Hacettepe Üniversitesi Nükleer Enerji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Şule Ergün, yapay zekâdan uzay çalışmalarına kadar artan enerji ihtiyacı karşısında nükleer enerjinin artık bir seçenek değil, zorunluluk haline geldiğini vurguladı.
Haber Giriş Tarihi: 05.01.2026 12:18
Haber Güncellenme Tarihi: 05.01.2026 19:33
Muhabir:
Saliha Kara
Dünya enerji sisteminde nükleer enerjinin rolü her geçen gün daha da güçleniyor. Hacettepe Üniversitesi Nükleer Enerji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Şule Ergün, nükleer enerjinin yalnızca elektrik üretimiyle sınırlı görülmemesi gerektiğini belirterek, küresel ölçekte temiz, güvenli ve sürdürülebilir enerji ihtiyacının bu kaynağı vazgeçilmez kıldığını söyledi.
Prof. Dr. Ergün, “Dünyamızın temiz, güvenli ve güvenilir elektrik üretimine çok ihtiyacı var. Yenilenebilir kaynaklarla birlikte küresel ölçekte önemli bir enerji kaynağı olan nükleer enerji artık bir alternatif değil, geleceğin temel ihtiyacı olacak” dedi. Nükleer santrallerin uzun ömürlü yapısı sayesinde ilk yatırım maliyetlerinin zamanla dengelendiğini ifade eden Ergün, bu durumun enerji arz güvenliği açısından büyük avantaj sağladığını kaydetti.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) ve Morgan Stanley gibi kurumların güncel projeksiyonlarına dikkat çeken Prof. Dr. Ergün, 2050 yılına kadar küresel nükleer kapasitenin iki kattan fazla artarak yaklaşık 860 gigavata ulaşmasının beklendiğini, bu büyümenin yaklaşık 2,2 trilyon dolarlık yatırım hacmi oluşturacağını söyledi. Ergün, “Bu rakamlar bize nükleer enerjinin artık yalnızca ekonomik değil, stratejik ve jeopolitik bir zorunluluk olarak ele alındığını gösteriyor” ifadelerini kullandı.
IEA verilerine göre 2025 yılında nükleerden elektrik üretiminin 2.900 TWh ile tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşmasının beklendiğini belirten Ergün, birçok ülkede nükleer projelerin artık ‘maliyet öncelikli’ değil, ‘hayatta kalma öncelikli’ yatırımlar olarak değerlendirildiğine dikkat çekti.
Yapay zekâ ve uzay çağında nükleer enerji
Yapay zekâ teknolojilerinin enerji tüketimini dramatik biçimde artırdığına işaret eden Prof. Dr. Ergün, tek bir yapay zekâ sorgusunun klasik bir internet aramasına göre yaklaşık 10 kat daha fazla enerji tükettiğini söyledi. Bu durumun, kesintisiz ve karbon salımı olmayan nükleer enerjiyi kritik bir noktaya taşıdığını belirten Ergün, uzay çalışmaları için de nükleer enerjinin önemli bir potansiyel sunduğunu dile getirdi.
Toplumsal kabul vurgusu
Nükleer enerjiye yönelik toplumsal kaygıların giderilmesinde şeffaflık ve bilimsel bilgilendirmenin önemine değinen Prof. Dr. Ergün, Rosatom tarafından yürütülen Atomic Quiz ve Global HackAtom gibi projelerin gençlere doğru bilgi aktarımı açısından değerli olduğunu söyledi. “Nükleer enerjiyi korku üzerinden değil, bilim üzerinden anlatmak zorundayız” diyen Ergün, doğru bilgilendirmenin algıyı kökten değiştirdiğini vurguladı.
Sanayi, yerelleşme ve insan kaynağı
Hacettepe Üniversitesi Nükleer Enerji Mühendisliği Öğretim Üyesi Dr. Ahmet Kağan Mercan ise yapay zekâ, uzay ve ileri teknolojilerin enerji talebini sürekli artırdığını belirterek, nükleer enerjinin bu alanlar için vazgeçilmez hale geldiğini söyledi. Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin yalnızca bir enerji yatırımı olmadığını ifade eden Mercan, sanayi iş birlikleri, yerli üretim ve insan kaynağı yetiştirme boyutuyla kapsamlı bir nükleer ekosistem oluşturduğunu dile getirdi.
Rosatom’un Türkiye’de yürüttüğü eğitim, staj ve sanayi iş birliklerinin, nükleer alanında uzman mühendislerin yetişmesine önemli katkı sunduğunu belirten Mercan, üniversite öğrencilerine yönelik teknik geziler ve bilgilendirme programlarının da toplumsal farkındalığı artırdığını sözlerine ekledi.
Editörün Notu:
Küresel enerji talebinin hızla arttığı, yapay zekâ ve ileri teknolojilerin kesintisiz enerji ihtiyacını büyüttüğü bir dönemde nükleer enerji, yalnızca elektrik üretimi değil; enerji güvenliği, teknolojik bağımsızlık ve sürdürülebilir kalkınma açısından stratejik bir unsur olarak öne çıkıyor. Uzman görüşlerine dayanan bu haber, nükleer enerjinin gelecekteki rolünü bilimsel veriler ışığında ele alıyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Nükleer Enerji Geleceğin Temel İhtiyacı Olacak
Hacettepe Üniversitesi Nükleer Enerji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Şule Ergün, yapay zekâdan uzay çalışmalarına kadar artan enerji ihtiyacı karşısında nükleer enerjinin artık bir seçenek değil, zorunluluk haline geldiğini vurguladı.
