Amasya’da karların erimesiyle kardelen ve çiğdemler açarken, uzmanlar Anadolu’nun 12 bin bitki türünün “milli servet” niteliği taşıdığına dikkat çekerek biyokaçakçılık uyarısında bulundu.
Haber Giriş Tarihi: 11.02.2026 08:41
Haber Güncellenme Tarihi: 11.02.2026 08:41
Muhabir:
Saliha Kara
Amasya’da kış aylarının ardından karların erimesiyle birlikte kardelen, çiğdem ve menekşe gibi rengarenk bitkiler doğada yeniden görünmeye başladı. Şehrin yüksek kesimlerinde yer alan Çakallar Mevkii’nde kayalıkların arasından çıkan çiçekler, doğa tutkunlarının ilgisini çekti.
Türkiye’deki yaklaşık 12 bin bitki türünden 1.991’inin Amasya’da görülebildiğine dikkat çekilirken, şehrin Avrupa-Sibirya ile İran-Turan floristik bölgeleri arasında geçiş sahasında yer aldığı belirtildi. Mikroklima özelliği gösteren alanlara sahip Amasya’da, bu kış etkili olan kar ve yağmur yağışlarının ardından bitki örtüsü yeniden canlandı.
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Amasya Üniversitesi Öğretim Üyesi Cengiz Yıldırım, Anadolu’daki bitki çeşitliliğinin taşıdığı değere dikkat çekerek, biyokaçakçılık tehlikesine vurgu yaptı.
Prof. Dr. Yıldırım, “Çiçek dalında güzeldir. Doğal ortamında koparılmasına, onlara yeni bir baskı oluşturmaya gerek yok. Bu bitkiler bizim milli servetimiz. Bu serveti başka ülkelere kaçırma çabasında olanlarla karşılaşıyoruz” dedi.
Türkiye’de yaklaşık 12 bin bitki türü bulunduğunu ve bunların yaklaşık 3 bin 800’ünün endemik olduğunu belirten Yıldırım, Avrupa kıtasında toplam 15 bin bitki türü bulunduğunu hatırlatarak, Anadolu’nun kıta ölçeğinde bir bitki çeşitliliğine sahip olduğunu ifade etti.
Amasya Lalesi örneğini hatırlatan Yıldırım, geçmişte bu türün doğal ortamında kaybolduğunu ve tohumlarının yurt dışından temin edilmek zorunda kalındığını söyledi. Yıldırım, iklim değişiklikleri, kontrolsüz otlatma, yapılaşma ve yol yapımı gibi risklerin de bitki türleri üzerinde baskı oluşturduğunu belirtti.
Uzmanlar, kırsalda yaşayan vatandaşların şüpheli durumları ilgili kurumlara bildirmesinin önemine dikkat çekerken, toplumun doğal miras konusunda daha bilinçli hareket etmesi gerektiğini vurguladı. Amasya’daki kardelen ve çiğdemlerin açması, doğanın canlanışını simgelerken; bu zenginliğin korunmasının yalnızca bölgesel değil, ulusal bir sorumluluk olduğu ifade edildi.
Editör Notu
Anadolu’nun bitki çeşitliliği, yalnızca estetik bir zenginlik değil; aynı zamanda genetik ve ekolojik açıdan stratejik bir değere sahip. Avrupa kıtasına yakın sayıda türe sahip olan Türkiye’de, endemik bitkilerin korunması ulusal bir mesele olarak ele alınmalı. Doğanın sunduğu bu zenginlik, bilinçsiz müdahale ve kaçakçılık tehdidi altında kalmamalı.
Kaynak: İHA
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Amasya’da kardelenler açtı, uzmanlardan ‘biyokaçakçılık’ uyarısı
Amasya’da karların erimesiyle kardelen ve çiğdemler açarken, uzmanlar Anadolu’nun 12 bin bitki türünün “milli servet” niteliği taşıdığına dikkat çekerek biyokaçakçılık uyarısında bulundu.
Amasya’da kış aylarının ardından karların erimesiyle birlikte kardelen, çiğdem ve menekşe gibi rengarenk bitkiler doğada yeniden görünmeye başladı. Şehrin yüksek kesimlerinde yer alan Çakallar Mevkii’nde kayalıkların arasından çıkan çiçekler, doğa tutkunlarının ilgisini çekti.
Türkiye’deki yaklaşık 12 bin bitki türünden 1.991’inin Amasya’da görülebildiğine dikkat çekilirken, şehrin Avrupa-Sibirya ile İran-Turan floristik bölgeleri arasında geçiş sahasında yer aldığı belirtildi. Mikroklima özelliği gösteren alanlara sahip Amasya’da, bu kış etkili olan kar ve yağmur yağışlarının ardından bitki örtüsü yeniden canlandı.
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Amasya Üniversitesi Öğretim Üyesi Cengiz Yıldırım, Anadolu’daki bitki çeşitliliğinin taşıdığı değere dikkat çekerek, biyokaçakçılık tehlikesine vurgu yaptı.
Prof. Dr. Yıldırım, “Çiçek dalında güzeldir. Doğal ortamında koparılmasına, onlara yeni bir baskı oluşturmaya gerek yok. Bu bitkiler bizim milli servetimiz. Bu serveti başka ülkelere kaçırma çabasında olanlarla karşılaşıyoruz” dedi.
Türkiye’de yaklaşık 12 bin bitki türü bulunduğunu ve bunların yaklaşık 3 bin 800’ünün endemik olduğunu belirten Yıldırım, Avrupa kıtasında toplam 15 bin bitki türü bulunduğunu hatırlatarak, Anadolu’nun kıta ölçeğinde bir bitki çeşitliliğine sahip olduğunu ifade etti.
Amasya Lalesi örneğini hatırlatan Yıldırım, geçmişte bu türün doğal ortamında kaybolduğunu ve tohumlarının yurt dışından temin edilmek zorunda kalındığını söyledi. Yıldırım, iklim değişiklikleri, kontrolsüz otlatma, yapılaşma ve yol yapımı gibi risklerin de bitki türleri üzerinde baskı oluşturduğunu belirtti.
Uzmanlar, kırsalda yaşayan vatandaşların şüpheli durumları ilgili kurumlara bildirmesinin önemine dikkat çekerken, toplumun doğal miras konusunda daha bilinçli hareket etmesi gerektiğini vurguladı. Amasya’daki kardelen ve çiğdemlerin açması, doğanın canlanışını simgelerken; bu zenginliğin korunmasının yalnızca bölgesel değil, ulusal bir sorumluluk olduğu ifade edildi.
Editör Notu
Anadolu’nun bitki çeşitliliği, yalnızca estetik bir zenginlik değil; aynı zamanda genetik ve ekolojik açıdan stratejik bir değere sahip. Avrupa kıtasına yakın sayıda türe sahip olan Türkiye’de, endemik bitkilerin korunması ulusal bir mesele olarak ele alınmalı. Doğanın sunduğu bu zenginlik, bilinçsiz müdahale ve kaçakçılık tehdidi altında kalmamalı.
Kaynak: İHA