Aynı Bağdan Aynı Lezzet: Asıl Zorluk Nerede Başlıyor?
Aynı Bağdan Aynı Lezzet: Asıl Zorluk Nerede Başlıyor?
Her yıl yeniden üretilen bir gıda ürününün aynı kalması mümkün mü? İklim değişirken, toprak yorulurken, doğa her sezon farklı bir sınav çıkarırken…
Haber Giriş Tarihi: 16.02.2026 22:46
Haber Güncellenme Tarihi: 16.02.2026 22:46
Muhabir:
Faselis
Gıda sektöründe çoğu zaman sonuç konuşuluyor: aroma, tat, kalite. Ancak asıl mesele, bu sonucu yıllar boyunca aynı çizgide tutabilmekte yatıyor.
Saki İçecek Grubu, üretim yaklaşımını tam da bu sorunun üzerine kuruyor. Şirket için üretim süreci fabrikada değil, bağda başlıyor.
Hikâye Fabrikada Değil, Salihli Ovası’nda Başlıyor
Türkiye’nin önemli üzüm havzalarından Manisa’nın Salihli Ovası bölgesinde üretim, takvime göre değil doğanın ritmine göre ilerliyor. Coğrafi işaretli Sultaniye üzümü başta olmak üzere Cabernet Sauvignon, Cabernet Franc, Boğazkere ve Alicante gibi farklı üzüm çeşitleri bu bağ havzasında yetiştiriliyor.
Şirketin üretim modeli, 1.100 dönüm arazi üzerinde 30 üreticiyle yürütülen sözleşmeli tarım sistemine dayanıyor. Bu model yalnızca hasadı değil; bağın hazırlanmasından gübrelemeye, bitki sağlığından hasat zamanlamasına kadar tüm süreci kapsıyor. Amaç, değişen iklim koşullarına rağmen üretimde sürekliliği koruyabilmek.
“İyi Ürün Yapmak Başarıdır, Aynı Çizgide Tutmak Sınavdır”
Saki İçecek Grubu Başkanı Erol Sezer, tarımın her yıl farklı koşullarla ilerlediğine dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yapıyor:
“İyi ürünü yapmak bir başarıdır. Onu yıllar boyunca aynı çizgide tutabilmek ise çok daha büyük bir sınavdır. Bu nedenle üretimi kısa vadeli hedeflerle değil, uzun soluklu ilişkiler üzerine kuruyoruz.”
Bu yaklaşım yalnızca kaliteyi değil, üreticiyle kurulan uzun vadeli bağları ve tarımsal bilgi birikiminin korunmasını da hedefliyor.
Üretimde Romantizm Değil, Süreç Esas
Gıda sektöründe pek çok kavram zamanla teknik anlamından uzaklaşıp anlatıya dönüşebiliyor. Ancak kalıcı kalite; iddialı söylemlerden çok, izlenebilir ve denetlenebilir üretim süreçlerinde ortaya çıkıyor.
Saki’nin yaklaşımı da bu noktada şekilleniyor: Hikâyeden çok sisteme, anlatıdan çok disipline odaklanmak.
Çiftçiyle Tedarik İlişkisi Değil, Yol Arkadaşlığı
Modelin merkezinde çiftçi yer alıyor. Üreticiler yalnızca hammadde sağlayıcısı değil; planlama ve karar süreçlerinin doğal paydaşı olarak konumlandırılıyor. Hasat dönemlerinde yaklaşık 200 mevsimlik işçiyle yürütülen çalışmalar; iş güvenliği, barınma ve dinlenme koşulları gözetilerek planlanıyor.
Bu çerçevede tarım yalnızca ekonomik bir faaliyet değil, sosyal sorumluluk alanı olarak da ele alınıyor.
Enerji ve Teknoloji ile Desteklenen Üretim
Şirket, üretim tesislerinde yenilenebilir enerji kullanımını artırarak çevresel etkiyi azaltmayı hedefliyor. Tarımsal hammaddenin ileri teknolojiyle işlenmesi ise kalite standardının korunmasına katkı sağlıyor. Böylece toprak, emek ve teknoloji aynı üretim zincirinde buluşuyor.
Bir Ürün Değil, Bir Kültür
Bu model, klasik üretim anlayışından farklı bir çerçeve sunuyor. Hedef daha fazla üretmek değil; daha doğru üretmek. Zaman içinde oluşan bu yaklaşım, güveni etiketle değil, süreçle inşa ediyor.
Çünkü gıda sektöründe asıl fark çoğu zaman raftaki üründe değil; o ürünün arkasındaki üretim disiplininde ortaya çıkıyor.
