Kuşadası’nın taşlık yamaçlarında Türkiye’ye özgü "Karya Ters Lalesi" (Fritillaria carica) çiçek açtı. Uzmanlar, yapılaşma baskısı altındaki bu nadir türün korunması için uyarıyor.
Haber Giriş Tarihi: 27.02.2026 18:45
Haber Güncellenme Tarihi: 27.02.2026 18:45
Muhabir:
Yasin Köz
Aydın’ın turizm cenneti Kuşadası, bugünlerde doğanın en zarif ve nadir gösterilerinden birine ev sahipliği yapıyor. Adını bölgenin kadim geçmişinden, Antik Karya Bölgesi’nden alan ve bilimsel adı Fritillaria carica olan "Karya Ters Lalesi", kalkerli ve taşlık alanlarda yüzünü gösterdi. Halk arasında "Ağlayan Gelin" olarak bilinen ve tek, sarkık, çan biçimli sarı çiçekleriyle büyüleyen bu endemik tür, baharın müjdecisi olarak kayalık yamaçları süslemeye başladı. Ancak bu estetik şölen, aynı zamanda hassas bir ekosistemin korunması gerektiği gerçeğini de hatırlatıyor.
NEDEN "AĞLAYAN GELİN" DENİLİYOR?
Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) Başkanı Bahattin Sürücü, bitkinin bu hüzünlü isminin ardındaki ekolojik mucizeyi açıkladı. Sürücü, "Bu bitki, gece oluşan nemin sabah saatlerinde yaprak uçlarından damlacıklar halinde süzülmesi nedeniyle bu isimle anılmaktadır. Bu özellik, türün hem ekolojik hem de estetik değerini artırmaktadır" dedi. Genellikle 200 ile 1500 metre yükseltiler arasında; kızılçam ve karaçam orman açıklıklarında yetişen bu tür, Kuşadası’nın doğal mirasının en kıymetli parçalarından biri olarak kabul ediliyor.
"İŞE YARAMAZ" DENİLEN ALANLARIN GİZLİ HAZİNESİ
Bahattin Sürücü, Kuşadası’ndaki kayalık ve makilik alanların çoğu zaman "işe yaramaz" görülerek yapılaşmaya açılmasına tepki gösterdi. Sürücü, bu habitatların aslında çok sayıda nadir türe ev sahipliği yaptığını vurgulayarak, "Son yıllarda artan yapılaşma ve kontrolsüz arazi kullanımları, kalkerli habitatlara özgü türler üzerinde ciddi baskı oluşturmaktadır. Dar yayılışlı bitkiler, habitat kaybına karşı son derece hassastır. Bu mirası geleceğe taşımak ortak sorumluluğumuzdur" ifadelerini kullandı.
PROF. DR. ALİ ÇELİK: "YOK OLMA SINIRINA GELDİLER"
Bölgede bitki envanter çalışmaları yürüten Pamukkale Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Çelik de turizm baskısının yarattığı tehlikeye dikkat çekti. Kent merkezindeki yayılış alanlarının hızla kaybolduğunu belirten Çelik, "Bazı türlerin yok olma sınırına geldiği görülmektedir. Doğa yalnızca deniz ve kumdan ibaret değildir. Ziyaretçiler bölgenin bitkisel zenginliğini de deneyimlemek istiyor. Bu alanların korunması hem bilimsel sorumluluğumuz hem de en değerli mirasımızdır" şeklinde konuştu.
KARYA TERS LALESİ’NİN EKOLOJİK ÖNEMİ
Karya Ters Lalesi, sadece bir görsel değer değil, aynı zamanda bölgenin mikro-iklim ve toprak yapısının bir göstergesidir. Kalkerli ve kayalık yamaçlarda tutunmayı başaran bu dirençli ama dar yayılışlı bitki, Kuşadası’nın karasal ekosistemindeki biyoçeşitlilik zincirinin önemli bir halkasını oluşturuyor. Doğaseverler ve fotoğraf tutkunları, bu kısa ömürlü ve nadir çiçeği görebilmek için Kuşadası’nın doğal rotalarına akın ederken, uzmanlar bitkilere zarar verilmemesi ve soğanlarının sökülmemesi konusunda halkı uyarıyor.
Editör Notu
Kuşadası'nın "Ağlayan Gelinler"i, beton yığınlarının arasından başını uzatarak bizlere asıl zenginliğin ne olduğunu fısıldıyor. Bir çiçeğin yaprağından süzülen nem damlasının hikayesi, aslında tüm bir ekosistemin hayatta kalma mücadelesidir. Prof. Dr. Ali Çelik ve Bahattin Sürücü'nün uyarıları, Kuşadası'nı sadece bir tatil beldesi olarak değil, yaşayan bir müze olarak görmemiz gerektiğini kanıtlıyor. Gelecek nesillerin bu sarı çanları sadece fotoğraflarda değil, kendi topraklarında görebilmesi için kalkerli yamaçları "boş arazi" olarak görmekten vazgeçmeliyiz.
Kuşadası’nın bu endemik değeri olan Karya Ters Lalesi hakkında ne düşünüyorsunuz? Doğal alanların yapılaşmaya açılmasına karşı ne tür koruma önlemleri alınmalı? Yorumlarınızı bekliyoruz.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Kuşadası’nda Endemik Miras: "Ağlayan Gelinler" Kayalıkları Sarıya Boyadı!
