Sivas mutfağının önemli lezzetlerinden kelle, “gözünün yağını yiyeyim” deyiminin kökenini oluşturuyor. En makbul bölüm ise göz kısmı.
Haber Giriş Tarihi: 19.02.2026 08:00
Haber Güncellenme Tarihi: 19.02.2026 08:00
Muhabir:
Saliha Kara
Anadolu’nun köklü mutfak kültürlerinden birine sahip olan Sivas’ta kelle, özellikle kış aylarında yoğun ilgi görüyor. Kuzu ya da koyun başının özenle temizlenmesiyle başlayan hazırlık süreci, uzun saatler süren pişirme aşamasıyla tamamlanıyor.
Kelle önce uzun süre kaynatılıyor, ardından taş fırında saatlerce pişirilerek servise hazır hale getiriliyor. Yaklaşık 16 saatlik zahmetli bir sürecin ardından sofralara ulaşan bu geleneksel lezzet, sadece bir yemek değil aynı zamanda kültürel bir miras olarak görülüyor.
En Lezzetli Bölüm: Göz Kısmı
Kellenin en makbul ve lezzetli bölümü ise göz kısmı olarak kabul ediliyor. Yağlı ve yoğun aromaya sahip bu bölüm, ustalara göre soğumadan tüketilmeli. Geleneksel anlayışa göre kelleyi yemeye gözden başlanıyor.
Kelle ustası Eren Sönmez, bu geleneğin deyimlere de ilham verdiğini belirterek, “‘Gözünün yağını yiyeyim’ sözü atalarımızdan gelen bir ifadedir. İnsan karşısındaki kişiye verdiği değeri anlatmak ister. Kellenin en lezzetli kısmı gözüdür ve yemeye gözden başlanır” dedi.
Bir vatandaş da kellenin göz kısmını yemeden sofradan kalkmanın eksik sayıldığını ifade ederek, deyimin bu özelliğe dayandığını dile getirdi.
Deyimin Mecaz Yolculuğu
Günlük hayatta sevgi, hayranlık ve beğeni ifade etmek için kullanılan “gözünün yağını yiyeyim” deyimi, zamanla gerçek anlamından uzaklaşıp mecaz bir anlam kazandı. Artık bu söz, bir kişiye duyulan takdirin ve samimi bağlılığın sıcak bir ifadesi olarak kullanılıyor.
Dil bilimcilere göre, Anadolu’da birçok deyim yemek kültüründen besleniyor. Sofra etrafında şekillenen kültür, zamanla dile de yansıyor. Sivas’ta kelle geleneğinin deyimleşmesi de bu kültürel etkileşimin örneklerinden biri olarak gösteriliyor.
Sofradan Dile Uzanan Kültür
Kelle, Sivas’ta yalnızca bir kış yemeği değil; dayanışma, paylaşım ve gelenekle özdeşleşmiş bir simge olarak görülüyor. Uzun hazırlık süreci ve ustalık gerektiren pişirme yöntemi, yemeğin değerini artırıyor.
Bugün hem sofralarda hem günlük konuşmalarda yaşayan bu gelenek, yerel mutfak kültürünün dile nasıl yön verdiğini gösteriyor. Bir lezzetten doğan deyim, yüzyıllar boyunca anlamını koruyarak yaşamaya devam ediyor.
Editörün Notu
Bu haber bana şunu hatırlatıyor: Kültür sadece kitaplarda değil, mutfakta ve sofrada da yaşar. Bir yemeğin en lezzetli kısmı, zamanla bir sevgi ifadesine dönüşebiliyor. “Gözünün yağını yiyeyim” sözü bugün romantik ya da samimi bir cümle gibi algılansa da arkasında ciddi bir gastronomi ve gelenek tarihi var. Anadolu’nun zenginliği tam da burada: Yemek, dil ve kültür birbirinden kopmuyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
’Gözünün yağını yiyeyim’ deyimi buradan geliyor
Sivas mutfağının önemli lezzetlerinden kelle, “gözünün yağını yiyeyim” deyiminin kökenini oluşturuyor. En makbul bölüm ise göz kısmı.
