Prof. Dr. Mustafa Sarı, Marmara Denizi’nin denizkestanesi avcılığına açılmasına tepki gösterdi. Sarı, bu kararın sadece birkaç ihracatçıyı ihya edeceğini vurguladı.
Haber Giriş Tarihi: 22.02.2026 07:00
Haber Güncellenme Tarihi: 22.02.2026 07:00
Muhabir:
Yasin Köz
Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı, Marmara Denizi’nde 13 Şubat - 15 Nisan 2026 tarihleri arasında serbest bırakılan denizkestanesi avcılığına dair sert açıklamalarda bulundu. Kararın bilimsel dayanaktan yoksun olduğunu belirten Sarı, avcılığın tam da canlıların üreme ve havyar olgunlaştırma dönemine denk getirilmesinin ekosisteme vurulacak büyük bir darbe olduğunu ifade etti.
"AYNI LOBİ YİNE İŞBAŞINDA"
2021 yılındaki müsilaj felaketi sonrasında da benzer bir hatanın yapıldığını hatırlatan Prof. Dr. Sarı, "Anlaşılan aynı lobi yine devrede. Denizkestanesi avcılığı, tam da havyarların en olgun olduğu dönemde serbest bırakıldı. Bu karar küçük ölçekli balıkçıyı değil; taze ve havyarlı ürünü Japonya ve Fransa gibi ülkelere satan birkaç ihracatçıyı zengin edecektir" dedi. Müsilaj sonrası artan makro alglerin kontrolü için denizkestanelerinin hayati önem taşıdığını hatırlatan Sarı, bilimsel raporların aksine hareket edildiğini vurguladı.
DENİZİ "ÇÖLE" DÖNDÜRME RİSKİ
Denizkestanesinin ekosistemdeki dengesine dikkat çeken Sarı, ortamdaki kirlilik nedeniyle artan alglerin bu canlılar tarafından tüketildiğini belirtti. Sarı, "Eğer mırmır, karagöz ve çipura gibi denizkestanesiyle beslenen türler aşırı avlanırsa, denizkestaneleri kontrolsüz artar ve tüm algleri tüketerek kıyısal alanı çöle çevirir. Ancak Marmara'da aşırı bir artış olduğuna dair bilimsel bulgu yok. Çare avcılığı açmak değil, ekosistem esaslı yönetimdir" uyarısında bulundu.
"DENİZ KİMSENİN OYUN ALANI DEĞİLDİR"
Balıkçılık yönetiminin bir bilim dalı olduğunu ve siyasi baskılarla karar alınmaması gerektiğini savunan Prof. Dr. Sarı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Deniz, birilerinin deneme-yanılma alanı veya çıkar gruplarının sömürü odağı değildir. Bilim bir araç değil, yol göstericidir. İşinize geldiğinde başvurup, gelmediğinde yok sayamazsınız." Sarı, Marmara’nın korunması için endüstriyel balıkçılığın sınırlandırılmasını ve acilen deniz koruma alanları oluşturulmasını talep etti.
KÜÇÜK BALIKÇI CAN ÇEKİŞİYOR
Müsilaj ve aşırı avcılık nedeniyle küçük ölçekli balıkçıların av kaybının yüzde 90'lara ulaştığını belirten Sarı, bu kaybın telafisi olarak sunulan denizkestanesi avcılığının gerçekçi bir çözüm olmadığını söyledi. Kararın derhal geri alınması gerektiğini belirten uzman, Marmara Denizi’nin geleceğinin günübirlik kazançlara feda edilmemesi gerektiğini vurguladı.
Editör Notu
Marmara Denizi, yıllardır müsilaj ve kirlilikle boğuşurken, ekosistemin "temizlik işçileri" olarak bilinen denizkestanelerinin tam üreme döneminde avlanmaya açılması, bindiğimiz dalı kesmekten farksızdır. Prof. Dr. Mustafa Sarı'nın "ekosistem esaslı yönetim" çağrısı, Marmara'yı sadece bir su kütlesi değil, yaşayan bir organizma olarak görmemiz gerektiğini hatırlatıyor. Bilimin sesine kulak tıkandığı her karar, denizlerimizi bir adım daha geri dönülemez bir yıkıma sürüklüyor.
Sizce Marmara Denizi'nin korunması için en acil önlem ne olmalı? Denizkestanesi avcılığının serbest bırakılması hakkındaki bilimsel itirazları nasıl değerlendiriyorsunuz? Yorumlarınızı bekliyoruz.
