Depremden Önce Gaz Yükseliyor mu? TÜBİTAK Projesi Çarpıcı Bulgular Açıkladı
Depremden Önce Gaz Yükseliyor mu? TÜBİTAK Projesi Çarpıcı Bulgular Açıkladı
Selçuk Üniversitesi öncülüğünde yürütülen TÜBİTAK araştırmasında, Kahramanmaraş merkezli depremler sonrası Hatay’daki su kaynaklarında radon gazı anomalileri tespit edildi. Uzmanlara göre artışlar deprem öncesi sinyal olabilir.
Haber Giriş Tarihi: 20.02.2026 21:35
Haber Güncellenme Tarihi: 20.02.2026 21:35
Muhabir:
Saliha Kara
Konya’da bulunan Selçuk Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik Bölümü’nden Prof. Dr. Mehmet Erdoğan başkanlığında yürütülen TÜBİTAK projesi, deprem ve radon gazı ilişkisine dair dikkat çeken bulgular ortaya koydu.
“6 Şubat 2023’te Pazarcık ve Elbistan Merkezli 7.7 ve 7.6 Büyüklüğündeki Depremlerin Hatay Bölgesindeki Termal Sularda Olası Radon Anomalilerine Etkisi” başlıklı çalışma kapsamında, Hatay’daki iki farklı su kaynağında ölçümler yapıldı.
Araştırmada, radon aktivitesinin bazı ölçümlerde yaklaşık 5 kat değiştiği belirlendi. Bu değişimlerin bölgedeki sismik hareketlilikle ilişkili olabileceği değerlendirildi.
Artçı Depremlerden Önce Yükseliş
Prof. Dr. Erdoğan, özellikle 4.9 ve 4.3 büyüklüğündeki artçı depremler öncesinde radon seviyelerinde belirgin bir artış, depremler sonrasında ise hızlı bir düşüş gözlemlediklerini söyledi.
Ölçümlerin, Tahtaköprü termal suyu ve Hamamat Kaplıcası kaynaklarında gerçekleştirildiği belirtildi. Bulgulara göre deprem öncesinde yer kabuğundaki sıkışma ve kırıklar nedeniyle açığa çıkan radon gazı, fay hatları boyunca ilerleyerek yer altı sularına ve atmosfere karışabiliyor.
Bu nedenle radon gazı anomalilerinin, deprem öncesi tahmin çalışmalarında yardımcı bir parametre olarak değerlendirilebileceği ifade edildi.
“Sigaranın Ardından En Önemli Neden”
Radon gazının sağlık boyutuna da dikkat çeken Prof. Dr. Erdoğan, radonun doğal uranyumun radyoaktif bozunma zincirinden kaynaklandığını belirtti.
Havadan ağır olan radon gazının özellikle zemin ve bodrum katlarda birikebildiğini ifade eden Erdoğan, solunum yoluyla akciğerlere ulaşan radyoaktif partiküllerin DNA hasarına yol açabileceğini söyledi.
Radonun, sigaradan sonra dünyada akciğer kanserinin en önemli nedeni olarak gösterildiğini belirten Erdoğan, kapalı alanların düzenli havalandırılmasının yeterli bir önlem olacağını vurguladı.
Deprem Tahmininde Yeni Bir Parametre mi?
Araştırma ekibi, radon ölçümlerinin özellikle fay hatlarına yakın termal ve yer altı su kaynaklarında düzenli olarak yapılmasının, gelecekteki olası depremlerin ön sinyallerini anlamada katkı sağlayabileceğini değerlendiriyor.
Ancak uzmanlar, radon artışının tek başına kesin bir deprem tahmin aracı olarak görülmemesi gerektiğini; çok disiplinli veri setleriyle birlikte değerlendirilmesinin önem taşıdığını belirtiyor.
Bilim dünyasında tartışmaları beraberinde getiren çalışma, deprem öncesi erken uyarı sistemlerine yönelik yeni araştırmaların kapısını aralıyor.
Kaynak: DHA
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Depremden Önce Gaz Yükseliyor mu? TÜBİTAK Projesi Çarpıcı Bulgular Açıkladı
Selçuk Üniversitesi öncülüğünde yürütülen TÜBİTAK araştırmasında, Kahramanmaraş merkezli depremler sonrası Hatay’daki su kaynaklarında radon gazı anomalileri tespit edildi. Uzmanlara göre artışlar deprem öncesi sinyal olabilir.
Konya’da bulunan Selçuk Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik Bölümü’nden Prof. Dr. Mehmet Erdoğan başkanlığında yürütülen TÜBİTAK projesi, deprem ve radon gazı ilişkisine dair dikkat çeken bulgular ortaya koydu.
“6 Şubat 2023’te Pazarcık ve Elbistan Merkezli 7.7 ve 7.6 Büyüklüğündeki Depremlerin Hatay Bölgesindeki Termal Sularda Olası Radon Anomalilerine Etkisi” başlıklı çalışma kapsamında, Hatay’daki iki farklı su kaynağında ölçümler yapıldı.
Araştırmada, radon aktivitesinin bazı ölçümlerde yaklaşık 5 kat değiştiği belirlendi. Bu değişimlerin bölgedeki sismik hareketlilikle ilişkili olabileceği değerlendirildi.
Artçı Depremlerden Önce Yükseliş
Prof. Dr. Erdoğan, özellikle 4.9 ve 4.3 büyüklüğündeki artçı depremler öncesinde radon seviyelerinde belirgin bir artış, depremler sonrasında ise hızlı bir düşüş gözlemlediklerini söyledi.
Ölçümlerin, Tahtaköprü termal suyu ve Hamamat Kaplıcası kaynaklarında gerçekleştirildiği belirtildi. Bulgulara göre deprem öncesinde yer kabuğundaki sıkışma ve kırıklar nedeniyle açığa çıkan radon gazı, fay hatları boyunca ilerleyerek yer altı sularına ve atmosfere karışabiliyor.
Bu nedenle radon gazı anomalilerinin, deprem öncesi tahmin çalışmalarında yardımcı bir parametre olarak değerlendirilebileceği ifade edildi.
“Sigaranın Ardından En Önemli Neden”
Radon gazının sağlık boyutuna da dikkat çeken Prof. Dr. Erdoğan, radonun doğal uranyumun radyoaktif bozunma zincirinden kaynaklandığını belirtti.
Havadan ağır olan radon gazının özellikle zemin ve bodrum katlarda birikebildiğini ifade eden Erdoğan, solunum yoluyla akciğerlere ulaşan radyoaktif partiküllerin DNA hasarına yol açabileceğini söyledi.
Radonun, sigaradan sonra dünyada akciğer kanserinin en önemli nedeni olarak gösterildiğini belirten Erdoğan, kapalı alanların düzenli havalandırılmasının yeterli bir önlem olacağını vurguladı.
Deprem Tahmininde Yeni Bir Parametre mi?
Araştırma ekibi, radon ölçümlerinin özellikle fay hatlarına yakın termal ve yer altı su kaynaklarında düzenli olarak yapılmasının, gelecekteki olası depremlerin ön sinyallerini anlamada katkı sağlayabileceğini değerlendiriyor.
Ancak uzmanlar, radon artışının tek başına kesin bir deprem tahmin aracı olarak görülmemesi gerektiğini; çok disiplinli veri setleriyle birlikte değerlendirilmesinin önem taşıdığını belirtiyor.
Bilim dünyasında tartışmaları beraberinde getiren çalışma, deprem öncesi erken uyarı sistemlerine yönelik yeni araştırmaların kapısını aralıyor.
Kaynak: DHA