Anadolu’nun köklü mutfak kültürlerinden birine sahip olan Sivas’ta kelle, özellikle kış aylarında yoğun ilgi görüyor. Kuzu ya da koyun başının özenle temizlenmesiyle başlayan hazırlık süreci, uzun saatler süren pişirme aşamasıyla tamamlanıyor.
Kelle önce uzun süre kaynatılıyor, ardından taş fırında saatlerce pişirilerek servise hazır hale getiriliyor. Yaklaşık 16 saatlik zahmetli bir sürecin ardından sofralara ulaşan bu geleneksel lezzet, sadece bir yemek değil aynı zamanda kültürel bir miras olarak görülüyor.
En Lezzetli Bölüm: Göz Kısmı
Kellenin en makbul ve lezzetli bölümü ise göz kısmı olarak kabul ediliyor. Yağlı ve yoğun aromaya sahip bu bölüm, ustalara göre soğumadan tüketilmeli. Geleneksel anlayışa göre kelleyi yemeye gözden başlanıyor.
Kelle ustası Eren Sönmez, bu geleneğin deyimlere de ilham verdiğini belirterek, “‘Gözünün yağını yiyeyim’ sözü atalarımızdan gelen bir ifadedir. İnsan karşısındaki kişiye verdiği değeri anlatmak ister. Kellenin en lezzetli kısmı gözüdür ve yemeye gözden başlanır” dedi.
Bir vatandaş da kellenin göz kısmını yemeden sofradan kalkmanın eksik sayıldığını ifade ederek, deyimin bu özelliğe dayandığını dile getirdi.
Deyimin Mecaz Yolculuğu
Günlük hayatta sevgi, hayranlık ve beğeni ifade etmek için kullanılan “gözünün yağını yiyeyim” deyimi, zamanla gerçek anlamından uzaklaşıp mecaz bir anlam kazandı. Artık bu söz, bir kişiye duyulan takdirin ve samimi bağlılığın sıcak bir ifadesi olarak kullanılıyor.
Dil bilimcilere göre, Anadolu’da birçok deyim yemek kültüründen besleniyor. Sofra etrafında şekillenen kültür, zamanla dile de yansıyor. Sivas’ta kelle geleneğinin deyimleşmesi de bu kültürel etkileşimin örneklerinden biri olarak gösteriliyor.
Sofradan Dile Uzanan Kültür
Kelle, Sivas’ta yalnızca bir kış yemeği değil; dayanışma, paylaşım ve gelenekle özdeşleşmiş bir simge olarak görülüyor. Uzun hazırlık süreci ve ustalık gerektiren pişirme yöntemi, yemeğin değerini artırıyor.
Bugün hem sofralarda hem günlük konuşmalarda yaşayan bu gelenek, yerel mutfak kültürünün dile nasıl yön verdiğini gösteriyor. Bir lezzetten doğan deyim, yüzyıllar boyunca anlamını koruyarak yaşamaya devam ediyor.
Editörün Notu
Bu haber bana şunu hatırlatıyor: Kültür sadece kitaplarda değil, mutfakta ve sofrada da yaşar. Bir yemeğin en lezzetli kısmı, zamanla bir sevgi ifadesine dönüşebiliyor. “Gözünün yağını yiyeyim” sözü bugün romantik ya da samimi bir cümle gibi algılansa da arkasında ciddi bir gastronomi ve gelenek tarihi var. Anadolu’nun zenginliği tam da burada: Yemek, dil ve kültür birbirinden kopmuyor.
Kaynak: İHA
Ergan Dağı'nda 'Yarasa Adam'dan Türk Bayraklı Ekstrem Atlayış
Kadınlar Gününde Doğayla İç İçe Sağlık ve Sanat Molası
Türkiye'nin Yem Bitkisi Üretim Haritasında Zirvenin Sahibi Belli Oldu
Giresun Keşap'ta Kadınlar Karabulduk Kilimleriyle Tarihi Yaşatıyor
Kültür ve Turizm Bakanlığı'nda Üst Düzey Atama: Erzincanlı Özveren Yeni Görevinde
Sivaslı Kadın Kendi Mutfağında Başladığı Boyacılıkta 400 Evi Yeniledi
ÇOK OKUNAN