Akdeniz ve Marmara Denizi’nden gelen son bilimsel veriler, iklim değişikliğinin deniz ekosistemleri üzerindeki baskısını bir kez daha gözler önüne serdi.
Haber Giriş Tarihi: 16.02.2026 23:15
Haber Güncellenme Tarihi: 16.02.2026 23:15
Muhabir:
Saliha Kara
2025 yılında yapılan uzun soluklu ölçümler, deniz suyu sıcaklıklarının artmaya devam ettiğini, özellikle Marmara’da ise oksijensizleşme ve müsilaj tehdidinin sürdüğünü ortaya koydu.
Türkiye İş Bankası tarafından ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü’nün kullanımına sunulan insansız su altı planörü “Deniz Kâşifi”, 2023’ten bu yana Türkiye’nin tüm denizlerinde düzenli veri topluyor. 2025 yılı ölçümleri ise hem kapsam hem de süre bakımından dikkat çekici sonuçlar ortaya çıkardı.
Akdeniz’de 2.100 Kilometrelik İzleme
Deniz Kâşifi, 2025 yılında Akdeniz’de 60 gün boyunca görev yaptı. Bu süre zarfında 2.100 kilometreden fazla yol kat etti ve 900 dalış gerçekleştirdi.
Elde edilen bulgulara göre Doğu Akdeniz, beklenenden çok daha dinamik bir girdap sistemine sahip. Bu girdaplar, taşıdıkları ısı ve besin maddeleriyle denizlerin sıcaklık dengesini düzenleyen kritik yapılar olarak öne çıkıyor.
Özellikle Mersin ve Antalya körfezleri gibi kapalı alanlara taşınan serin ve temiz sular, kirlilik baskısı altındaki bölgeler için adeta doğal bir “havalandırma” işlevi görüyor. Uzmanlara göre bu girdap sistemleri, iklim ve ekosistem dengesi açısından hayati öneme sahip.
Marmara’da En Kapsamlı Müsilaj Ölçümü
2025 yılında Marmara Denizi’nde 30 gün boyunca suda kalan Deniz Kâşifi, 600 kilometrelik rota üzerinde 807 dalış yaparak bugüne kadarki en kapsamlı müsilaj verisini topladı.
Veriler, müsilajın yalnızca yüzeyde değil, denizin derinliklerinde de sürekli üretildiğini ve geniş alanlara yayıldığını gösterdi. Marmara’nın iki tabakalı su yapısı nedeniyle müsilajın akıntılarla su kolonunda nasıl taşındığı ayrıntılı biçimde haritalandı.
Özellikle Tekirdağ-Orta Çukur bölgesinde oluşan bir girdabın, müsilajlı tabakayı yüzeye taşıyarak sistemden daha hızlı uzaklaştırdığı tespit edildi. Bu doğal döngü ilk kez uzun süreli ölçümle bilimsel olarak ortaya kondu.
“Sorun Geçici Değil, Yapısal”
Barış Salihoğlu, 2023’ten bu yana elde edilen verilerin deniz ekosistemlerinde iklim değişikliğine bağlı dönüşümü net biçimde ortaya koyduğunu belirtti.
Salihoğlu, Marmara Denizi’nde müsilajın yüzeyde görünmese bile derin sularda varlığını sürdürdüğünü vurgulayarak, “Marmara’nın fiziksel koşulları sürekli müsilaj üretimine elverişli. Bu tablo, geçici değil kalıcı önlemler gerektiren yapısal bir soruna işaret ediyor” değerlendirmesinde bulundu.
Deniz Ekosistemi Artık Sadece Çevre Meselesi Değil
Suat Sözen ise deniz ekosisteminin yalnızca çevresel değil, ekonomik ve toplumsal boyutları olan bir alan olduğuna dikkat çekti.
2021’de yaşanan müsilaj krizinin denizlerin durumunu kamuoyuna net biçimde gösterdiğini belirten Sözen, denizlerin gıda güvenliği ve ekonomik faaliyetler açısından stratejik önem taşıdığını ifade etti.
Kritik Eşik Aşılıyor mu?
2025 verileri, iki denizde de sıcaklık artışının sürdüğünü ortaya koyarken, Marmara’da oksijen azalması ve müsilaj üretiminin devam etmesi, iklim baskısının derinleştiğine işaret ediyor.
Uzmanlara göre artık mesele yalnızca müsilajın yüzeyde görünüp görünmemesi değil; denizlerin alt katmanlarında yaşanan biyokimyasal değişimlerin kalıcı hale gelme riski.
Bilim dünyası, uzun dönemli izleme çalışmalarının sürdürülmesi ve kalıcı politika adımlarının atılması gerektiği konusunda hemfikir.
Denizler ısınıyor. Ve görünen o ki, alarm yalnızca yüzeyde değil, derinlerde de çalıyor.
