“Made in Europe” Dönemi Başlıyor: Türkiye İçin Risk mi, Fırsat mı?

Avrupa’nın “Made in Europe” yaklaşımı üretimden enerjiye kapsamlı dönüşüm getiriyor. Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Başkanı Ömer Karadeniz, sürecin Türkiye için hem risk hem de stratejik fırsat barındırdığını söyledi.

Haber Giriş Tarihi: 01.03.2026 02:30
Haber Güncellenme Tarihi: 01.03.2026 02:30
Muhabir: Saliha Kara
“Made in Europe” Dönemi Başlıyor: Türkiye İçin Risk mi, Fırsat mı?

Avrupa Birliği’nin sanayi politikalarının merkezine yerleşen “Made in Europe” yaklaşımı, üretim standartlarından enerji kullanımına, tedarik zincirlerinden kamu alımlarına kadar geniş bir dönüşümü zorunlu kılıyor. Avrupa içinde üretimi güçlendirmeyi hedefleyen bu yeni çerçevenin, Türkiye’nin ihracat yapısı ve sanayi rekabeti üzerinde doğrudan etkili olması bekleniyor.

PLASFED Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, Avrupa pazarına erişimin artık yalnızca fiyat ve kapasiteyle değil; sürdürülebilirlik, yerelleşme ve üretim standartlarına uyumla şekillendiğini vurguladı.

“Uyum Sağlayan Kazanacak”

Karadeniz, sürece uyum sağlayan firmaların rekabet avantajı elde edeceğini; uyum sağlayamayanların ise maliyet artışı ve pazar kaybı riskiyle karşı karşıya kalacağını belirtti.

Türkiye’nin güçlü üretim altyapısı ve esnek sanayi yapısıyla bu dönüşüme uyum sağlayabilecek potansiyele sahip olduğunu ifade eden Karadeniz, kamu ve özel sektörün eşgüdüm içinde hareket etmesinin kritik önem taşıdığını söyledi.

“Doğru strateji ve zamanında atılacak adımlarla bu süreç Türkiye için yeni ihracat fırsatları yaratabilir” değerlendirmesinde bulundu.

“Türkiye’siz Avrupa Sanayisi Eksik Kalır”

Karadeniz, Türkiye’nin Avrupa değer zincirleri içindeki konumunun stratejik olduğunu belirterek, üretim ağlarının bütünlüğünün korunmasının hem rekabet hem de tedarik güvenliği açısından hayati olduğunu ifade etti.

Türkiye’nin dışarıda kalmasının yalnızca ticari değil, bölgesel ekonomik istikrar açısından da olumsuz sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.

Gümrük Birliği Vurgusu

Karadeniz’e göre sürecin en kritik başlıklarından biri, Türkiye ile Avrupa arasındaki ekonomik entegrasyonun güncellenmesi. Özellikle Gümrük Birliği’nin modernize edilmesinin belirleyici olacağını ifade etti.

Ekonomik entegrasyonun derinleştirilmemesi durumunda üretim ağlarında zayıflama yaşanabileceğini belirten Karadeniz, Türkiye’nin ticaret, teknoloji ve sürdürülebilirlik alanlarındaki yeni mekanizmalara daha fazla entegre edilmesi gerektiğini söyledi.

Dönüşüm Sadece Üretim Değil

Avrupa’daki dönüşümün yalnızca sanayi politikalarıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Karadeniz; yeşil dönüşüm, dijitalleşme, teknoloji yatırımları ve tedarik güvenliği gibi alanların da bu sürecin parçası olduğunu ifade etti.

Son mesajı netti: Türkiye bu süreci yalnızca bir uyum zorunluluğu olarak değil, sanayi yapısını güçlendirecek stratejik bir fırsat olarak görmeli.

Önümüzde yeni bir rekabet dönemi var. Hazırlıklı olan kazanacak.

Kaynak: Faselis

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.