Ankara’nın Sessiz Mirası: Modern Bir Başkent Nasıl Doğdu?

Neolitik çağdan Cumhuriyet’e uzanan Ankara, planlama ve mimarlık mirasıyla “Modern Bir Cumhuriyet Başkenti” olarak 2025’te UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alındı.

Haber Giriş Tarihi: 18.01.2026 04:00
Haber Güncellenme Tarihi: 18.01.2026 04:00
Muhabir: Saliha Kara
Ankara’nın Sessiz Mirası: Modern Bir Başkent Nasıl Doğdu?

Ankara, binlerce yıllık geçmişiyle Anadolu’nun en eski yerleşim alanlarından biri olmasına rağmen, bugün sahip olduğu kimliği büyük ölçüde Cumhuriyet’in planlı başkent vizyonuna borçlu. Neolitik dönemden itibaren Hatti, Hitit, Frig ve Lidya uygarlıklarına ev sahipliği yapan kent, antik çağda Galatia Krallığı’nın, ardından Roma İmparatorluğu’na bağlı Galatia Eyaleti’nin başkenti olarak tarih sahnesinde önemli bir rol üstlendi.

Osmanlı döneminde yaklaşık 20 bin nüfuslu, yerleşimi büyük ölçüde kale çevresinde yoğunlaşan mütevazı bir kent olan Ankara’da asıl kırılma noktası, 13 Ekim 1923’te Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti ilan edilmesiyle yaşandı. İstanbul’un yerine başkent olarak seçilen Ankara, yeni devletin modernleşme, uluslaşma ve çağdaşlaşma ideallerinin mekânsal karşılığı haline geldi.

Cumhuriyet’in hemen ardından başlayan planlama süreci, başkentin yalnızca idari değil, aynı zamanda örnek bir modern kent olarak inşa edilmesini hedefliyordu. Bu kapsamda ilk plan, Alman mimar Christoph Lörcher tarafından 1924–1925 yıllarında hazırlandı. Ardından 1927’de açılan uluslararası yarışmayı kazanan Alman şehir plancısı Hermann Jansen’in planı, 1930’lu yıllarda kapsamlı biçimde uygulanarak Ankara’nın gelişimine yön verdi. 1954 tarihli Uybadin–Yücel Planı ise kentin modern kentsel kimliğini pekiştiren bir diğer önemli adım oldu.

Bu planlama anlayışıyla Ankara, Ulus’tan Çankaya’ya uzanan Atatürk Bulvarı aksı boyunca gelişti. Ulus ve Kızılay meydanları, idari yapılar, kültürel tesisler, parklar ve ticari alanlarla birlikte Atatürk Bulvarı; yalnızca bir ulaşım hattı değil, kent yaşamının merkezi ve kamusal belleği haline geldi. Başkentin 20. yüzyıldaki dönüşümünü yansıtan bu aks, Ankara’nın kimliğiyle özdeşleşti.

Aradan geçen yaklaşık 100 yıla ve kentin bugün 6 milyon nüfuslu bir metropole dönüşmesine rağmen, Atatürk Bulvarı çevresinde şekillenen planlı bölgelerdeki birçok modern kamusal yapı ve açık alan, özgün mimari ve mekânsal niteliklerini büyük ölçüde korumayı sürdürüyor. Bu süreklilik, Ankara’yı modern planlama tarihinin nadir örneklerinden biri haline getiriyor.

Tüm bu özellikleriyle Ankara, “Modern Bir Cumhuriyet Başkentinin Planlanması ve İnşası” başlığı altında bir miras alanı olarak tanımlandı ve 2025 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne kaydedildi.

Editör Notu

Ankara’nın hikâyesi, yalnızca bir başkentin ilan edilme süreci değildir. Bu şehir, bir ulusun kendini yeniden inşa etme iradesinin mekâna yansımış halidir. Planlama disiplininin rehberliğinde, ideallerle şekillenen bu başkent; bugün hâlâ aynı akslar, meydanlar ve yapılar üzerinden Cumhuriyet’in hafızasını taşımaya devam ediyor. Ankara’yı değerli kılan da tam olarak bu sürekliliktir.

Haber Önerisi: Kemer'de Film Gibi Hikaye: Okuldan Alındılar, İki Mahalleye Mühür Vurdular

Kaynak: Saliha Kara

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.