adeta tarihin acil servisi gibi çalışıyor. Yurt dışından iade edilen, toprak altından yeni çıkarılan veya zamanın acımasızlığına yenik düşen eserler, bu merkezlerdeki 281 uzman personelin elinde yeniden hayat buluyor. Bugüne kadar tam 251 binden fazla eser, bu laboratuvarlarda bakım ve onarımdan geçti.
Tarihe "Neşter" Vuruyorlar
Bu laboratuvarlarda yapılan işlem sadece basit bir temizlik değil; bilimsel bir "konservasyon" süreci. Uzman restoratörler, tıpkı bir cerrah gibi çalışıyor:
Teşhis: Eserin durumu analiz ediliyor, zayıfsa önce sağlamlaştırma yapılıyor.
Temizlik: Mekanik veya kimyasal yöntemlerle, eserin özüne zarar vermeden üzerindeki tortular temizleniyor.
Birleştirme: Parçalanmış eserler, özel yapıştırıcılarla bir araya getirilip bütünleniyor.
Estetik: Kayıp parçalar, dokuya en uygun malzemelerle doldurulup rötuşlanıyor.
Tüm bu işlemlerin ardından o eserler, müzelerdeki yerini alarak ziyaretçilerle buluşuyor.
ABD’den Gelenler Ankara’da "Tedavi" Altında
Türkiye’nin en büyük ikinci laboratuvarı olan Ankara Restorasyon ve Konservasyon Bölge Laboratuvarı, şu günlerde çok özel misafirleri ağırlıyor. Kaçakçılıkla mücadele kapsamında en son ABD’den iadesi sağlanan 17 tarihi eser, burada bakıma alındı. Ankara Laboratuvar Müdürü Kimyager Mustafa Cengiz Özduygulu, ABD'den gelen 10 metal, 5 taş, 1 cam ve 1 boncuk dizisinden oluşan bu eserlerin, sergilenmeden önce ömrünü uzatmak için titizlikle işlendiğini belirtti.
"Bazen Bir Eser İçin 2 Yıl Uğraşıyoruz"
Laboratuvarda 30 uzmanla çalıştıklarını belirten Müdür Özduygulu, işin sabır gerektiren boyutunu şu sözlerle anlattı: "Bize sıkça 'Yılda kaç eser yapıyorsunuz?' diye sorarlar. Ama bu işin matematiği yok. Bazen çok hassas bir eseri kurtarmak 1 yıl, hatta 2 yıl sürebilir. Bazen de günde 3 eseri tamamlayabiliriz. Eser bize ne kadar müsaade ederse, o kadar ilerleyebiliyoruz. Amacımız sadece onarmak değil, onları gelecek nesillere en sağlıklı şekilde aktarmak."
EDİTÖRÜN NOTU: SABIR TAŞI OLSA ÇATLARDI
"Açıkçası müzede camın arkasından bakıp geçtiğimiz o vazonun, o heykelin arkasında nasıl bir emek olduğunu bu haberi okuyunca daha iyi anlıyoruz. Düşünsenize, binlerce yıllık kırık bir cam parçasını birleştirmek için 2 yıl boyunca milim milim çalışmak... Bu, sadece meslek aşkıyla açıklanabilecek bir sabır değil, tarihe duyulan büyük bir saygıdır. O laboratuvarlarda çalışan restoratörler, aslında zamanı durduran sihirbazlar gibidir. Ellerindeki fırçalarla, kimyasallarla geçmişi silinmekten kurtarıyorlar. ABD'den, Avrupa'dan zorlukla geri aldığımız o eserler, emin ellerde olduğu için şanslıyız. Emeğinize sağlık."
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ABD'ye Kaçırılan Hazineler Ankara'da 'Ameliyatta': İşte O Gizli Laboratuvar
Müze vitrinlerinde hayranlıkla izlediğimiz o binlerce yıllık eserler, aslında büyük bir "hayata dönüş" operasyonunun ürünü.
Müze vitrinlerinde hayranlıkla izlediğimiz o binlerce yıllık eserler, aslında büyük bir "hayata dönüş" operasyonunun ürünü. Türkiye’nin "tarih doktorları", ABD’den iade edilen paha biçilemez hazinelerin de aralarında bulunduğu 251 binden fazla eseri, neşter hassasiyetiyle tedavi edip geleceğe taşıyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı, Türkiye genelindeki 12 "Konservasyon Laboratuvarı", adeta tarihin acil servisi gibi çalışıyor. Yurt dışından iade edilen, toprak altından yeni çıkarılan veya zamanın acımasızlığına yenik düşen eserler, bu merkezlerdeki 281 uzman personelin elinde yeniden hayat buluyor. Bugüne kadar tam 251 binden fazla eser, bu laboratuvarlarda bakım ve onarımdan geçti.
Tarihe "Neşter" Vuruyorlar
Bu laboratuvarlarda yapılan işlem sadece basit bir temizlik değil; bilimsel bir "konservasyon" süreci. Uzman restoratörler, tıpkı bir cerrah gibi çalışıyor:
Teşhis: Eserin durumu analiz ediliyor, zayıfsa önce sağlamlaştırma yapılıyor.
Temizlik: Mekanik veya kimyasal yöntemlerle, eserin özüne zarar vermeden üzerindeki tortular temizleniyor.
Birleştirme: Parçalanmış eserler, özel yapıştırıcılarla bir araya getirilip bütünleniyor.
Estetik: Kayıp parçalar, dokuya en uygun malzemelerle doldurulup rötuşlanıyor.
Tüm bu işlemlerin ardından o eserler, müzelerdeki yerini alarak ziyaretçilerle buluşuyor.
ABD’den Gelenler Ankara’da "Tedavi" Altında
Türkiye’nin en büyük ikinci laboratuvarı olan Ankara Restorasyon ve Konservasyon Bölge Laboratuvarı, şu günlerde çok özel misafirleri ağırlıyor. Kaçakçılıkla mücadele kapsamında en son ABD’den iadesi sağlanan 17 tarihi eser, burada bakıma alındı. Ankara Laboratuvar Müdürü Kimyager Mustafa Cengiz Özduygulu, ABD'den gelen 10 metal, 5 taş, 1 cam ve 1 boncuk dizisinden oluşan bu eserlerin, sergilenmeden önce ömrünü uzatmak için titizlikle işlendiğini belirtti.
"Bazen Bir Eser İçin 2 Yıl Uğraşıyoruz"
Laboratuvarda 30 uzmanla çalıştıklarını belirten Müdür Özduygulu, işin sabır gerektiren boyutunu şu sözlerle anlattı: "Bize sıkça 'Yılda kaç eser yapıyorsunuz?' diye sorarlar. Ama bu işin matematiği yok. Bazen çok hassas bir eseri kurtarmak 1 yıl, hatta 2 yıl sürebilir. Bazen de günde 3 eseri tamamlayabiliriz. Eser bize ne kadar müsaade ederse, o kadar ilerleyebiliyoruz. Amacımız sadece onarmak değil, onları gelecek nesillere en sağlıklı şekilde aktarmak."
EDİTÖRÜN NOTU: SABIR TAŞI OLSA ÇATLARDI
HABER ÖNERİSİ: Ankara’nın Sessiz Mirası: Modern Bir Başkent Nasıl Doğdu?
Kaynak: Yasin Köz