Fayton Üretimi Tarih Oluyor: Usta Eksikliği Zanaatı Bitirdi
Fayton Üretimi Tarih Oluyor: Usta Eksikliği Zanaatı Bitirdi
Türkiye'de yüksek mühendislik barındıran fayton üretimi, çırak yetişmemesi ve yeni neslin ilgisizliği nedeniyle yok olma tehlikesi taşıyor.
Haber Giriş Tarihi: 01.03.2026 15:45
Haber Güncellenme Tarihi: 01.03.2026 15:45
Muhabir:
Yasin Köz
Türkiye’de bir dönemin en gözde ulaşım aracı olan faytonlar, usta yetişmemesi sebebiyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Halk arasında basit bir marangozluk işi olarak görülmesine rağmen, fayton üretimi aslında günümüz araç teknolojisinin temellerini atan çok yüksek bir mühendislik bilgisi barındırıyor. Gövde yapısında darbe emici özelliğiyle dişbudak ağacı kullanılırken, tekerlek parmaklarında yüksek dirence sahip gürgen tercih ediliyor ve bu sayede doğal bir süspansiyon sağlanıyor. Tekerleklerin dışa eğimli yapısına verilen 'kamber açısı' ile yük aksın en güçlü noktasına aktarılarak viraj güvenliği artırılıyor. Elde dövülen çelik makaslar yol sarsıntısını en aza indirirken, su geçirmeyen özel deri mekanizmalar bugünkü açılır tavanların atası kabul ediliyor. Ancak Türkiye'de bu sanatı sürdüren son ustaların hayata tutunmaya çalıştığı, İzmir, Akhisar ve Büyükada’daki son atölyelerin çırak yetişmemesi nedeniyle kapanma riski taşıdığı belirtiliyor.
BABA MESLEĞİNİ ANTALYA'DA YAŞATIYOR
At arabacılığı ve atçılığın kendisine babasından miras kaldığını belirten Cem Kara Osman, çocukluğundan bu yana atlarla iç içe olduğunu söyledi. Babasının nakliyecilik ve kum taşımacılığı yaptığını belirten Osman, edindiği tecrübelerle faytonların özel üretimi ve tamiriyle bizzat ilgilenmeye başladığını anlattı. Hayvanseverlerin ön yargılı yaklaşımlarıyla karşılaştıklarını ifade eden Osman, atları tamamen doğalarına ve kullanım amaçlarına uygun değerlendirdiklerini vurguladı. Yaklaşık on beş yıldır Antalya’nın belirli turizm bölgelerinde turist kafilelerine hizmet verdiğini aktaran Osman, "Günümüzde bu araçları yalnızca sünnet törenleri, reklam çekimleri ve özel amaçlı düğünler gibi kısıtlı alanlarda kullanabiliyoruz. Doğada iki atın koşarken çıkardığı nal seslerinin dinlendirici bir etkisi vardır. Bu deneyim adeta bir terapi niteliği taşıyor. Nal sesleri insanı stresten uzaklaştırarak eşsiz bir ruhsal rahatlama sağlıyor" dedi.
USTA EKSİKLİĞİ ÜRETİMİ VE İHRACATI DURDURDU
Mesleğin geleceğindeki tehlikeye dikkat çeken Cem Kara Osman, fayton yapımında ahşap kısımlar için profesyonel marangozluk, demir aksamlar için ise sıcak demir dövme ve iyi derecede torna ustalığı şart olduğunu belirtti. Eskiden dingil poryalarının farklı kaplinlerle üretildiğini, günümüzde ise rulmanlı sistemler kullanıldığını söyleyen Osman, "Afyon ve Akhisar gibi bölgelerde faaliyet gösteren ustalar bir elin parmaklarını geçmiyor. Yeni nesil bu mesleğe ilgi duymuyor" ifadelerini kullandı. Yaklaşık yirmi yıl önce Türkiye’den dünyanın dört bir yanına fayton ihraç edildiğini hatırlatan usta isim, zamanla talebin düşmesiyle bu üretimin durma noktasına geldiğini, ilerleyen dönemlerde fayton kullanacak kişi dahi bulunamayacağını ve bu kültürün tamamen unutulacağını dile getirdi.