Kaynak: İHA
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Marmara'da Denizkestanesi Alarmı: "Lobi İşbaşında, Karardan Dönülmeli"
Prof. Dr. Mustafa Sarı, Marmara Denizi’nin denizkestanesi avcılığına açılmasına tepki gösterdi. Sarı, bu kararın sadece birkaç ihracatçıyı ihya edeceğini vurguladı.
Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı, Marmara Denizi’nde 13 Şubat - 15 Nisan 2026 tarihleri arasında serbest bırakılan denizkestanesi avcılığına dair sert açıklamalarda bulundu. Kararın bilimsel dayanaktan yoksun olduğunu belirten Sarı, avcılığın tam da canlıların üreme ve havyar olgunlaştırma dönemine denk getirilmesinin ekosisteme vurulacak büyük bir darbe olduğunu ifade etti.
"AYNI LOBİ YİNE İŞBAŞINDA"
2021 yılındaki müsilaj felaketi sonrasında da benzer bir hatanın yapıldığını hatırlatan Prof. Dr. Sarı, "Anlaşılan aynı lobi yine devrede. Denizkestanesi avcılığı, tam da havyarların en olgun olduğu dönemde serbest bırakıldı. Bu karar küçük ölçekli balıkçıyı değil; taze ve havyarlı ürünü Japonya ve Fransa gibi ülkelere satan birkaç ihracatçıyı zengin edecektir" dedi. Müsilaj sonrası artan makro alglerin kontrolü için denizkestanelerinin hayati önem taşıdığını hatırlatan Sarı, bilimsel raporların aksine hareket edildiğini vurguladı.
DENİZİ "ÇÖLE" DÖNDÜRME RİSKİ
Denizkestanesinin ekosistemdeki dengesine dikkat çeken Sarı, ortamdaki kirlilik nedeniyle artan alglerin bu canlılar tarafından tüketildiğini belirtti. Sarı, "Eğer mırmır, karagöz ve çipura gibi denizkestanesiyle beslenen türler aşırı avlanırsa, denizkestaneleri kontrolsüz artar ve tüm algleri tüketerek kıyısal alanı çöle çevirir. Ancak Marmara'da aşırı bir artış olduğuna dair bilimsel bulgu yok. Çare avcılığı açmak değil, ekosistem esaslı yönetimdir" uyarısında bulundu.
"DENİZ KİMSENİN OYUN ALANI DEĞİLDİR"
Balıkçılık yönetiminin bir bilim dalı olduğunu ve siyasi baskılarla karar alınmaması gerektiğini savunan Prof. Dr. Sarı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Deniz, birilerinin deneme-yanılma alanı veya çıkar gruplarının sömürü odağı değildir. Bilim bir araç değil, yol göstericidir. İşinize geldiğinde başvurup, gelmediğinde yok sayamazsınız." Sarı, Marmara’nın korunması için endüstriyel balıkçılığın sınırlandırılmasını ve acilen deniz koruma alanları oluşturulmasını talep etti.
KÜÇÜK BALIKÇI CAN ÇEKİŞİYOR
Müsilaj ve aşırı avcılık nedeniyle küçük ölçekli balıkçıların av kaybının yüzde 90'lara ulaştığını belirten Sarı, bu kaybın telafisi olarak sunulan denizkestanesi avcılığının gerçekçi bir çözüm olmadığını söyledi. Kararın derhal geri alınması gerektiğini belirten uzman, Marmara Denizi’nin geleceğinin günübirlik kazançlara feda edilmemesi gerektiğini vurguladı.
Editör Notu
Marmara Denizi, yıllardır müsilaj ve kirlilikle boğuşurken, ekosistemin "temizlik işçileri" olarak bilinen denizkestanelerinin tam üreme döneminde avlanmaya açılması, bindiğimiz dalı kesmekten farksızdır. Prof. Dr. Mustafa Sarı'nın "ekosistem esaslı yönetim" çağrısı, Marmara'yı sadece bir su kütlesi değil, yaşayan bir organizma olarak görmemiz gerektiğini hatırlatıyor. Bilimin sesine kulak tıkandığı her karar, denizlerimizi bir adım daha geri dönülemez bir yıkıma sürüklüyor.
Sizce Marmara Denizi'nin korunması için en acil önlem ne olmalı? Denizkestanesi avcılığının serbest bırakılması hakkındaki bilimsel itirazları nasıl değerlendiriyorsunuz? Yorumlarınızı bekliyoruz.
Kaynak: İHA