Zırhtan Mücevhere Bin yıllık Dönüşüm: Trabzon Hasırı Dünyaya Açılıyor!
Zırhtan Mücevhere Bin yıllık Dönüşüm: Trabzon Hasırı Dünyaya Açılıyor!
İskitler döneminde savaşçıları koruyan zırh örme tekniği, bugün Trabzonlu kadınların elinde 50 bin ilmeklik dev servetlere dönüşüyor.
Haber Giriş Tarihi: 28.02.2026 21:00
Haber Güncellenme Tarihi: 28.02.2026 21:00
Muhabir:
Yasin Köz
Karadeniz’in hırçın dalgaları gibi sabır ve güçle yoğulan Trabzon hasırı, binlerce yıllık geçmişiyle Türkiye mücevher sektörünün "ağır abisi" olarak tahtını koruyor. Kökeni İskitler dönemine kadar uzanan ve ilk etapta savaş meydanlarında askerleri koruyan metal zırhlar için kullanılan bu özel örgü tekniği, Trabzonlu ustaların elinde estetik bir forma kavuşarak "altın kumaş" haline geldi. Günümüzde 10 bin ile 50 bin arasında değişen ilmek sayısı ve tamamen el emeğine dayanan üretim süreciyle bu sanat, Türkiye’nin en özgün ve tescilli takı kültürü olarak dünya vitrinine çıkıyor.
SAVAŞÇI ZIRHINDAN ZARİF BİLEKLİĞE
Tarihte savaşçıları koruyan metal örgü sisteminin evrimi, Trabzon hasırının en dikkat çekici yanını oluşturuyor. Altın işletmecisi Fatih Yılmaz Akdin, bu sanatın Türkiye mücevher sektöründeki ayrıcalıklı konumunu şu sözlerle özetliyor: "Trabzon hasırı, üretim tekniği tamamen bu topraklara has olan tek orijinal takıdır. İskitler döneminde zırh örücülüğünde kullanılan bu sağlam yapı, zamanla takıya uyarlanmıştır. Zırh kökenli olduğu için son derece dayanıklıdır; defalarca işlenebilir, yenilenebilir ve formunu asla kaybetmez."
50 BİN İLMEKLİ "ALTIN KUMAŞ" MESAİSİ
Trabzon hasırının üretim süreci, teknolojiye direnen bir sabır örneği sunuyor. Altın önce ince tellere dönüştürülüyor, laboratuvar analizlerinden geçiyor ve ardından usta örücü kadınlara teslim ediliyor. Bir haftayı aşan üretim sürecinde kadınlar, altını adeta bir dantel gibi ilmek ilmek işliyor. 25 yıldır bu mesleği sürdüren Hülya Özkara, işin zorluğunu "Bu iş ne bir dantel ne de bir iğne oyası; kendine has çok ince noktaları var. Bizim için yemek içmek gibi bir ihtiyaç haline geldi" sözleriyle ifade ederken, 22 yıllık usta İlknur Mazlum ise her biten ürünün ardından "Bunu ben mi yaptım?" diyerek gurur duyduklarını belirtiyor.
FİYATLARI SIFIR KİLOMETRE OTOMOBİLLERLE YARIŞIYOR
Son yıllarda altın fiyatlarındaki yükseliş, Trabzon hasırını sadece bir ziynet eşyası olmaktan çıkarıp dev bir yatırım enstrümanına dönüştürdü. Özellikle yüksek gramajlı ve çok sıralı özel tasarım setlerin fiyatları 1 milyon lirayı aşarken, bazı nadide koleksiyon parçaları birkaç milyon liraya ulaşarak sıfır kilometre otomobil fiyatlarını geride bırakıyor. Eskiden sadece düğünlerin vazgeçilmezi olan bu takılar, son 15 yılda geliştirilen modern tasarımlar sayesinde artık günlük kullanımda, küpe, kolye ve yüzük formunda da kendine yer buluyor.
