Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aylin Kılıç, gece ışığının melatonin hormonunu baskılayarak uyku kalitesini bozduğunu ve kronik yorgunluğa yol açtığını söyledi.
Haber Giriş Tarihi: 06.02.2026 12:21
Haber Güncellenme Tarihi: 06.02.2026 12:21
Muhabir:
Saliha Kara
Gece uyurken ortamda bulunan ışık, fark edilmeden uyku kalitesini ciddi biçimde bozuyor. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aylin Kılıç, göz kapakları kapalı olsa bile ışığın retinaya ulaşabildiğini ve beynin bu nedenle uyku moduna geçemediğini belirtti.
Uyku sürecinin yalnızca gözleri kapatmakla başlamadığını vurgulayan Prof. Dr. Kılıç, “Göz karanlığı algılamadıkça beyin uykuya geçmez. Retina ışık algıladığı anda beyne ‘gündüz’ sinyali gönderir. Bu da uyku hormonu olarak bilinen melatoninin salgılanmasını baskılar” dedi.
Gözün yalnızca görme organı olmadığını, aynı zamanda biyolojik saatin düzenlenmesinde kritik bir rol üstlendiğini ifade eden Prof. Dr. Kılıç, özellikle televizyon, bilgisayar ve cep telefonlarından yayılan mavi ışığın retina tarafından gündüz ışığı gibi algılandığını söyledi. Bu durumun, kişinin uyuduğunu zannetse bile vücudun gerçek anlamda dinlenememesine yol açtığını belirtti.
Gece ışık altında uyumanın yaygın ancak ciddi bir sorun olduğuna dikkat çeken Kılıç, “Televizyon açıkken uyuyanlar, yatmadan önce telefonla vakit geçirenler ya da odasında gece lambası yananlar aslında uyumuyor. Beyin gündüzde olduğunu düşündüğü için vücut dinlenme moduna geçemiyor, kişi sadece yatakta zaman geçiriyor” ifadelerini kullandı.
Melatoninin yalnızca uyku düzeniyle sınırlı bir hormon olmadığını da hatırlatan Prof. Dr. Kılıç, bu hormonun bağışıklık sistemi, hormonal denge, hücre yenilenmesi ve stres kontrolünde de hayati rol oynadığını söyledi. Gece boyunca melatoninin baskılanmasının uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çeken Kılıç, “Bu durum zamanla kronik yorgunluk, dikkat dağınıklığı, odaklanma sorunları ve hormonal düzensizliklere neden olabilir” dedi.
Bilimsel olarak en sağlıklı uyku ortamının tamamen karanlık bir alan olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kılıç, “Göz kapakları kapalı olsa bile ortam ışığı retinaya ulaşır. Uyku alanı ışık geçirmez olmalı, gerekiyorsa göz maskesi kullanılmalı. Karanlık, beynin ‘gece oldu’ mesajını alması için şarttır” diye konuştu.
Uzmanlar, kaliteli ve sağlıklı bir uyku için yatmadan en az bir saat önce ekran kullanımının bırakılmasını, uyku alanlarının ışık kaynaklarından arındırılmasını ve düzenli uyku saatlerinin benimsenmesini öneriyor.
Editör Notu
Uyku sorunlarının giderek yaygınlaştığı günümüzde, problemin yalnızca stres ya da yoğun yaşam temposundan kaynaklandığını düşünmek büyük bir eksiklik. Bu açıklamalar, uyku kalitesini bozan görünmez bir tehlike olan ışık maruziyetinin, aslında modern yaşamın en sessiz sağlık risklerinden biri olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Gece Işığı Uykuyu Sessizce Sabote Ediyor
Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aylin Kılıç, gece ışığının melatonin hormonunu baskılayarak uyku kalitesini bozduğunu ve kronik yorgunluğa yol açtığını söyledi.
Gece uyurken ortamda bulunan ışık, fark edilmeden uyku kalitesini ciddi biçimde bozuyor. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aylin Kılıç, göz kapakları kapalı olsa bile ışığın retinaya ulaşabildiğini ve beynin bu nedenle uyku moduna geçemediğini belirtti.
Uyku sürecinin yalnızca gözleri kapatmakla başlamadığını vurgulayan Prof. Dr. Kılıç, “Göz karanlığı algılamadıkça beyin uykuya geçmez. Retina ışık algıladığı anda beyne ‘gündüz’ sinyali gönderir. Bu da uyku hormonu olarak bilinen melatoninin salgılanmasını baskılar” dedi.
Gözün yalnızca görme organı olmadığını, aynı zamanda biyolojik saatin düzenlenmesinde kritik bir rol üstlendiğini ifade eden Prof. Dr. Kılıç, özellikle televizyon, bilgisayar ve cep telefonlarından yayılan mavi ışığın retina tarafından gündüz ışığı gibi algılandığını söyledi. Bu durumun, kişinin uyuduğunu zannetse bile vücudun gerçek anlamda dinlenememesine yol açtığını belirtti.
Gece ışık altında uyumanın yaygın ancak ciddi bir sorun olduğuna dikkat çeken Kılıç, “Televizyon açıkken uyuyanlar, yatmadan önce telefonla vakit geçirenler ya da odasında gece lambası yananlar aslında uyumuyor. Beyin gündüzde olduğunu düşündüğü için vücut dinlenme moduna geçemiyor, kişi sadece yatakta zaman geçiriyor” ifadelerini kullandı.
Melatoninin yalnızca uyku düzeniyle sınırlı bir hormon olmadığını da hatırlatan Prof. Dr. Kılıç, bu hormonun bağışıklık sistemi, hormonal denge, hücre yenilenmesi ve stres kontrolünde de hayati rol oynadığını söyledi. Gece boyunca melatoninin baskılanmasının uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çeken Kılıç, “Bu durum zamanla kronik yorgunluk, dikkat dağınıklığı, odaklanma sorunları ve hormonal düzensizliklere neden olabilir” dedi.
Bilimsel olarak en sağlıklı uyku ortamının tamamen karanlık bir alan olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kılıç, “Göz kapakları kapalı olsa bile ortam ışığı retinaya ulaşır. Uyku alanı ışık geçirmez olmalı, gerekiyorsa göz maskesi kullanılmalı. Karanlık, beynin ‘gece oldu’ mesajını alması için şarttır” diye konuştu.
Uzmanlar, kaliteli ve sağlıklı bir uyku için yatmadan en az bir saat önce ekran kullanımının bırakılmasını, uyku alanlarının ışık kaynaklarından arındırılmasını ve düzenli uyku saatlerinin benimsenmesini öneriyor.
Editör Notu
Uyku sorunlarının giderek yaygınlaştığı günümüzde, problemin yalnızca stres ya da yoğun yaşam temposundan kaynaklandığını düşünmek büyük bir eksiklik. Bu açıklamalar, uyku kalitesini bozan görünmez bir tehlike olan ışık maruziyetinin, aslında modern yaşamın en sessiz sağlık risklerinden biri olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
Haber Önerisi: Takvimler İşaretlendi: Suya ve Toprağa Ne Zaman Düşecek?
Kaynak: İHA