Kuşadası’nın taşlık yamaçlarında Türkiye’ye özgü "Karya Ters Lalesi" (Fritillaria carica) çiçek açtı. Uzmanlar, yapılaşma baskısı altındaki bu nadir türün korunması için uyarıyor.
Aydın’ın turizm cenneti Kuşadası, bugünlerde doğanın en zarif ve nadir gösterilerinden birine ev sahipliği yapıyor. Adını bölgenin kadim geçmişinden, Antik Karya Bölgesi’nden alan ve bilimsel adı Fritillaria carica olan "Karya Ters Lalesi", kalkerli ve taşlık alanlarda yüzünü gösterdi. Halk arasında "Ağlayan Gelin" olarak bilinen ve tek, sarkık, çan biçimli sarı çiçekleriyle büyüleyen bu endemik tür, baharın müjdecisi olarak kayalık yamaçları süslemeye başladı. Ancak bu estetik şölen, aynı zamanda hassas bir ekosistemin korunması gerektiği gerçeğini de hatırlatıyor.
NEDEN "AĞLAYAN GELİN" DENİLİYOR?
Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) Başkanı Bahattin Sürücü, bitkinin bu hüzünlü isminin ardındaki ekolojik mucizeyi açıkladı. Sürücü, "Bu bitki, gece oluşan nemin sabah saatlerinde yaprak uçlarından damlacıklar halinde süzülmesi nedeniyle bu isimle anılmaktadır. Bu özellik, türün hem ekolojik hem de estetik değerini artırmaktadır" dedi. Genellikle 200 ile 1500 metre yükseltiler arasında; kızılçam ve karaçam orman açıklıklarında yetişen bu tür, Kuşadası’nın doğal mirasının en kıymetli parçalarından biri olarak kabul ediliyor.
"İŞE YARAMAZ" DENİLEN ALANLARIN GİZLİ HAZİNESİ
Bahattin Sürücü, Kuşadası’ndaki kayalık ve makilik alanların çoğu zaman "işe yaramaz" görülerek yapılaşmaya açılmasına tepki gösterdi. Sürücü, bu habitatların aslında çok sayıda nadir türe ev sahipliği yaptığını vurgulayarak, "Son yıllarda artan yapılaşma ve kontrolsüz arazi kullanımları, kalkerli habitatlara özgü türler üzerinde ciddi baskı oluşturmaktadır. Dar yayılışlı bitkiler, habitat kaybına karşı son derece hassastır. Bu mirası geleceğe taşımak ortak sorumluluğumuzdur" ifadelerini kullandı.
PROF. DR. ALİ ÇELİK: "YOK OLMA SINIRINA GELDİLER"
Bölgede bitki envanter çalışmaları yürüten Pamukkale Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Çelik de turizm baskısının yarattığı tehlikeye dikkat çekti. Kent merkezindeki yayılış alanlarının hızla kaybolduğunu belirten Çelik, "Bazı türlerin yok olma sınırına geldiği görülmektedir. Doğa yalnızca deniz ve kumdan ibaret değildir. Ziyaretçiler bölgenin bitkisel zenginliğini de deneyimlemek istiyor. Bu alanların korunması hem bilimsel sorumluluğumuz hem de en değerli mirasımızdır" şeklinde konuştu.
KARYA TERS LALESİ’NİN EKOLOJİK ÖNEMİ
Karya Ters Lalesi, sadece bir görsel değer değil, aynı zamanda bölgenin mikro-iklim ve toprak yapısının bir göstergesidir. Kalkerli ve kayalık yamaçlarda tutunmayı başaran bu dirençli ama dar yayılışlı bitki, Kuşadası’nın karasal ekosistemindeki biyoçeşitlilik zincirinin önemli bir halkasını oluşturuyor. Doğaseverler ve fotoğraf tutkunları, bu kısa ömürlü ve nadir çiçeği görebilmek için Kuşadası’nın doğal rotalarına akın ederken, uzmanlar bitkilere zarar verilmemesi ve soğanlarının sökülmemesi konusunda halkı uyarıyor.
Editör Notu
Kuşadası'nın "Ağlayan Gelinler"i, beton yığınlarının arasından başını uzatarak bizlere asıl zenginliğin ne olduğunu fısıldıyor. Bir çiçeğin yaprağından süzülen nem damlasının hikayesi, aslında tüm bir ekosistemin hayatta kalma mücadelesidir. Prof. Dr. Ali Çelik ve Bahattin Sürücü'nün uyarıları, Kuşadası'nı sadece bir tatil beldesi olarak değil, yaşayan bir müze olarak görmemiz gerektiğini kanıtlıyor. Gelecek nesillerin bu sarı çanları sadece fotoğraflarda değil, kendi topraklarında görebilmesi için kalkerli yamaçları "boş arazi" olarak görmekten vazgeçmeliyiz.
Kuşadası’nın bu endemik değeri olan Karya Ters Lalesi hakkında ne düşünüyorsunuz? Doğal alanların yapılaşmaya açılmasına karşı ne tür koruma önlemleri alınmalı? Yorumlarınızı bekliyoruz.
Kaynak: İHA
BAKMADAN GEÇME...