Ve bazen gerçek kalite, yüksek sesle konuşmaz. Yıllar içinde kendini kanıtlar.
Kaynak: Faselis
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Aynı Bağdan Aynı Lezzet: Asıl Zorluk Nerede Başlıyor?
Her yıl yeniden üretilen bir gıda ürününün aynı kalması mümkün mü? İklim değişirken, toprak yorulurken, doğa her sezon farklı bir sınav çıkarırken…
Gıda sektöründe çoğu zaman sonuç konuşuluyor: aroma, tat, kalite. Ancak asıl mesele, bu sonucu yıllar boyunca aynı çizgide tutabilmekte yatıyor.
Saki İçecek Grubu, üretim yaklaşımını tam da bu sorunun üzerine kuruyor. Şirket için üretim süreci fabrikada değil, bağda başlıyor.
Hikâye Fabrikada Değil, Salihli Ovası’nda Başlıyor
Türkiye’nin önemli üzüm havzalarından Manisa’nın Salihli Ovası bölgesinde üretim, takvime göre değil doğanın ritmine göre ilerliyor. Coğrafi işaretli Sultaniye üzümü başta olmak üzere Cabernet Sauvignon, Cabernet Franc, Boğazkere ve Alicante gibi farklı üzüm çeşitleri bu bağ havzasında yetiştiriliyor.
Şirketin üretim modeli, 1.100 dönüm arazi üzerinde 30 üreticiyle yürütülen sözleşmeli tarım sistemine dayanıyor. Bu model yalnızca hasadı değil; bağın hazırlanmasından gübrelemeye, bitki sağlığından hasat zamanlamasına kadar tüm süreci kapsıyor. Amaç, değişen iklim koşullarına rağmen üretimde sürekliliği koruyabilmek.
“İyi Ürün Yapmak Başarıdır, Aynı Çizgide Tutmak Sınavdır”
Saki İçecek Grubu Başkanı Erol Sezer, tarımın her yıl farklı koşullarla ilerlediğine dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yapıyor:
“İyi ürünü yapmak bir başarıdır. Onu yıllar boyunca aynı çizgide tutabilmek ise çok daha büyük bir sınavdır. Bu nedenle üretimi kısa vadeli hedeflerle değil, uzun soluklu ilişkiler üzerine kuruyoruz.”
Bu yaklaşım yalnızca kaliteyi değil, üreticiyle kurulan uzun vadeli bağları ve tarımsal bilgi birikiminin korunmasını da hedefliyor.
Üretimde Romantizm Değil, Süreç Esas
Gıda sektöründe pek çok kavram zamanla teknik anlamından uzaklaşıp anlatıya dönüşebiliyor. Ancak kalıcı kalite; iddialı söylemlerden çok, izlenebilir ve denetlenebilir üretim süreçlerinde ortaya çıkıyor.
Saki’nin yaklaşımı da bu noktada şekilleniyor: Hikâyeden çok sisteme, anlatıdan çok disipline odaklanmak.
Çiftçiyle Tedarik İlişkisi Değil, Yol Arkadaşlığı
Modelin merkezinde çiftçi yer alıyor. Üreticiler yalnızca hammadde sağlayıcısı değil; planlama ve karar süreçlerinin doğal paydaşı olarak konumlandırılıyor. Hasat dönemlerinde yaklaşık 200 mevsimlik işçiyle yürütülen çalışmalar; iş güvenliği, barınma ve dinlenme koşulları gözetilerek planlanıyor.
Bu çerçevede tarım yalnızca ekonomik bir faaliyet değil, sosyal sorumluluk alanı olarak da ele alınıyor.
Enerji ve Teknoloji ile Desteklenen Üretim
Şirket, üretim tesislerinde yenilenebilir enerji kullanımını artırarak çevresel etkiyi azaltmayı hedefliyor. Tarımsal hammaddenin ileri teknolojiyle işlenmesi ise kalite standardının korunmasına katkı sağlıyor. Böylece toprak, emek ve teknoloji aynı üretim zincirinde buluşuyor.
Bir Ürün Değil, Bir Kültür
Bu model, klasik üretim anlayışından farklı bir çerçeve sunuyor. Hedef daha fazla üretmek değil; daha doğru üretmek. Zaman içinde oluşan bu yaklaşım, güveni etiketle değil, süreçle inşa ediyor.
Çünkü gıda sektöründe asıl fark çoğu zaman raftaki üründe değil; o ürünün arkasındaki üretim disiplininde ortaya çıkıyor.
Ve bazen gerçek kalite, yüksek sesle konuşmaz. Yıllar içinde kendini kanıtlar.
Kaynak: Faselis