YÜZ YILLIK PARİS FAYTONU GÜN IŞIĞINA ÇIKIYOR
Eline geçen tarihi bir faytonun hikayesini de paylaşan Cem Kara Osman, yüz yılı aşkın süre hizmet veren aracı yeniden ayağa kaldırmayı planlıyor. Dingil aksamında Paris ve Londra damgaları bulunan ve o dönemin eski yazı sanatıyla işlenmiş ibareler taşıyan faytonun, Fransa’nın başkenti Paris’ten getirildiği tahmin ediliyor. Eski ustalardan edinilen bilgilere göre Avrupa’dan getirilen bu fayton ilk olarak İzmir’de kullanıldı, ardından İstanbul’a ve Büyükada’ya götürülerek çeşitli film çekimlerinde değerlendirildi ve son olarak tekrar İzmir’e döndü. Aracı devralan Osman, "Yakın zamanda bu tarihi faytonu baştan aşağı revize etmeyi planlıyorum. Körüklü veya kaput araba olarak adlandırılan ve üstü açılıp kapanabilen bu model İzmir faytonu olarak bilinmektedir" şeklinde konuştu.
Editör Notu
Faytonculuk; ahşabın, demirin ve derinin binlerce yıllık kusursuz uyumunu yansıtan eşsiz bir zanaattır. Cem Kara Osman gibi ustaların çabaları bu tarihi mirası ayakta tutmaya çalışsa da, çırak yetişmemesi bu kültürün sonunu ne yazık ki hızlandırıyor. Dişbudak ağacından kamber açısına kadar barındırdığı mühendislik harikalarının sadece müzelerde sergilenmemesi için bu zanaata sahip çıkılması büyük önem taşıyor. Yüz yıllık Paris faytonunun yeniden revize edilecek olması, geçmişle gelecek arasında kurulan çok kıymetli bir köprüdür.
Sizce fayton üretimi gibi geleneksel zanaatların tamamen yok olmaması için ne tür teşvikler sağlanabilir? Bu tarihi araçların turizm dışında değerlendirilebileceği farklı alanlar var mı? Düşüncelerinizi yorumlar kısmında paylaşabilirsiniz.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Fayton Üretimi Tarih Oluyor: Usta Eksikliği Zanaatı Bitirdi
Türkiye'de yüksek mühendislik barındıran fayton üretimi, çırak yetişmemesi ve yeni neslin ilgisizliği nedeniyle yok olma tehlikesi taşıyor.
Türkiye’de bir dönemin en gözde ulaşım aracı olan faytonlar, usta yetişmemesi sebebiyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Halk arasında basit bir marangozluk işi olarak görülmesine rağmen, fayton üretimi aslında günümüz araç teknolojisinin temellerini atan çok yüksek bir mühendislik bilgisi barındırıyor. Gövde yapısında darbe emici özelliğiyle dişbudak ağacı kullanılırken, tekerlek parmaklarında yüksek dirence sahip gürgen tercih ediliyor ve bu sayede doğal bir süspansiyon sağlanıyor. Tekerleklerin dışa eğimli yapısına verilen 'kamber açısı' ile yük aksın en güçlü noktasına aktarılarak viraj güvenliği artırılıyor. Elde dövülen çelik makaslar yol sarsıntısını en aza indirirken, su geçirmeyen özel deri mekanizmalar bugünkü açılır tavanların atası kabul ediliyor. Ancak Türkiye'de bu sanatı sürdüren son ustaların hayata tutunmaya çalıştığı, İzmir, Akhisar ve Büyükada’daki son atölyelerin çırak yetişmemesi nedeniyle kapanma riski taşıdığı belirtiliyor.
BABA MESLEĞİNİ ANTALYA'DA YAŞATIYOR
At arabacılığı ve atçılığın kendisine babasından miras kaldığını belirten Cem Kara Osman, çocukluğundan bu yana atlarla iç içe olduğunu söyledi. Babasının nakliyecilik ve kum taşımacılığı yaptığını belirten Osman, edindiği tecrübelerle faytonların özel üretimi ve tamiriyle bizzat ilgilenmeye başladığını anlattı. Hayvanseverlerin ön yargılı yaklaşımlarıyla karşılaştıklarını ifade eden Osman, atları tamamen doğalarına ve kullanım amaçlarına uygun değerlendirdiklerini vurguladı. Yaklaşık on beş yıldır Antalya’nın belirli turizm bölgelerinde turist kafilelerine hizmet verdiğini aktaran Osman, "Günümüzde bu araçları yalnızca sünnet törenleri, reklam çekimleri ve özel amaçlı düğünler gibi kısıtlı alanlarda kullanabiliyoruz. Doğada iki atın koşarken çıkardığı nal seslerinin dinlendirici bir etkisi vardır. Bu deneyim adeta bir terapi niteliği taşıyor. Nal sesleri insanı stresten uzaklaştırarak eşsiz bir ruhsal rahatlama sağlıyor" dedi.
