Marmara'da Hayalet Ağ Operasyonu: Atıklar Sanata Dönüştü

Marmara Denizi'nden çıkarılan ölümcül hayalet ağlar, Mavi İz projesiyle temizlenerek çevre farkındalığı için etkileyici bir sanat eserine dönüştü.

Haber Giriş Tarihi: 02.03.2026 13:15
Haber Güncellenme Tarihi: 02.03.2026 13:15
Muhabir: Yasin Köz
Marmara'da Hayalet Ağ Operasyonu: Atıklar Sanata Dönüştü

Marmara Denizi'nin o eşsiz su altı ekosistemini ve canlı yaşamını her geçen gün çok daha ciddi bir şekilde tehdit eden, halk arasında "hayalet ağ" olarak bilinen terk edilmiş devasa balıkçı ağları, çok geniş çaplı ve titiz bir operasyonla deniz dibinden temizlendi. Türkiye genelinde deniz kirliliğiyle çok yönlü mücadele son yıllarda büyük bir ivme kazanırken, 2025 yılına ait güncel veriler sorunun ulaştığı korkutucu boyutu bir kez daha gözler önüne serdi. Açıklanan son verilere göre, denizlerimizden son 11 yıllık süreçte tam 2.9 milyon metrekarelik devasa büyüklükte hayalet ağ çıkarıldı. Bu vahim tabloya dur demek ve deniz kirliliğine güçlü bir dikkat çekmek amacıyla hayata geçirilen "Mavi İz" projesi kapsamında, 3 Mart Dünya Omega-3 Günü'nde son derece özel bir etkinliğe imza atıldı. Orzax markasının öncülüğünde; Adalar Belediyesi, Deniz Temiz Derneği/TURMEPA ve Sualtı Fotoğrafçıları ve Filmcileri Derneği (SUFOD) iş birliğiyle yürütülen bu anlamlı çalışmada, deniz dibinden çıkarılan ölümcül atıklar, çevre farkındalığı yaratmak adına muazzam bir sanat eserine dönüştürüldü.

ÜÇ YILLIK FARKINDALIK SERÜVENİ VE BÜYÜKADA MESAİSİ

Denizlerin sürdürülebilirliği ve toplumdaki çevre bilincinin artırılması için üç yıl önce başlatılan bu dev sosyal sorumluluk projesi, her yıl belirlenen birbirinden farklı temalar ve güçlü sloganlarla aralıksız olarak sürdürülüyor. Projenin tarihçesine bakıldığında; ilk yılında "Mavi Bayrak, Mavi Kalp" temasıyla yola çıkıldığı, ikinci yılında "Mavi Gelecek" vizyonuyla çalışmaların büyütüldüğü ve bu yıl ise "Mavi İz" adı altında okyanuslara ve denizlere umut olunduğu görülüyor. Bu seneki "Mavi İz" etkinlikleri kapsamında, Marmara Denizi’ndeki su altı canlı hayatı için adeta sessiz bir ölüm tuzağı oluşturan hayalet ağlar ve plastik atık malzemeler, Büyükada açıklarında alanında uzman dalgıçlar tarafından gerçekleştirilen hummalı çalışmalarla su altından sökülerek karaya çıkarıldı.

DENİZİN KABUSU PLASTİKLER HEYKELTIRAŞ ELİYLE SANAT OLDU

Uzman dalgıçların yoğun mesaisiyle deniz dibinden çıkarılan o metrelerce uzunluktaki terk edilmiş ağlar ve doğada çözünmeyen plastik atıklar, bu kez bir yok oluşun değil, yeniden doğuşun simgesi oldu. Çıkarılan bu atıklar, yetenekli heykel sanatçısı Büşra Kölmük’ün ellerinde şekillenerek özgün ve çarpıcı bir sanat eserine dönüştürüldü. Proje, sadece fiziksel bir dip temizliği hareketi olmasının çok ötesine geçerek, çevresel sorumluluğu görsel ve sanatsal bir mesajla tüm topluma ulaştırmayı başardı. Eserin asıl hedefinin, deniz ekosistemindeki o sessiz tahribatı simgelemek ve su altındaki o "görünmez" tehlikenin toplumun her kesimi tarafından fark edilmesini sağlamak olduğu vurgulandı.

