“Bir Kata Düşen Yedi Kat”: Depremin Sessiz Tanıkları
“Bir Kata Düşen Yedi Kat”: Depremin Sessiz Tanıkları
6 Şubat depremlerinde ailesinden dört kişiyi kaybeden Seydi Çelik, Eskişehir’de kabir ziyareti sırasında yaşadıklarını anlattı. “Apartman tost gibiydi” sözleri hafızalara kazındı.
Haber Giriş Tarihi: 07.02.2026 01:59
Haber Güncellenme Tarihi: 07.02.2026 01:59
Muhabir:
Saliha Kara
“Asrın Felaketi” olarak kayıtlara geçen 6 Şubat depremlerinin ardından geçen zamana rağmen, kayıpların acısı Türkiye’nin dört bir yanında tazeliğini koruyor. Eskişehir’de yaşayan Seydi Çelik de bu acıyı en derinden hisseden isimlerden biri. Kahramanmaraş merkezli depremlerde kızı Ayşin Çelik Caz’ı, damadı Serkan Caz’ı, üniversite öğrencisi oğlu Furkan Çelik’i ve henüz 9 aylık torunu Ayla Defne Caz’ı kaybeden Çelik, yaşadıklarını kabirleri başında anlattı.
Deprem günü Osmaniye Valisi olarak görev yapan, şu anda ise Eskişehir Valiliği görevini yürüten Vali Dr. Erdinç Yılmaz, Seydi Çelik ile birlikte depremde hayatını kaybeden aile bireylerinin kabirlerini ziyaret etti. Ziyarette Kur’an-ı Kerim okunurken, dualar edildi. Vali Yılmaz ayrıca 6 Şubat depremlerinde yaşamını yitiren Merve Özdemir ve Hülya Özdemir’in kabirlerini de ziyaret etti.
Kabir ziyareti sonrası açıklamalarda bulunan Vali Yılmaz, 6 Şubat depremlerinin Türkiye’nin yüreğinde derin bir yara açtığını belirterek, “O günleri yeniden yaşıyoruz. Asırların en büyük felaketlerinden birini yaşadık. Giden canlar geri gelmiyor ama millet olarak kenetlendik. Dileğimiz, duamız bir daha böyle acıların yaşanmamasıdır” ifadelerini kullandı.
Acılı baba Seydi Çelik ise ailesinin Kahramanmaraş’a nasıl gittiğini ve depreme nasıl yakalandıklarını gözyaşlarıyla anlattı. Kızının, damadının askerlik görevi nedeniyle Kahramanmaraş’a taşındığını belirten Çelik, üniversite öğrencisi olan oğlunun da tatil için ablasının daveti üzerine 4 Şubat’ta kente gittiğini söyledi. Torununa bakmak için Kahramanmaraş’ta bulunan eşinin ise enkazdan yaralı olarak kurtulduğunu dile getirdi.
“Ağa Apartmanı B Blok’ta 7’nci kattaydılar” diyen Çelik, binanın tamamen çöktüğünü belirterek, “Yedi katlı apartman düşünün, bir kata inmiş. Apartman adeta tost gibiydi” sözleriyle yıkımın boyutunu anlattı. Enkazdan aile bireylerine ulaşmanın günler sürdüğünü vurgulayan Çelik, damadına dördüncü gün, kızına ve torununa saatler süren çalışmaların ardından, oğluna ise büyük zorluklarla ulaşabildiklerini ifade etti.
Depremin sadece can kaybı değil, kalıcı izler de bıraktığını dile getiren Çelik, eşinin kolunun yüzde 40’ını kullanabildiğini, tedavilerin ise sınırlı fayda sağladığını söyledi. “İki evladımı, bir damadımı ve torunumu kaybettim” diyen Çelik, yaşadığı acının kelimelerle anlatılamayacağını vurguladı.
