Ramazan öncesi bakır kapların kalaylanması geleneği artık tarihe karışıyor. Bayburt’ta yıllardır bakırcılık yapan ustalar, mesleğin yok olma noktasına geldiğini söylüyor.
Haber Giriş Tarihi: 16.02.2026 09:39
Haber Güncellenme Tarihi: 16.02.2026 09:39
Muhabir:
İHA
Ramazan ayına sayılı günler kala, bir zamanlar Anadolu’nun birçok şehrinde yaşanan o tanıdık telaş artık görülmüyor. Özellikle Doğu Anadolu’da, iftar sofralarının vazgeçilmez hazırlıkları arasında yer alan bakır kap, tencere ve kazanların kalaylanması geleneği unutulmaya yüz tuttu.
Bayburt’ta uzun yıllardır bakırcılık yapan Yusuf Öztürk, geçmişte Ramazan’dan haftalar önce ciddi bir yoğunluk yaşandığını belirtiyor. Vatandaşların bakır eşyalarını kalaylatmak için sıraya girdiğini anlatan Öztürk, bugün ise bu hareketliliğin neredeyse tamamen ortadan kalktığını ifade ediyor.
“Eskiden Ramazan’a bir ay kala ciddi bir hareketlilik olurdu. Şimdi ise kalay için gelen neredeyse yok. Bakır ve kalayın pahalı olması nedeniyle vatandaş artık tercih etmiyor” diyen Öztürk, artan maliyetlerin ve modern mutfak ürünlerinin bu değişimde belirleyici olduğunu vurguluyor.
Teknolojiye Yenik Düşen Bir Meslek
Paslanmaz çelik, teflon ve granit gibi alternatif ürünlerin yaygınlaşması, bakırcılığı geri plana itti. Öztürk’e göre yalnızca talep azalması değil, ustaların mesleği bırakması da süreci hızlandırdı.
“Bir zamanlar bulunduğumuz bölgede çoğunlukla bakırcı dükkânları vardı. Şimdi imalat neredeyse bitti. Yeni nesil bu işi tercih etmiyor” sözleri, mesleğin geleceğine dair kaygıyı gözler önüne seriyor.
Lezzet Farkı Ama İlgi Yok
Bakır kapta pişen yemeğin lezzetinin farklı olduğunu savunan ustalar, geleneksel yöntemlerin hem sağlık hem de tat açısından avantaj sunduğunu dile getiriyor. Ancak tüketici tercihlerindeki değişim, bu savunmayı ekonomik gerçeklerin gerisinde bırakıyor.
Anadolu’nun yüzlerce yıllık el sanatlarından biri olan bakırcılığın yaşatılması gerektiğini belirten Öztürk, dedesinden babasına, babasından kendisine miras kalan mesleğin son temsilcilerinden biri olduğunu söylüyor:
“Ben son kalem olacağım gibi. Artık işin erbabı yetişmiyor.”
Bir Kültürün Sessiz Vedası
Uzun yıllar Ramazan hazırlıklarının simgesi olan bakır kapların kalaylanması, ustaların ifadesine göre artık geçmişte kalan bir hatıra.
Gerçek şu: Bir gelenek sadece kullanılmadığı için değil, aktarılmadığı için de kaybolur. Eğer yeni kuşaklar bu zanaatlere sahip çıkmazsa, bakırcılık yakın gelecekte yalnızca müzelerde görülen bir sanat haline gelebilir.
Kaynak: İHA
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ramazan’ın bakır geleneği sessizliğe büründü
Ramazan öncesi bakır kapların kalaylanması geleneği artık tarihe karışıyor. Bayburt’ta yıllardır bakırcılık yapan ustalar, mesleğin yok olma noktasına geldiğini söylüyor.
Ramazan ayına sayılı günler kala, bir zamanlar Anadolu’nun birçok şehrinde yaşanan o tanıdık telaş artık görülmüyor. Özellikle Doğu Anadolu’da, iftar sofralarının vazgeçilmez hazırlıkları arasında yer alan bakır kap, tencere ve kazanların kalaylanması geleneği unutulmaya yüz tuttu.
Bayburt’ta uzun yıllardır bakırcılık yapan Yusuf Öztürk, geçmişte Ramazan’dan haftalar önce ciddi bir yoğunluk yaşandığını belirtiyor. Vatandaşların bakır eşyalarını kalaylatmak için sıraya girdiğini anlatan Öztürk, bugün ise bu hareketliliğin neredeyse tamamen ortadan kalktığını ifade ediyor.
“Eskiden Ramazan’a bir ay kala ciddi bir hareketlilik olurdu. Şimdi ise kalay için gelen neredeyse yok. Bakır ve kalayın pahalı olması nedeniyle vatandaş artık tercih etmiyor” diyen Öztürk, artan maliyetlerin ve modern mutfak ürünlerinin bu değişimde belirleyici olduğunu vurguluyor.
Teknolojiye Yenik Düşen Bir Meslek
Paslanmaz çelik, teflon ve granit gibi alternatif ürünlerin yaygınlaşması, bakırcılığı geri plana itti. Öztürk’e göre yalnızca talep azalması değil, ustaların mesleği bırakması da süreci hızlandırdı.
“Bir zamanlar bulunduğumuz bölgede çoğunlukla bakırcı dükkânları vardı. Şimdi imalat neredeyse bitti. Yeni nesil bu işi tercih etmiyor” sözleri, mesleğin geleceğine dair kaygıyı gözler önüne seriyor.
Lezzet Farkı Ama İlgi Yok
Bakır kapta pişen yemeğin lezzetinin farklı olduğunu savunan ustalar, geleneksel yöntemlerin hem sağlık hem de tat açısından avantaj sunduğunu dile getiriyor. Ancak tüketici tercihlerindeki değişim, bu savunmayı ekonomik gerçeklerin gerisinde bırakıyor.
Anadolu’nun yüzlerce yıllık el sanatlarından biri olan bakırcılığın yaşatılması gerektiğini belirten Öztürk, dedesinden babasına, babasından kendisine miras kalan mesleğin son temsilcilerinden biri olduğunu söylüyor:
“Ben son kalem olacağım gibi. Artık işin erbabı yetişmiyor.”
Bir Kültürün Sessiz Vedası
Uzun yıllar Ramazan hazırlıklarının simgesi olan bakır kapların kalaylanması, ustaların ifadesine göre artık geçmişte kalan bir hatıra.
Gerçek şu: Bir gelenek sadece kullanılmadığı için değil, aktarılmadığı için de kaybolur. Eğer yeni kuşaklar bu zanaatlere sahip çıkmazsa, bakırcılık yakın gelecekte yalnızca müzelerde görülen bir sanat haline gelebilir.
Kaynak: İHA