MİNE GÖKNAR: "ÇIKARILAN AĞLAR KURTARILAN HAYATLAR DEMEK"

Etkinlikte söz alan TURMEPA Genel Müdür Yardımcısı Mine Göknar, denizlerin hayalet ağlardan arındırılmasının sadece su altı ekosistemi için değil, insan sağlığı ve sürdürülebilir beslenme döngüsü açısından da son derece kritik olduğuna dikkat çekti. Göknar, "Yaptığımız bu önemli çalışmada, Büyükada çevresinde denizden çıkarılan hayalet ağlar aslında sandığımızdan çok daha önemli bir işi başardı. Ve başarmaya da devam edeceğini umuyorum" dedi. Bu ağların plastikten üretildiği için zamanla çözünerek sulara mikroplastik olarak karıştığını üzülerek belirten Göknar, "Denizden çıkarılan hayalet ağlar aslında kurtarılan hayatlar demek. Küçük bir müdahale gibi görünebilir ama deniz için gerçekten oldukça büyük bir adım" ifadelerini kullandı.

GÜVEN İSLAMOĞLU'NDAN KURUMLARA VE ŞİRKETLERE ÇAĞRI

Ünlü TV Programcısı ve deneyimli doğa aktivisti Güven İslamoğlu da etkinliğe katılarak projenin zorluklarına ve kurumsal desteğin önemine vurgu yaptı. Bu tür devasa dip temizliği çalışmalarının büyük şirketlerin sponsorluğu ve desteğiyle gerçekleştirilmesinin, bütçe ve insan emeği yönetimi açısından hayati bir önem taşıdığını dile getiren İslamoğlu, "Hayalet ağlar ve su uzun zamandır çalıştığım konulardan bir tanesi. Çok zor bir iş. Niye? Bu ağları çıkartmanız öyle kolay değil; enerji harcamanız lazım, bütçe ve insan emeği gerekiyor" dedi. Maalesef yer altının ve özellikle de su altının toplum tarafından es geçildiğini belirten İslamoğlu, sadece Büyükada’da değil, ülkemizin iç denizlerinde de birebir aynı yıkıcı sorunlarla karşı karşıya kalındığını aktardı. Şirketlerin sosyal sorumluluk projelerine çok ihtiyaç duyulduğunu belirten aktivist, kendisinin de bu projeye bizzat destek verdiğini söyledi.

ORZAX CEO'SU ALİMOĞLU: "OMEGA-3 DENİZLERİN ESERİDİR"

Projenin ana yürütücüsü olan Orzax markasının CEO’su Yunus Emre Alimoğlu ise yaptığı konuşmada çevresel sürdürülebilirlik ile insan sağlığı arasındaki o koparılamaz ve organik bağlantıya çok güçlü bir vurgu yaptı. Omega-3 kaynaklarının en temel noktasının denizler olduğunu hatırlatan Alimoğlu, "Dolayısıyla denizlerde hayat varsa buradaki kaynağı da sürdürülebilir bir şekilde elde edebiliyorsunuz" dedi. Orzax'ın 22 yıl önceki kuruluş döneminde piyasaya sunduğu ilk ürünlerden birinin de Omega-3 olduğunu hatırlatan CEO, bu alana duydukları hassasiyet doğrultusunda deniz kirliliğine dikkat çekmek için bu projeyi hayata geçirdiklerini aktardı. Kendi pazar hedeflerinin hastalanmadan önce insan sağlığını korumak olduğunu belirten Alimoğlu, Omega-3'ün özellikle göz, beyin, sinir sistemi ve kalp damar sağlığı noktasında ne kadar olumlu etkileri bulunduğunu detaylarıyla anlattı.

"YARIN PİŞMAN OLMAMAK İÇİN BUGÜNDEN FARKINDALIK ŞART"

Konuşmasının devamında küresel çevre kirliliği sorunlarına da değinen Orzax CEO’su Alimoğlu, toplumların hızlı endüstrileşmesi nedeniyle kirliliğin çok ciddi boyutlarda arttığını ve acil önlemler alınması gerektiğini savundu. Denizlerin sadece bir su birikintisi değil, yüz binlerce canlının yuvası olduğunu belirten Alimoğlu, iklimin dengelenmesinde ve sıcaklıkların ayarlanmasında da okyanusların kilit bir rol oynadığını söyledi. Denizlerin bu muazzam besleyici yapıya ulaşmasının milyarlarca yıl aldığını belirten Alimoğlu, "Fakat özellikle son dönemlerde toplumların ciddi şekilde endüstrileşmesi, plastiklerin hayatımıza girmesiyle beraber çok hızlı şekilde kirlettiğimizi görüyoruz. Dolayısıyla yarın bir pişmanlık duymamak, bugünden önlenebilecek bir pozisyonda olduğumuz için şu an sosyal sorumluluk projeleriyle bu alanda farkındalık oluşturmaya çalışıyoruz" diyerek tehlikenin boyutuna işaret etti.