Editörün Notu
Bu haber, bir istatistiğin değil, bir ailenin parçalanan hayatının kaydıdır. “53 bin can” dediğimiz sayıların her biri, geride böyle hikâyeler bırakıyor. Depremi unutmamak, yalnızca yıldönümlerinde değil; ders çıkarmak, sorumluluk almak ve benzer acıların tekrar yaşanmaması için ısrarcı olmakla mümkün.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
“Bir Kata Düşen Yedi Kat”: Depremin Sessiz Tanıkları
6 Şubat depremlerinde ailesinden dört kişiyi kaybeden Seydi Çelik, Eskişehir’de kabir ziyareti sırasında yaşadıklarını anlattı. “Apartman tost gibiydi” sözleri hafızalara kazındı.
“Asrın Felaketi” olarak kayıtlara geçen 6 Şubat depremlerinin ardından geçen zamana rağmen, kayıpların acısı Türkiye’nin dört bir yanında tazeliğini koruyor. Eskişehir’de yaşayan Seydi Çelik de bu acıyı en derinden hisseden isimlerden biri. Kahramanmaraş merkezli depremlerde kızı Ayşin Çelik Caz’ı, damadı Serkan Caz’ı, üniversite öğrencisi oğlu Furkan Çelik’i ve henüz 9 aylık torunu Ayla Defne Caz’ı kaybeden Çelik, yaşadıklarını kabirleri başında anlattı.
Deprem günü Osmaniye Valisi olarak görev yapan, şu anda ise Eskişehir Valiliği görevini yürüten Vali Dr. Erdinç Yılmaz, Seydi Çelik ile birlikte depremde hayatını kaybeden aile bireylerinin kabirlerini ziyaret etti. Ziyarette Kur’an-ı Kerim okunurken, dualar edildi. Vali Yılmaz ayrıca 6 Şubat depremlerinde yaşamını yitiren Merve Özdemir ve Hülya Özdemir’in kabirlerini de ziyaret etti.
Kabir ziyareti sonrası açıklamalarda bulunan Vali Yılmaz, 6 Şubat depremlerinin Türkiye’nin yüreğinde derin bir yara açtığını belirterek, “O günleri yeniden yaşıyoruz. Asırların en büyük felaketlerinden birini yaşadık. Giden canlar geri gelmiyor ama millet olarak kenetlendik. Dileğimiz, duamız bir daha böyle acıların yaşanmamasıdır” ifadelerini kullandı.
Acılı baba Seydi Çelik ise ailesinin Kahramanmaraş’a nasıl gittiğini ve depreme nasıl yakalandıklarını gözyaşlarıyla anlattı. Kızının, damadının askerlik görevi nedeniyle Kahramanmaraş’a taşındığını belirten Çelik, üniversite öğrencisi olan oğlunun da tatil için ablasının daveti üzerine 4 Şubat’ta kente gittiğini söyledi. Torununa bakmak için Kahramanmaraş’ta bulunan eşinin ise enkazdan yaralı olarak kurtulduğunu dile getirdi.
“Ağa Apartmanı B Blok’ta 7’nci kattaydılar” diyen Çelik, binanın tamamen çöktüğünü belirterek, “Yedi katlı apartman düşünün, bir kata inmiş. Apartman adeta tost gibiydi” sözleriyle yıkımın boyutunu anlattı. Enkazdan aile bireylerine ulaşmanın günler sürdüğünü vurgulayan Çelik, damadına dördüncü gün, kızına ve torununa saatler süren çalışmaların ardından, oğluna ise büyük zorluklarla ulaşabildiklerini ifade etti.
Depremin sadece can kaybı değil, kalıcı izler de bıraktığını dile getiren Çelik, eşinin kolunun yüzde 40’ını kullanabildiğini, tedavilerin ise sınırlı fayda sağladığını söyledi. “İki evladımı, bir damadımı ve torunumu kaybettim” diyen Çelik, yaşadığı acının kelimelerle anlatılamayacağını vurguladı.
Editörün Notu
Bu haber, bir istatistiğin değil, bir ailenin parçalanan hayatının kaydıdır. “53 bin can” dediğimiz sayıların her biri, geride böyle hikâyeler bırakıyor. Depremi unutmamak, yalnızca yıldönümlerinde değil; ders çıkarmak, sorumluluk almak ve benzer acıların tekrar yaşanmaması için ısrarcı olmakla mümkün.
Haber Önerisi:Doğu Karadeniz’de ’Sessiz tehlike’ ürkütüyor
Kaynak: İHA