Dünya enerji sisteminde nükleer enerjinin rolü her geçen gün daha da güçleniyor. Hacettepe Üniversitesi Nükleer Enerji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Şule Ergün, nükleer enerjinin yalnızca elektrik üretimiyle sınırlı görülmemesi gerektiğini belirterek, küresel ölçekte temiz, güvenli ve sürdürülebilir enerji ihtiyacının bu kaynağı vazgeçilmez kıldığını söyledi.
Prof. Dr. Ergün, “Dünyamızın temiz, güvenli ve güvenilir elektrik üretimine çok ihtiyacı var. Yenilenebilir kaynaklarla birlikte küresel ölçekte önemli bir enerji kaynağı olan nükleer enerji artık bir alternatif değil, geleceğin temel ihtiyacı olacak” dedi. Nükleer santrallerin uzun ömürlü yapısı sayesinde ilk yatırım maliyetlerinin zamanla dengelendiğini ifade eden Ergün, bu durumun enerji arz güvenliği açısından büyük avantaj sağladığını kaydetti.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) ve Morgan Stanley gibi kurumların güncel projeksiyonlarına dikkat çeken Prof. Dr. Ergün, 2050 yılına kadar küresel nükleer kapasitenin iki kattan fazla artarak yaklaşık 860 gigavata ulaşmasının beklendiğini, bu büyümenin yaklaşık 2,2 trilyon dolarlık yatırım hacmi oluşturacağını söyledi. Ergün, “Bu rakamlar bize nükleer enerjinin artık yalnızca ekonomik değil, stratejik ve jeopolitik bir zorunluluk olarak ele alındığını gösteriyor” ifadelerini kullandı.
IEA verilerine göre 2025 yılında nükleerden elektrik üretiminin 2.900 TWh ile tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşmasının beklendiğini belirten Ergün, birçok ülkede nükleer projelerin artık ‘maliyet öncelikli’ değil, ‘hayatta kalma öncelikli’ yatırımlar olarak değerlendirildiğine dikkat çekti.
Yapay zekâ ve uzay çağında nükleer enerji
Yapay zekâ teknolojilerinin enerji tüketimini dramatik biçimde artırdığına işaret eden Prof. Dr. Ergün, tek bir yapay zekâ sorgusunun klasik bir internet aramasına göre yaklaşık 10 kat daha fazla enerji tükettiğini söyledi. Bu durumun, kesintisiz ve karbon salımı olmayan nükleer enerjiyi kritik bir noktaya taşıdığını belirten Ergün, uzay çalışmaları için de nükleer enerjinin önemli bir potansiyel sunduğunu dile getirdi.
Toplumsal kabul vurgusu
Nükleer enerjiye yönelik toplumsal kaygıların giderilmesinde şeffaflık ve bilimsel bilgilendirmenin önemine değinen Prof. Dr. Ergün, Rosatom tarafından yürütülen Atomic Quiz ve Global HackAtom gibi projelerin gençlere doğru bilgi aktarımı açısından değerli olduğunu söyledi. “Nükleer enerjiyi korku üzerinden değil, bilim üzerinden anlatmak zorundayız” diyen Ergün, doğru bilgilendirmenin algıyı kökten değiştirdiğini vurguladı.
Sanayi, yerelleşme ve insan kaynağı
Hacettepe Üniversitesi Nükleer Enerji Mühendisliği Öğretim Üyesi Dr. Ahmet Kağan Mercan ise yapay zekâ, uzay ve ileri teknolojilerin enerji talebini sürekli artırdığını belirterek, nükleer enerjinin bu alanlar için vazgeçilmez hale geldiğini söyledi. Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin yalnızca bir enerji yatırımı olmadığını ifade eden Mercan, sanayi iş birlikleri, yerli üretim ve insan kaynağı yetiştirme boyutuyla kapsamlı bir nükleer ekosistem oluşturduğunu dile getirdi.
Rosatom’un Türkiye’de yürüttüğü eğitim, staj ve sanayi iş birliklerinin, nükleer alanında uzman mühendislerin yetişmesine önemli katkı sunduğunu belirten Mercan, üniversite öğrencilerine yönelik teknik geziler ve bilgilendirme programlarının da toplumsal farkındalığı artırdığını sözlerine ekledi.
Editörün Notu:
Küresel enerji talebinin hızla arttığı, yapay zekâ ve ileri teknolojilerin kesintisiz enerji ihtiyacını büyüttüğü bir dönemde nükleer enerji, yalnızca elektrik üretimi değil; enerji güvenliği, teknolojik bağımsızlık ve sürdürülebilir kalkınma açısından stratejik bir unsur olarak öne çıkıyor. Uzman görüşlerine dayanan bu haber, nükleer enerjinin gelecekteki rolünü bilimsel veriler ışığında ele alıyor.
Haber Önerisi:Türkiye’nin Yeni Derin Sondaj Gücü Göreve Hazır
Kaynak: DHA
En Çok Okunan Haberler