Roma Tıbbında 'Dışkı' Tedavisi Kanıtlandı: Türk Biliminden Büyük Keşif
Roma Tıbbında 'Dışkı' Tedavisi Kanıtlandı: Türk Biliminden Büyük Keşif
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi'nden Prof. Dr. Cenker Atila ve ekibi, Antik Roma'da insan dışkısının ilaç olarak kullanıldığını 1900 yıllık bir şişeyi analiz ederek ispatladı.
Haber Giriş Tarihi: 18.02.2026 14:15
Haber Güncellenme Tarihi: 18.02.2026 14:15
Muhabir:
Yasin Köz
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi'nden Prof. Dr. Cenker Atila ve ekibi, Antik Roma'da insan dışkısının ilaç olarak kullanıldığını 1900 yıllık bir şişeyi analiz ederek ispatladı.
Antik çağın gizemli tıp dünyasına dair bugüne kadar sadece yazılı belgelerde yer alan sarsıcı bir bilgi, Türk bilim insanlarının titiz çalışmasıyla arkeolojik olarak tescillendi. İzmir’in Bergama ilçesinde bulunan 1900 yıllık bir cam şişe üzerinde yapılan kimyasal analizler, Roma döneminde insan ve hayvan dışkısının tedavi amaçlı kullanıldığını günümüz bilimsel metotlarıyla kanıtladı. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi (SCÜ) Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cenker Atila liderliğindeki ekibin hazırladığı makale, Avrupa tıp ve arkeoloji çevrelerinde geniş yankı uyandırdı.
BİN ŞİŞE ARASINDAKİ 7 KRİTİK KALINTI
Prof. Dr. Cenker Atila, keşfin 2009 yılında Bergama Müzesi'ndeki cam eserleri incelediği sırada başladığını belirtti. Binlerce eser arasından sadece 7 tanesinde kalıntı tespit eden ekip, Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan alınan izinle analiz sürecine geçti. Kimyager Dr. İlker Demirbolat ve Tıp Tarihçisi Dr. Rana Babaç Çelebi ile yapılan ortak çalışma sonucunda, bir şişenin içerisinde gaita (insan dışkısı) izlerine ulaşıldı. Bu buluş, antik kaynaklardaki "pis kokulu ilaçlar" (Drechapotheke) teorisini bilimsel bir gerçekliğe dönüştürdü.
KOKUYU BASTIRMAK İÇİN KEKİK KULLANMIŞLAR
Araştırmanın en ilginç detaylarından biri, dışkının hastaya sunum şekli oldu. Analizlerde dışkı izlerinin yanı sıra kekikten elde edilmiş aromatik bileşiklere de rastlandı. Prof. Dr. Atila, antik dönem şifacılarının bu ilacı hazırlarken kötü kokuyu maskelemek için yoğun aromalı bitkiler kullandığını belirtti. Hipokrat, Plinius ve Galen gibi tarihin en büyük tıp adamlarının; iltihap, enfeksiyon ve üreme bozukluklarının tedavisinde bu yöntemi reçete ettikleri, bu analizle doğrulanmış oldu.
"İÇERİĞİNİ SÖYLEMEYİN, REDDEDERLER"
Antik çağın en ünlü hekimi Galen’in (Galenos), meslektaşlarına ve öğrencilerine verdiği tavsiye, keşfin etik boyutuna da ışık tutuyor. Prof. Dr. Atila, Galenos’un yazılarında "Hastalarınıza ilacın içeriği hakkında bilgi vermeyin, yoksa kullanmayı reddederler" dediğini hatırlattı. Antibakteriyel özellikleri nedeniyle yaraların iyileştirilmesinde ve mikropların öldürülmesinde kullanılan bu "dışkı bazlı merhemlerin", doğrudan hastalıklı bölgeye sürüldüğü tahmin ediliyor.
AVRUPA BASININDA GENİŞ YANKI UYANDIRDI
Türk bilim insanlarının imza attığı bu çalışma, yabancı bilimsel dergilerde yayımlandıktan sonra Avrupa basınında manşetlere taşındı. Mısır, Çin ve Yunan kaynaklarında bahsedilen ancak ispatlanamayan bu "iğrenç ama tıbbi" uygulama, Bergama’daki bir cam şişeden çıkan verilerle dünya tıp tarihine geçti. Araştırma ekibi, bitkisel bir ilaç beklerken gaita sonucuyla karşılaşmanın şaşkınlığını ve bilimsel ispatın mutluluğunu yaşadıklarını ifade etti.
Editör Notu
Bilim, bazen en beklenmedik ve "itici" gelen kalıntıların altından büyük gerçekler çıkarabilir. Prof. Dr. Cenker Atila ve ekibinin başarısı, sadece bir cam şişeyi analiz etmek değil, Antik Çağ’ın tıp dehası Galen’in laboratuvarına 1900 yıl sonra girmeyi başarmaktır. Bugünün modern antibiyotikleri yokken, insanın kendi doğasından (veya hayvanlardan) gelen maddeleri nasıl bir hayatta kalma aracına dönüştürdüğünü görmek büyüleyici. Türk akademisyenlerin bu başarısı, Anadolu topraklarının her köşesinin dünya tarihini değiştirebilecek sırlar sakladığının en net kanıtıdır.
