Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Kenevir Araştırmaları Enstitüsü, geliştirdiği yeni kenevir çeşitleri, tıbbi ürünler ve sanayi projeleriyle hem sağlık hem de üretim alanında dikkat çekiyor.
Haber Giriş Tarihi: 24.02.2026 22:15
Haber Güncellenme Tarihi: 24.02.2026 22:15
Muhabir:
Saliha Kara
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Kenevir Araştırmaları Enstitüsü, geliştirdiği yeni kenevir çeşitleri, tıbbi ürünler ve sanayi projeleriyle hem sağlık hem de üretim alanında dikkat çekiyor. Enstitü, genişleyen genetik havuzu ve yerli çeşit adaylarıyla Türkiye’de tıbbi kenevir sektörüne yön vermeyi hedefliyor.
Kenevir Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Selim Aytaç, yürütülen çalışmalar ve sektörün geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Enstitü bünyesinde üç anabilim dalı bulunduğunu belirten Aytaç, özellikle tarım ve ıslah alanında yeni kenevir çeşitlerinin geliştirilmesine odaklandıklarını ifade etti. Son yıllarda gündeme gelen tıbbi kenevir çeşitleri üzerine yoğun araştırmalar yürütüldüğünü kaydetti.
Aytaç, yeni çeşitler ve çeşit adaylarının geliştirilmesinin genetik havuzun önemli ölçüde genişlediğini gösterdiğini söyledi. Ayrıca kenevirin sazlık alanlarda kullanımı, inşaat malzemeleri ve biyomalzeme üretimi gibi farklı alanlara yönelik projelerin de sürdüğünü aktardı.
Kenevirden kauçuk ve tıbbi krem
Enstitünün farklı birimlerle iş birliği içinde kenevirden kauçuk geliştirilmesine yönelik projeler yürüttüğünü belirten Aytaç, tıbbi alanda ise ağrı kesici ve yara iyileştirici kremler geliştirdiklerini açıkladı.
Tıbbi kenevirin üretimi ve kullanımına ilişkin yasal düzenlemelerin önemine değinen Aytaç, 31 Ocak 2026 tarihinde Sağlık Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmeliklerle sürecin resmiyet kazandığını ifade etti. Bu düzenlemelerin sektörde yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu dile getirdi.
Çevre ve sürdürülebilirlik vurgusu
Dünyada artan sanayileşmenin çevresel etkilerine dikkat çeken Aytaç, Yeşil Mutabakat ve Paris İklim Anlaşması gibi uluslararası çerçevelerin üretim modellerini belirleyeceğini söyledi. Kenevirin çevre dostu özellikleri nedeniyle dönüşüm sürecinde avantajlı bir ürün olarak değerlendirildiğini kaydetti.
Türkiye’nin tekstil alanındaki gücüne işaret eden Aytaç, kenevir tekstilinin yaygınlaştırılması ve üretim artıklarıyla kâğıt sanayisinin desteklenmesi halinde ekonomik açıdan önemli kazanımlar elde edilebileceğini ifade etti.
Enstitüde yürütülen çalışmalar, kenevirin yalnızca tarımsal bir ürün değil; sağlık, sanayi ve çevre politikaları açısından stratejik bir hammadde olarak konumlandırılabileceğini ortaya koyuyor. Yetkililer, önümüzdeki dönemde üretim modeli ve sanayi altyapısının güçlendirilmesinin sektörün sürdürülebilir büyümesi açısından belirleyici olacağını vurguluyor.
Kaynak: İHA
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Tıbbi Kenevirde Yeni Dönem Başladı
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Kenevir Araştırmaları Enstitüsü, geliştirdiği yeni kenevir çeşitleri, tıbbi ürünler ve sanayi projeleriyle hem sağlık hem de üretim alanında dikkat çekiyor.
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Kenevir Araştırmaları Enstitüsü, geliştirdiği yeni kenevir çeşitleri, tıbbi ürünler ve sanayi projeleriyle hem sağlık hem de üretim alanında dikkat çekiyor. Enstitü, genişleyen genetik havuzu ve yerli çeşit adaylarıyla Türkiye’de tıbbi kenevir sektörüne yön vermeyi hedefliyor.
Kenevir Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Selim Aytaç, yürütülen çalışmalar ve sektörün geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Enstitü bünyesinde üç anabilim dalı bulunduğunu belirten Aytaç, özellikle tarım ve ıslah alanında yeni kenevir çeşitlerinin geliştirilmesine odaklandıklarını ifade etti. Son yıllarda gündeme gelen tıbbi kenevir çeşitleri üzerine yoğun araştırmalar yürütüldüğünü kaydetti.
Aytaç, yeni çeşitler ve çeşit adaylarının geliştirilmesinin genetik havuzun önemli ölçüde genişlediğini gösterdiğini söyledi. Ayrıca kenevirin sazlık alanlarda kullanımı, inşaat malzemeleri ve biyomalzeme üretimi gibi farklı alanlara yönelik projelerin de sürdüğünü aktardı.
Kenevirden kauçuk ve tıbbi krem
Enstitünün farklı birimlerle iş birliği içinde kenevirden kauçuk geliştirilmesine yönelik projeler yürüttüğünü belirten Aytaç, tıbbi alanda ise ağrı kesici ve yara iyileştirici kremler geliştirdiklerini açıkladı.
Tıbbi kenevirin üretimi ve kullanımına ilişkin yasal düzenlemelerin önemine değinen Aytaç, 31 Ocak 2026 tarihinde Sağlık Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmeliklerle sürecin resmiyet kazandığını ifade etti. Bu düzenlemelerin sektörde yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu dile getirdi.
Çevre ve sürdürülebilirlik vurgusu
Dünyada artan sanayileşmenin çevresel etkilerine dikkat çeken Aytaç, Yeşil Mutabakat ve Paris İklim Anlaşması gibi uluslararası çerçevelerin üretim modellerini belirleyeceğini söyledi. Kenevirin çevre dostu özellikleri nedeniyle dönüşüm sürecinde avantajlı bir ürün olarak değerlendirildiğini kaydetti.
Türkiye’nin tekstil alanındaki gücüne işaret eden Aytaç, kenevir tekstilinin yaygınlaştırılması ve üretim artıklarıyla kâğıt sanayisinin desteklenmesi halinde ekonomik açıdan önemli kazanımlar elde edilebileceğini ifade etti.
Enstitüde yürütülen çalışmalar, kenevirin yalnızca tarımsal bir ürün değil; sağlık, sanayi ve çevre politikaları açısından stratejik bir hammadde olarak konumlandırılabileceğini ortaya koyuyor. Yetkililer, önümüzdeki dönemde üretim modeli ve sanayi altyapısının güçlendirilmesinin sektörün sürdürülebilir büyümesi açısından belirleyici olacağını vurguluyor.
Kaynak: İHA