Obezitede Diyet Yetmiyor: Kalıcı Başarı İçin Hormonal Denge Şart!
Obezitede Diyet Yetmiyor: Kalıcı Başarı İçin Hormonal Denge Şart!
Medicana Sağlık Grubu uzmanları, obezitenin sadece bir kilo sorunu değil, organları tehdit eden kronik bir hastalık olduğu konusunda uyardı. Tedavide multidisipliner yaklaşım hayati önem taşıyor.
Haber Giriş Tarihi: 25.02.2026 08:30
Haber Güncellenme Tarihi: 25.02.2026 08:30
Muhabir:
Yasin Köz
Dünya genelinde ve Türkiye’de hızla yayılan obezite, artık sadece estetik bir kaygı değil, modern çağın en büyük halk sağlığı tehditlerinden biri olarak kabul ediliyor. Türkiye Obezite Araştırma Derneği verilerine göre, ülkemizde her 3 kişiden 1'i obeziteyle mücadele ediyor. Medicana International İzmir Hastanesi uzmanları, obezite tedavisinde sadece tartıdaki rakama odaklanmanın yetersiz olduğunu; kalıcı iyileşme için hormonal denge ve organ sağlığının korunması gerektiğini vurguluyor.
ORGANLARI İÇTEN ÇÜRÜTEN GİZLİ TEHLİKE
Beslenme ve Diyet Uzmanı Diyetisyen Seda Uşarer, yüksek kalorili ve liften fakir beslenme düzeninin vücutta bir zincirleme reaksiyon başlattığına dikkat çekti. Uşarer, "Yanlış beslenme sadece yağ dokusunu artırmaz; insülin direnci ve damar sertliği üzerinden kalp krizi riskini tetikler. Karaciğerde başlayan yağlanma siroza, böbreklerdeki aşırı filtrasyon yükü ise kronik böbrek yetmezliğine kadar ilerleyebilir. Bu nedenle beslenme düzenlemesi, organlarımızı korumak için en kritik adımdır" dedi.
"KİLO GİTSE DE İNFLAMASYON DEVAM EDEBİLİR"
Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, tedavinin asıl amacının metabolik dengeyi geri kazanmak olduğunu belirtti. Kilo kaybının tek başına yeterli olmadığını savunan Mammadyarzada, "Bazı bireylerde kilo azalsa bile vücuttaki düşük dereceli inflamasyon (iltihaplanma) devam edebilir. Özellikle yağ dokusunun artışı pankreasın beta hücrelerini tüketerek Tip 2 diyabete yol açar. Ayrıca tiroid hormonlarındaki metabolik adaptasyonlar kilo kontrolünü daha da zorlaştırabilir. Obezite, hormonal bozukluklara zemin hazırlayan çok yönlü bir süreçtir" uyarısında bulundu.
KALP VE BÖBREK SAĞLIĞI RİSK ALTINDA
Obeziteye bağlı gelişen hiperinsülinemi (kanda insülin yüksekliği) damar duvarlarında hasar oluşturarak hipertansiyon ve inme riskini artırıyor. Uzmanlar, diyabet ve hipertansiyonun birleşmesi durumunda böbreklerin üzerindeki metabolik yükün katlanarak arttığını ve organ kaybına yol açabileceğini ifade ediyor. Bu süreçte damar hasarı, vücutta çoklu organ etkilenmesine neden olan bir domino etkisine dönüşüyor.
ÇÖZÜM: MULTİDİSİPLİNER EKİP ÇALIŞMASI
Obezitenin karmaşık yapısı nedeniyle "tek kişilik" tedavilerin başarısız olduğuna değinen Diyetisyen Seda Uşarer, kalıcı çözüm için şu üçlü mekanizmanın şart olduğunu belirtti:
Endokrinolog: Hormonal bozuklukların ve metabolik risklerin tıbbi değerlendirmesini yapar.
Diyetisyen: Kişinin yaşam tarzına özel, sürdürülebilir bir beslenme haritası çizer.
Psikolog: Duygusal yeme atakları ve motivasyon kaybı gibi psikolojik bariyerleri aşmada destek sağlar.
Editör Notu
Obeziteyle mücadele, sadece mutfakta kazanılan bir savaş değil; beyin, hormonlar ve psikolojinin dahil olduğu bir satranç oyunudur. Diyetisyen Seda Uşarer ve Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada’nın vurguladığı gibi, sadece düşük kalorili listelerle zayıflamaya çalışmak, vücudun savunma mekanizmalarına takılıp "yoyo etkisi" (kilo al-ver döngüsü) yaratabilir. Başarı için tartıdan ziyade kan değerlerinizdeki iyileşmeyi ve organlarınızın sağlığını referans almalısınız. 2026 yılında sağlığın en büyük yatırım olduğunu unutmamalıyız.
Siz kilo verme sürecinde hormonal değerlerinizi kontrol ettiriyor musunuz? Obezite tedavisinde psikolojik desteğin etkisini daha önce deneyimlediniz mi? Yorumlarınızı bekliyoruz.