Kaynak: Faselis
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Denizler Isınıyor, Müsilaj Derinleşiyor: 2025 Verileri Alarm Veriyor
Akdeniz ve Marmara Denizi’nden gelen son bilimsel veriler, iklim değişikliğinin deniz ekosistemleri üzerindeki baskısını bir kez daha gözler önüne serdi.
2025 yılında yapılan uzun soluklu ölçümler, deniz suyu sıcaklıklarının artmaya devam ettiğini, özellikle Marmara’da ise oksijensizleşme ve müsilaj tehdidinin sürdüğünü ortaya koydu.
Türkiye İş Bankası tarafından ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü’nün kullanımına sunulan insansız su altı planörü “Deniz Kâşifi”, 2023’ten bu yana Türkiye’nin tüm denizlerinde düzenli veri topluyor. 2025 yılı ölçümleri ise hem kapsam hem de süre bakımından dikkat çekici sonuçlar ortaya çıkardı.
Akdeniz’de 2.100 Kilometrelik İzleme
Deniz Kâşifi, 2025 yılında Akdeniz’de 60 gün boyunca görev yaptı. Bu süre zarfında 2.100 kilometreden fazla yol kat etti ve 900 dalış gerçekleştirdi.
Elde edilen bulgulara göre Doğu Akdeniz, beklenenden çok daha dinamik bir girdap sistemine sahip. Bu girdaplar, taşıdıkları ısı ve besin maddeleriyle denizlerin sıcaklık dengesini düzenleyen kritik yapılar olarak öne çıkıyor.
Özellikle Mersin ve Antalya körfezleri gibi kapalı alanlara taşınan serin ve temiz sular, kirlilik baskısı altındaki bölgeler için adeta doğal bir “havalandırma” işlevi görüyor. Uzmanlara göre bu girdap sistemleri, iklim ve ekosistem dengesi açısından hayati öneme sahip.
Marmara’da En Kapsamlı Müsilaj Ölçümü
2025 yılında Marmara Denizi’nde 30 gün boyunca suda kalan Deniz Kâşifi, 600 kilometrelik rota üzerinde 807 dalış yaparak bugüne kadarki en kapsamlı müsilaj verisini topladı.
Veriler, müsilajın yalnızca yüzeyde değil, denizin derinliklerinde de sürekli üretildiğini ve geniş alanlara yayıldığını gösterdi. Marmara’nın iki tabakalı su yapısı nedeniyle müsilajın akıntılarla su kolonunda nasıl taşındığı ayrıntılı biçimde haritalandı.
Özellikle Tekirdağ-Orta Çukur bölgesinde oluşan bir girdabın, müsilajlı tabakayı yüzeye taşıyarak sistemden daha hızlı uzaklaştırdığı tespit edildi. Bu doğal döngü ilk kez uzun süreli ölçümle bilimsel olarak ortaya kondu.
“Sorun Geçici Değil, Yapısal”
Barış Salihoğlu, 2023’ten bu yana elde edilen verilerin deniz ekosistemlerinde iklim değişikliğine bağlı dönüşümü net biçimde ortaya koyduğunu belirtti.
Salihoğlu, Marmara Denizi’nde müsilajın yüzeyde görünmese bile derin sularda varlığını sürdürdüğünü vurgulayarak, “Marmara’nın fiziksel koşulları sürekli müsilaj üretimine elverişli. Bu tablo, geçici değil kalıcı önlemler gerektiren yapısal bir soruna işaret ediyor” değerlendirmesinde bulundu.
Deniz Ekosistemi Artık Sadece Çevre Meselesi Değil
Suat Sözen ise deniz ekosisteminin yalnızca çevresel değil, ekonomik ve toplumsal boyutları olan bir alan olduğuna dikkat çekti.
2021’de yaşanan müsilaj krizinin denizlerin durumunu kamuoyuna net biçimde gösterdiğini belirten Sözen, denizlerin gıda güvenliği ve ekonomik faaliyetler açısından stratejik önem taşıdığını ifade etti.
Kritik Eşik Aşılıyor mu?
2025 verileri, iki denizde de sıcaklık artışının sürdüğünü ortaya koyarken, Marmara’da oksijen azalması ve müsilaj üretiminin devam etmesi, iklim baskısının derinleştiğine işaret ediyor.
Uzmanlara göre artık mesele yalnızca müsilajın yüzeyde görünüp görünmemesi değil; denizlerin alt katmanlarında yaşanan biyokimyasal değişimlerin kalıcı hale gelme riski.
Bilim dünyası, uzun dönemli izleme çalışmalarının sürdürülmesi ve kalıcı politika adımlarının atılması gerektiği konusunda hemfikir.
Denizler ısınıyor. Ve görünen o ki, alarm yalnızca yüzeyde değil, derinlerde de çalıyor.
Kaynak: Faselis