BAŞKAN AKPOLAT: "HAYALET AĞLAR 150 YIL PASİF AVLANIYOR"

Projeye hem kurumsal hem de kişisel olarak büyük destek veren Adalar Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat ise, hayalet ağların deniz ekosistemi üzerindeki o sessiz ve yıkıcı etkisine bir dalgıç gözüyle dikkat çekti. Yıllardır benzer etkinlikler yapıldığını ancak bu proje kendisine geldiğinde çok büyük bir heyecan duyduğunu anlatan Başkan Akpolat, "Su üstündeki hayat gibi denizin altında da bir ekosistem var ve hayatın devamında, o sistemin de bizim hayatımıza çok büyük katkıları var" dedi. Kendisinin de bizzat bir su altı balıkadamı olduğunu belirten Akpolat, dalgıç kıyafetlerini giyerek denizin dibindeki o yavaş yavaş yok olmaya yüz tutmuş hayatı kendi gözleriyle görüntülediğini ve temizlik çalışmalarına bizzat eşlik ettiğini gururla paylaştı.

"MARMARA DENİZİ HEPİMİZDEN YARDIM İSTİYOR"

Marmara Denizi’nin hayalet ağlar konusunda son derece riskli ve kritik bir durumda olduğunun altını çizen Başkan Akpolat, konuşmasını çok çarpıcı bir istatistikle tamamladı. "Şu gerçeği söyleyelim: Marmara Denizi bizden yardım istiyor, içerideki ekosistem bizden destek istiyor" diyen Akpolat, denizin dibindeki kayalara takılan o ağların çıkarılmadığı sürece aşağıdaki bütün canlılara ölüm saçtığını belirtti. Akpolat, "Onları oradan çıkarmadığınızda hayalet ağlar yaklaşık 150 yıl pasif avlanmaya devam ediyor" diyerek durumun vahametini gözler önüne serdi. Bu sorunun çözümünün sadece birkaç gönüllünün çabasıyla mümkün olamayacağını belirten Başkan, devletten sade vatandaşa kadar herkese çok büyük görevler düştüğünü ve hayatının son noktasına kadar bu uğraşı sürdüreceğini vurguladı. Etkinlik, projeye destek veren kurum temsilcilerinin ve çok sayıda doğaseverin katılımıyla tamamlandı.

Editör Notu

"Hayalet ağ..." Kulağa sanki fantastik bir film terimi gibi geliyor değil mi? Oysa o ağların gerçeği, isminden çok daha korkunç. Düşünsenize, bir balıkçı ağını denizin dibindeki kayalıklara taktırıp koparıyor, sonra çekip gidiyor. Ama o ağ denizin dibinde ölmüyor! Başkan Akpolat'ın da söylediği gibi, tam 150 yıl boyunca orada sessiz sedasız avlanmaya, o masum balıkları, deniz kaplumbağalarını yengeçleri tuzağa düşürüp boğmaya devam ediyor. Bizler vapurda çayımızı yudumlarken, hemen altımızdaki o karanlık sularda 150 yıllık sessiz bir katliam yaşanıyor. Sanatçı Büşra Hanım'ın o ağlardan yaptığı heykeli her gördüğümüzde aklımıza bu gelsin. O mikroplastikler sadece balıkların değil, soframıza gelen balıkla bizim de damarlarımıza giriyor. Doğa, kendisine yapılan hiçbir ihaneti cezasız bırakmıyor ne yazık ki...

Siz hiç sahil kenarında yürürken veya denize girerken terk edilmiş ağlara ya da plastik yığınlarına denk geldiniz mi? Denizlerimizi bu sessiz katillerden korumak için bireysel olarak neler yapabiliriz? Yorumlarda o değerli fikirlerinizi ve çözüm önerilerinizi bizimle paylaşarak dertleşebilirsiniz.

Kaynak: İHA

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.