ÜRETİMDE KADIN GÜCÜ VE ÇEVRE DOSTU YÖNTEMLER
Hasır üretiminde sosyal bir devrim de yaşanıyor. Geçmişte evlerden yürütülen üretim süreci, artık sigortalı ve emeklilik hakkı olan profesyonel bir sisteme dönüştü. Çalışanların yüzde 90’ının kadın olduğu atölyelerde, çevre dostu yöntemler ön plana çıkıyor. Siyanür kullanılmadan yapılan üretimde, lazer kaynak sonrası oluşan kararmalar; limon, karbonat ve tuz gibi geleneksel yöntemlerden ilham alan doğal karışımlarla temizleniyor. Bu çevreci yaklaşım, bin yıllık geleneği modern dünyanın sürdürülebilirlik standartlarıyla buluşturuyor.
Editör Notu
Trabzon hasırı, bir takıdan çok daha fazlası; bir kadim hafızanın, savaşçı bir ruhun zarafete dönüşmüş halidir. İskitler’den bugüne taşınan zırh örme tekniğinin, bugün Trabzonlu kadınların elinde geçim kaynağı ve dünya çapında bir marka haline gelmesi muazzam bir başarı öyküsüdür. 50 bin ilmeklik bir emeğin otomobil fiyatıyla yarışması, sadece altının değeriyle değil, o ilmeklere harcanan ömür ve sanatla ilgilidir. Gelecek nesillere bu zanaatı aktarmak, sadece bir sektörü değil, bir tarihi korumak demektir.
Trabzon hasırının zırh kökenli bir geçmişe sahip olduğunu biliyor muydunuz? Sizce bu el sanatı, yeni nesil tarafından yeterince ilgi görüyor mu? Bu eşsiz mirasın korunması için neler yapılabilir? Yorumlarınızı bekliyoruz.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Zırhtan Mücevhere Bin yıllık Dönüşüm: Trabzon Hasırı Dünyaya Açılıyor!
İskitler döneminde savaşçıları koruyan zırh örme tekniği, bugün Trabzonlu kadınların elinde 50 bin ilmeklik dev servetlere dönüşüyor.
Karadeniz’in hırçın dalgaları gibi sabır ve güçle yoğulan Trabzon hasırı, binlerce yıllık geçmişiyle Türkiye mücevher sektörünün "ağır abisi" olarak tahtını koruyor. Kökeni İskitler dönemine kadar uzanan ve ilk etapta savaş meydanlarında askerleri koruyan metal zırhlar için kullanılan bu özel örgü tekniği, Trabzonlu ustaların elinde estetik bir forma kavuşarak "altın kumaş" haline geldi. Günümüzde 10 bin ile 50 bin arasında değişen ilmek sayısı ve tamamen el emeğine dayanan üretim süreciyle bu sanat, Türkiye’nin en özgün ve tescilli takı kültürü olarak dünya vitrinine çıkıyor.
SAVAŞÇI ZIRHINDAN ZARİF BİLEKLİĞE
Tarihte savaşçıları koruyan metal örgü sisteminin evrimi, Trabzon hasırının en dikkat çekici yanını oluşturuyor. Altın işletmecisi Fatih Yılmaz Akdin, bu sanatın Türkiye mücevher sektöründeki ayrıcalıklı konumunu şu sözlerle özetliyor: "Trabzon hasırı, üretim tekniği tamamen bu topraklara has olan tek orijinal takıdır. İskitler döneminde zırh örücülüğünde kullanılan bu sağlam yapı, zamanla takıya uyarlanmıştır. Zırh kökenli olduğu için son derece dayanıklıdır; defalarca işlenebilir, yenilenebilir ve formunu asla kaybetmez."