USTA EKSİKLİĞİ ÜRETİMİ VE İHRACATI DURDURDU
Mesleğin geleceğindeki tehlikeye dikkat çeken Cem Kara Osman, fayton yapımında ahşap kısımlar için profesyonel marangozluk, demir aksamlar için ise sıcak demir dövme ve iyi derecede torna ustalığı şart olduğunu belirtti. Eskiden dingil poryalarının farklı kaplinlerle üretildiğini, günümüzde ise rulmanlı sistemler kullanıldığını söyleyen Osman, "Afyon ve Akhisar gibi bölgelerde faaliyet gösteren ustalar bir elin parmaklarını geçmiyor. Yeni nesil bu mesleğe ilgi duymuyor" ifadelerini kullandı. Yaklaşık yirmi yıl önce Türkiye’den dünyanın dört bir yanına fayton ihraç edildiğini hatırlatan usta isim, zamanla talebin düşmesiyle bu üretimin durma noktasına geldiğini, ilerleyen dönemlerde fayton kullanacak kişi dahi bulunamayacağını ve bu kültürün tamamen unutulacağını dile getirdi.
YÜZ YILLIK PARİS FAYTONU GÜN IŞIĞINA ÇIKIYOR
Eline geçen tarihi bir faytonun hikayesini de paylaşan Cem Kara Osman, yüz yılı aşkın süre hizmet veren aracı yeniden ayağa kaldırmayı planlıyor. Dingil aksamında Paris ve Londra damgaları bulunan ve o dönemin eski yazı sanatıyla işlenmiş ibareler taşıyan faytonun, Fransa’nın başkenti Paris’ten getirildiği tahmin ediliyor. Eski ustalardan edinilen bilgilere göre Avrupa’dan getirilen bu fayton ilk olarak İzmir’de kullanıldı, ardından İstanbul’a ve Büyükada’ya götürülerek çeşitli film çekimlerinde değerlendirildi ve son olarak tekrar İzmir’e döndü. Aracı devralan Osman, "Yakın zamanda bu tarihi faytonu baştan aşağı revize etmeyi planlıyorum. Körüklü veya kaput araba olarak adlandırılan ve üstü açılıp kapanabilen bu model İzmir faytonu olarak bilinmektedir" şeklinde konuştu.
Editör Notu
Faytonculuk; ahşabın, demirin ve derinin binlerce yıllık kusursuz uyumunu yansıtan eşsiz bir zanaattır. Cem Kara Osman gibi ustaların çabaları bu tarihi mirası ayakta tutmaya çalışsa da, çırak yetişmemesi bu kültürün sonunu ne yazık ki hızlandırıyor. Dişbudak ağacından kamber açısına kadar barındırdığı mühendislik harikalarının sadece müzelerde sergilenmemesi için bu zanaata sahip çıkılması büyük önem taşıyor. Yüz yıllık Paris faytonunun yeniden revize edilecek olması, geçmişle gelecek arasında kurulan çok kıymetli bir köprüdür.
Sizce fayton üretimi gibi geleneksel zanaatların tamamen yok olmaması için ne tür teşvikler sağlanabilir? Bu tarihi araçların turizm dışında değerlendirilebileceği farklı alanlar var mı? Düşüncelerinizi yorumlar kısmında paylaşabilirsiniz.
Kaynak: İHA
Kartepe'de Otağ Çadırında Geleneksel El Sanatları Atölyesi
Konya Beyşehir Gölü Son Yağışlarla Yeniden Toparlanıyor
Rize Duvarlarında Van Gogh ve Çay Bardağı Buluşması
Erciyes'te Hafta Sonu Yoğunluğu: Kar Kalınlığı 270 Santimi Buldu
Van Başkale'de 6.4 Milyon TL Değerinde Kaçak Eşya Yakalandı
Hatay'da Liseliler 3D Yazıcıyla Üretip Yurt Dışına Açılıyor
ÇOK OKUNAN