Antik Roma'daki bu tedavi yöntemi hakkında ne düşünüyorsunuz? Modern tıbbın kökenindeki bu sarsıcı keşif sizce neleri değiştirebilir? Yorumlarınızı bekliyoruz.
Kaynak: İHA
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Roma Tıbbında 'Dışkı' Tedavisi Kanıtlandı: Türk Biliminden Büyük Keşif
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi'nden Prof. Dr. Cenker Atila ve ekibi, Antik Roma'da insan dışkısının ilaç olarak kullanıldığını 1900 yıllık bir şişeyi analiz ederek ispatladı.
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi'nden Prof. Dr. Cenker Atila ve ekibi, Antik Roma'da insan dışkısının ilaç olarak kullanıldığını 1900 yıllık bir şişeyi analiz ederek ispatladı.
Antik çağın gizemli tıp dünyasına dair bugüne kadar sadece yazılı belgelerde yer alan sarsıcı bir bilgi, Türk bilim insanlarının titiz çalışmasıyla arkeolojik olarak tescillendi. İzmir’in Bergama ilçesinde bulunan 1900 yıllık bir cam şişe üzerinde yapılan kimyasal analizler, Roma döneminde insan ve hayvan dışkısının tedavi amaçlı kullanıldığını günümüz bilimsel metotlarıyla kanıtladı. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi (SCÜ) Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cenker Atila liderliğindeki ekibin hazırladığı makale, Avrupa tıp ve arkeoloji çevrelerinde geniş yankı uyandırdı.
BİN ŞİŞE ARASINDAKİ 7 KRİTİK KALINTI
Prof. Dr. Cenker Atila, keşfin 2009 yılında Bergama Müzesi'ndeki cam eserleri incelediği sırada başladığını belirtti. Binlerce eser arasından sadece 7 tanesinde kalıntı tespit eden ekip, Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan alınan izinle analiz sürecine geçti. Kimyager Dr. İlker Demirbolat ve Tıp Tarihçisi Dr. Rana Babaç Çelebi ile yapılan ortak çalışma sonucunda, bir şişenin içerisinde gaita (insan dışkısı) izlerine ulaşıldı. Bu buluş, antik kaynaklardaki "pis kokulu ilaçlar" (Drechapotheke) teorisini bilimsel bir gerçekliğe dönüştürdü.
KOKUYU BASTIRMAK İÇİN KEKİK KULLANMIŞLAR
Araştırmanın en ilginç detaylarından biri, dışkının hastaya sunum şekli oldu. Analizlerde dışkı izlerinin yanı sıra kekikten elde edilmiş aromatik bileşiklere de rastlandı. Prof. Dr. Atila, antik dönem şifacılarının bu ilacı hazırlarken kötü kokuyu maskelemek için yoğun aromalı bitkiler kullandığını belirtti. Hipokrat, Plinius ve Galen gibi tarihin en büyük tıp adamlarının; iltihap, enfeksiyon ve üreme bozukluklarının tedavisinde bu yöntemi reçete ettikleri, bu analizle doğrulanmış oldu.
"İÇERİĞİNİ SÖYLEMEYİN, REDDEDERLER"
Antik çağın en ünlü hekimi Galen’in (Galenos), meslektaşlarına ve öğrencilerine verdiği tavsiye, keşfin etik boyutuna da ışık tutuyor. Prof. Dr. Atila, Galenos’un yazılarında "Hastalarınıza ilacın içeriği hakkında bilgi vermeyin, yoksa kullanmayı reddederler" dediğini hatırlattı. Antibakteriyel özellikleri nedeniyle yaraların iyileştirilmesinde ve mikropların öldürülmesinde kullanılan bu "dışkı bazlı merhemlerin", doğrudan hastalıklı bölgeye sürüldüğü tahmin ediliyor.
AVRUPA BASININDA GENİŞ YANKI UYANDIRDI
Türk bilim insanlarının imza attığı bu çalışma, yabancı bilimsel dergilerde yayımlandıktan sonra Avrupa basınında manşetlere taşındı. Mısır, Çin ve Yunan kaynaklarında bahsedilen ancak ispatlanamayan bu "iğrenç ama tıbbi" uygulama, Bergama’daki bir cam şişeden çıkan verilerle dünya tıp tarihine geçti. Araştırma ekibi, bitkisel bir ilaç beklerken gaita sonucuyla karşılaşmanın şaşkınlığını ve bilimsel ispatın mutluluğunu yaşadıklarını ifade etti.
Editör Notu
Bilim, bazen en beklenmedik ve "itici" gelen kalıntıların altından büyük gerçekler çıkarabilir. Prof. Dr. Cenker Atila ve ekibinin başarısı, sadece bir cam şişeyi analiz etmek değil, Antik Çağ’ın tıp dehası Galen’in laboratuvarına 1900 yıl sonra girmeyi başarmaktır. Bugünün modern antibiyotikleri yokken, insanın kendi doğasından (veya hayvanlardan) gelen maddeleri nasıl bir hayatta kalma aracına dönüştürdüğünü görmek büyüleyici. Türk akademisyenlerin bu başarısı, Anadolu topraklarının her köşesinin dünya tarihini değiştirebilecek sırlar sakladığının en net kanıtıdır.
Antik Roma'daki bu tedavi yöntemi hakkında ne düşünüyorsunuz? Modern tıbbın kökenindeki bu sarsıcı keşif sizce neleri değiştirebilir? Yorumlarınızı bekliyoruz.
Kaynak: İHA