50 BİN İLMEKLİ "ALTIN KUMAŞ" MESAİSİ
Trabzon hasırının üretim süreci, teknolojiye direnen bir sabır örneği sunuyor. Altın önce ince tellere dönüştürülüyor, laboratuvar analizlerinden geçiyor ve ardından usta örücü kadınlara teslim ediliyor. Bir haftayı aşan üretim sürecinde kadınlar, altını adeta bir dantel gibi ilmek ilmek işliyor. 25 yıldır bu mesleği sürdüren Hülya Özkara, işin zorluğunu "Bu iş ne bir dantel ne de bir iğne oyası; kendine has çok ince noktaları var. Bizim için yemek içmek gibi bir ihtiyaç haline geldi" sözleriyle ifade ederken, 22 yıllık usta İlknur Mazlum ise her biten ürünün ardından "Bunu ben mi yaptım?" diyerek gurur duyduklarını belirtiyor.
FİYATLARI SIFIR KİLOMETRE OTOMOBİLLERLE YARIŞIYOR
Son yıllarda altın fiyatlarındaki yükseliş, Trabzon hasırını sadece bir ziynet eşyası olmaktan çıkarıp dev bir yatırım enstrümanına dönüştürdü. Özellikle yüksek gramajlı ve çok sıralı özel tasarım setlerin fiyatları 1 milyon lirayı aşarken, bazı nadide koleksiyon parçaları birkaç milyon liraya ulaşarak sıfır kilometre otomobil fiyatlarını geride bırakıyor. Eskiden sadece düğünlerin vazgeçilmezi olan bu takılar, son 15 yılda geliştirilen modern tasarımlar sayesinde artık günlük kullanımda, küpe, kolye ve yüzük formunda da kendine yer buluyor.
ÜRETİMDE KADIN GÜCÜ VE ÇEVRE DOSTU YÖNTEMLER
Hasır üretiminde sosyal bir devrim de yaşanıyor. Geçmişte evlerden yürütülen üretim süreci, artık sigortalı ve emeklilik hakkı olan profesyonel bir sisteme dönüştü. Çalışanların yüzde 90’ının kadın olduğu atölyelerde, çevre dostu yöntemler ön plana çıkıyor. Siyanür kullanılmadan yapılan üretimde, lazer kaynak sonrası oluşan kararmalar; limon, karbonat ve tuz gibi geleneksel yöntemlerden ilham alan doğal karışımlarla temizleniyor. Bu çevreci yaklaşım, bin yıllık geleneği modern dünyanın sürdürülebilirlik standartlarıyla buluşturuyor.
Editör Notu
Trabzon hasırı, bir takıdan çok daha fazlası; bir kadim hafızanın, savaşçı bir ruhun zarafete dönüşmüş halidir. İskitler’den bugüne taşınan zırh örme tekniğinin, bugün Trabzonlu kadınların elinde geçim kaynağı ve dünya çapında bir marka haline gelmesi muazzam bir başarı öyküsüdür. 50 bin ilmeklik bir emeğin otomobil fiyatıyla yarışması, sadece altının değeriyle değil, o ilmeklere harcanan ömür ve sanatla ilgilidir. Gelecek nesillere bu zanaatı aktarmak, sadece bir sektörü değil, bir tarihi korumak demektir.
Trabzon hasırının zırh kökenli bir geçmişe sahip olduğunu biliyor muydunuz? Sizce bu el sanatı, yeni nesil tarafından yeterince ilgi görüyor mu? Bu eşsiz mirasın korunması için neler yapılabilir? Yorumlarınızı bekliyoruz.
Kaynak: İHA
RAMS Park’ta Şov! Galatasaray 3 Puanı 3 Golle Aldı
DMM’den “Savaş Başlayacak” İddialarına Net Yanıt
Antalya’daki olumsuz hava şartları patlıcanın tadını kaçırdı
Türkiye’de Gayrimenkul Teknolojilerinde Güç Birliği: Emlakjet ve Endeksa Tek Çatı Altında
Ramazan Bayramı’nda Tatil Rüzgârı: Özel Rotalar
Japonya’nın Efsanevi Destanı Raflarda: Musashi: Kılıç ve Delikanlı
ÇOK OKUNAN