Kaynak: İHA
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Obezitede Diyet Yetmiyor: Kalıcı Başarı İçin Hormonal Denge Şart!
Medicana Sağlık Grubu uzmanları, obezitenin sadece bir kilo sorunu değil, organları tehdit eden kronik bir hastalık olduğu konusunda uyardı. Tedavide multidisipliner yaklaşım hayati önem taşıyor.
Dünya genelinde ve Türkiye’de hızla yayılan obezite, artık sadece estetik bir kaygı değil, modern çağın en büyük halk sağlığı tehditlerinden biri olarak kabul ediliyor. Türkiye Obezite Araştırma Derneği verilerine göre, ülkemizde her 3 kişiden 1'i obeziteyle mücadele ediyor. Medicana International İzmir Hastanesi uzmanları, obezite tedavisinde sadece tartıdaki rakama odaklanmanın yetersiz olduğunu; kalıcı iyileşme için hormonal denge ve organ sağlığının korunması gerektiğini vurguluyor.
ORGANLARI İÇTEN ÇÜRÜTEN GİZLİ TEHLİKE
Beslenme ve Diyet Uzmanı Diyetisyen Seda Uşarer, yüksek kalorili ve liften fakir beslenme düzeninin vücutta bir zincirleme reaksiyon başlattığına dikkat çekti. Uşarer, "Yanlış beslenme sadece yağ dokusunu artırmaz; insülin direnci ve damar sertliği üzerinden kalp krizi riskini tetikler. Karaciğerde başlayan yağlanma siroza, böbreklerdeki aşırı filtrasyon yükü ise kronik böbrek yetmezliğine kadar ilerleyebilir. Bu nedenle beslenme düzenlemesi, organlarımızı korumak için en kritik adımdır" dedi.
"KİLO GİTSE DE İNFLAMASYON DEVAM EDEBİLİR"
Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, tedavinin asıl amacının metabolik dengeyi geri kazanmak olduğunu belirtti. Kilo kaybının tek başına yeterli olmadığını savunan Mammadyarzada, "Bazı bireylerde kilo azalsa bile vücuttaki düşük dereceli inflamasyon (iltihaplanma) devam edebilir. Özellikle yağ dokusunun artışı pankreasın beta hücrelerini tüketerek Tip 2 diyabete yol açar. Ayrıca tiroid hormonlarındaki metabolik adaptasyonlar kilo kontrolünü daha da zorlaştırabilir. Obezite, hormonal bozukluklara zemin hazırlayan çok yönlü bir süreçtir" uyarısında bulundu.
KALP VE BÖBREK SAĞLIĞI RİSK ALTINDA
Obeziteye bağlı gelişen hiperinsülinemi (kanda insülin yüksekliği) damar duvarlarında hasar oluşturarak hipertansiyon ve inme riskini artırıyor. Uzmanlar, diyabet ve hipertansiyonun birleşmesi durumunda böbreklerin üzerindeki metabolik yükün katlanarak arttığını ve organ kaybına yol açabileceğini ifade ediyor. Bu süreçte damar hasarı, vücutta çoklu organ etkilenmesine neden olan bir domino etkisine dönüşüyor.
ÇÖZÜM: MULTİDİSİPLİNER EKİP ÇALIŞMASI
Obezitenin karmaşık yapısı nedeniyle "tek kişilik" tedavilerin başarısız olduğuna değinen Diyetisyen Seda Uşarer, kalıcı çözüm için şu üçlü mekanizmanın şart olduğunu belirtti:
Endokrinolog: Hormonal bozuklukların ve metabolik risklerin tıbbi değerlendirmesini yapar.
Diyetisyen: Kişinin yaşam tarzına özel, sürdürülebilir bir beslenme haritası çizer.
Psikolog: Duygusal yeme atakları ve motivasyon kaybı gibi psikolojik bariyerleri aşmada destek sağlar.
Editör Notu
Obeziteyle mücadele, sadece mutfakta kazanılan bir savaş değil; beyin, hormonlar ve psikolojinin dahil olduğu bir satranç oyunudur. Diyetisyen Seda Uşarer ve Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada’nın vurguladığı gibi, sadece düşük kalorili listelerle zayıflamaya çalışmak, vücudun savunma mekanizmalarına takılıp "yoyo etkisi" (kilo al-ver döngüsü) yaratabilir. Başarı için tartıdan ziyade kan değerlerinizdeki iyileşmeyi ve organlarınızın sağlığını referans almalısınız. 2026 yılında sağlığın en büyük yatırım olduğunu unutmamalıyız.
Siz kilo verme sürecinde hormonal değerlerinizi kontrol ettiriyor musunuz? Obezite tedavisinde psikolojik desteğin etkisini daha önce deneyimlediniz mi? Yorumlarınızı bekliyoruz.
Kaynak: İHA