34 Yıllık Enstrüman Ustası Mesleğini Oğluna Devrediyor

Sakarya'da 34 yıldır enstrüman yapan Suat Güzel, Kazak dombrası ve klasik kemençe imalatındaki ustalığını 9 yaşındaki oğlu Nizamettin'e aktarıyor.

Haber Giriş Tarihi: 02.03.2026 13:30
Haber Güncellenme Tarihi: 02.03.2026 13:30
Muhabir: Yasin Köz
34 Yıllık Enstrüman Ustası Mesleğini Oğluna Devrediyor

Sakarya'nın Adapazarı ilçesinde ahşaba şekil vererek ondan tınılar elde eden 49 yaşındaki usta Suat Güzel, tam 34 yıldır aynı aşk ve heyecanla enstrüman imalatını sürdürüyor. Henüz 15 yaşındayken tanıştığı bu kadim meslekte özellikle Kazak dombrası ve klasik kemençe yapımında uzmanlaşan Güzel, elde ettiği tüm bu tecrübeyi ve el emeğini geleceğe taşımak için kendi atölyesinde en özel çırağını yetiştiriyor. Ustanın atölyedeki en büyük yardımcısı ve mesleğinin yegane varisi ise henüz 9 yaşındaki oğlu Nizamettin Güzel. Müziğe çok küçük yaşlarda enstrüman çalarak adım atan, ardından aldığı konservatuvar eğitimiyle işin mutfak kısmına, yani üretim aşamasına geçen Suat Usta, şimdilerde ürettiği o nadide ve tamamen el işçiliği eserlerle sektörde adından sıkça söz ettirmeyi başarıyor.

TAHTA PARÇASIYLA BAŞLAYAN 34 YILLIK SERÜVEN

Enstrüman yapımıyla tanışma hikayesinin oldukça ilginç bir tesadüfe dayandığını belirten Suat Güzel, her şeyin sıradan bir tahta parçasıyla başladığını ifade etti. Mesleğe 15 yaşlarında sadece basit bir tahta oyma hevesiyle adım attığını anlatan deneyimli usta, "Okulda düzenlenen bir müsamerede arkadaşımın elinde tahta parçası ve çakı gördüm, ’Biraz da ben oyalanayım mı?’ diyerek elinden aldım ve tahtayı oymaya başladım. Bir süre sonra baktığımda elimde küçük bir bağlama oluştu" diyerek o ilk mesleki kıvılcımın nasıl çaktığını tüm samimiyetiyle aktardı.

İLK ENSTRÜMANI LAZ KEMENÇESİ OLDU

O okul müsameresinde elindeki çakıyla oluşturduğu küçük formun ardından kendisine büyük bir cesaret geldiğini ve gerçek bir enstrüman yapmaya kesin karar verdiğini belirten Güzel, "İlk yaptığım enstrüman Laz kemençesidir. Daha sonraki dönemlerde bağlama yapımına da iyice dahil oldum ve sonraki yıllarda klasik kemençe imalatıyla meşgul oldum" dedi. Yaklaşık 10 yıldır da özellikle Kazak dombrası yapımına yoğunlaştığını söyleyen Güzel, atölyesinde ağırlıklı olarak kemençe ve dombra ürettiğini, diğer enstrüman türlerini ise sadece gelen özel siparişler üzerine titizlikle hazırladığını sözlerine ekledi.

SELVİ AĞACININ KOKUSU ATÖLYEYE BAĞLIYOR

Bir enstrüman ustası olarak atölyesine ve işlediği o ahşaplara duyduğu o derin bağı kelimelere döken Suat Güzel, özellikle bazı ağaçların kendisi için çok derin manalar taşıdığını vurguladı. Klasik kemençenin göğüs tahtası bölümünde kullandıkları selvi ağacının son derece özel ve karakteristik bir kokusu olduğunu belirten Güzel, "O koku beni direkt hocamın atölyesine götürür. Üniversitedeyken imalat eğitimi aldığım hocamdır kendisi. Her ağacın farklı bir kokusu vardır. O kokuları duymaya o kadar alışmışım ki, beni atölyeme kapatsanız, ’Bir hafta yemek ve su yasak’ deseniz ağzımı açıp itiraz etmem" diyerek mesleğine duyduğu tarifsiz tutkuyu dile getirdi.

SERİ ÜRETİME KARŞI EL EMEĞİ VE ÇIRAK NİZAMETTİN

Geleneksel el sanatlarının ve enstrüman yapımcılığının geleceği konusunda taşıdığı bazı derin endişeleri de şeffaf bir şekilde paylaşan Suat Usta, genç neslin belirgin bir hedefinin olmamasından yakındı. Sektördeki en büyük caydırıcı unsurun seri üretim yapan devasa atölyeler olduğunu, bu işletmelerin çok sayıda ve ucuza üretim yaptıkları için piyasada tercih sebebi olduğunu belirtti. Bu ruhsuz fabrikasyona karşı kendi çocuklarını yetiştirdiğini söyleyen Güzel, "Meslek seçimlerine karışmamakla birlikte mutlaka elimdeki bu mesleği onlara az da olsa vermeye çalışıyorum. Ağabeyini çalma kısmında eğittim. Sonrasında güzel sanatlardaki hocalarına teslim ettik. Fakat 3'üncü sınıfa giden iki numara Nizamettin bizzat çırağımdır" dedi.

9 YAŞINDAKİ NİZAMETTİN'İN ATÖLYE SEVGİSİ

Babasının o tozlu ama bir o kadar da sihirli atölyesinde, onun izinden giderek küçücük elleriyle zımpara yapan ve usta ne isterse o malzemeleri taşıyan 9 yaşındaki minik çırak Nizamettin Güzel ise halinden son derece memnun. Babasına her fırsatta büyük bir hevesle yardım ettiğini söyleyen Nizamettin, "’Şunu getir’ dediğinde getiriyorum, zımpara yapıyorum. Babamdan tahta istemiştim, o tahtayla kemençe kesip arkadaşıma hediye ettim. Birazcık uğraştım. Burada babamla müzik aleti yapıp vakit geçirmekte hoşuma gidiyor" ifadelerini kullanarak, el emeğinin ve o sımsıcak baba-oğul ilişkisinin en güzel özetini sundu.

Editör Notu

Bir babanın elindeki o kıymetli zanaatı, yılların birikimini ve el emeğini kendi evladına aktarması ne kadar da büyüleyici değil mi? Atölyenin o talaş ve selvi kokan havasında, 9 yaşındaki Nizamettin'in minik elleriyle babasına zımpara yaparak yardım etmesi, aslında sadece bir mesleğin değil, koskoca bir kültürün de yok olmaktan kurtarılması anlamına geliyor. İnsan kendi evlatlarına; mesela bir Furkan'a, Beyza'ya ya da Zümra'ya hayatın içinden bir şeyler öğretirken, onların gözlerindeki o saf öğrenme hevesini ve masum ışıltıyı gördüğünde dünyalar onun oluyor şüphesiz. Seri üretimin, birbirinin kopyası ruhsuz fabrikasyon aletlerin dünyayı ele geçirdiği bu hız çağında, Suat Usta gibi inatla direnen sanatkarlara ve Nizamettin gibi o bayrağı gururla devralacak hevesli yüreklere o kadar çok ihtiyacımız var ki...

Sizce teknoloji ve fabrikasyon üretim, el emeği ve göz nuru gerektiren bu geleneksel zanaatlarımızın sonunu mu hazırlıyor, yoksa yeni nesiller bu kültürü yaşatmaya devam edecek mi? O kıymetli düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşarak dertleşebilirsiniz.

Kaynak: İHA

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.