Alman Sanatçının 37 Yıllık Büyülü Kapadokya Masalı
Alman Sanatçının 37 Yıllık Büyülü Kapadokya Masalı
Turist olarak geldiği Kapadokya'ya aşık olan Alman sanatçı Almut Wegner, 200 yıllık konağında 37 yıldır masal gibi bir hayat sürüyor.
Haber Giriş Tarihi: 25.04.2026 15:00
Haber Güncellenme Tarihi: 25.04.2026 15:00
Muhabir:
Yasin Köz
https://www.haberxr.com/
Turist olarak geldiği Kapadokya'ya aşık olan Alman sanatçı Almut Wegner, 200 yıllık konağında 37 yıldır masal gibi bir hayat sürüyor.
TEYZESİNİN BİR SÖZÜYLE DEĞİŞEN HAYAT
Yıl 1985... Almanya'da dünyaya gelen sanatçı Almut Wegner, teyzesinin "Dünyanın en güzel yeri" diyerek tarif ettiği o gizemli coğrafyayı görmek için yola çıktı. Sadece bir haftalık turist olarak geldiği Kapadokya, peribacalarının rüzgarlı gölgesinde ona yepyeni bir kader çizecekti.
Ülkesine döndüğünde bu büyülü toprakları aklından çıkaramayan Wegner, 1987'deki iki haftalık ikinci tatilinin ardından kesin kararını verdi. 1990 yılında pılısını pırtısını toplayıp, ömrünün geri kalanını geçireceği Kapadokya'ya tamamen yerleşti. O, 37 yıllık bu serüveni şu derin sözlerle özetliyor:
"Kapadokya sadece görülecek değil, hissedilecek ve yaşanacak bir yer. Burada tarihin sesini, toprağın görünümünü ve doğayla kurulan bağı hissediyorsunuz."
200 YILLIK KONAKTA, SADE BİR YAŞAM
Wegner, Uçhisar'ın tarih kokan dar sokaklarında, geçmişte kalabalık ailelerin nefes alıp verdiği 200 yıllık tarihi bir konakta yaşıyor. Bu eski yapının ruhunu koruyarak ailesiyle birlikte küçük bir pansiyon işleten sanatçı, "Bazen duvarların sesini dinliyorum" diyerek mekanla kurduğu o eşsiz bağı vurguluyor.
Kendi elleriyle tasarladığı müzesinde vakit geçiren ve masal gibi bir hayat süren Wegner'in dingin dünyasında şunlar yer alıyor: -Sabahları güne bir şarkıyla başlıyor ve bahçesinde toprakla uğraşarak huzur buluyor. -Gökyüzünü izleyerek resim yapıyor, kitap okuyor ve Türkçe şarkılar mırıldanıyor. -Sokaklarda kurmalı Rus müzik aleti Angor'u çalarak dolaşıyor ve Türk ezgilerini dinliyor. -Klasik viyolonsel çalıyor ve Kapadokya'daki sanat etkinliklerinde sahne alıyor.
"DÜNYADAKİ EN BÜYÜK LÜKS: BASİT YAŞAMAK"
Türkçeyi okul sıralarında değil, aralarına karıştığı o sıcak kanlı insanların hayatı içinde yaşayarak öğrenen Wegner, çocuklarını da bu topraklarda okutmuş. Türk mutfağına ve müziğine hayranlık duyan Alman sanatçı, kendisini bu topraklara bağlayan asıl sırrı ise şu çarpıcı sözlerle dile getiriyor:
"Önce insanlarına, sonra doğasına aşık oldum. Elbette masalların hepsi pembe değil ama buradaki insanların misafirperverliği beni çok etkiledi. Eski ve yeni kültürlerin iç içe olması, insanların o sade ve mutlu hayatı bana ilham verdi. Basit yaşamak istedim, çünkü basit yaşamak dünyadaki en büyük lüks."
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Alman Sanatçının 37 Yıllık Büyülü Kapadokya Masalı
Turist olarak geldiği Kapadokya'ya aşık olan Alman sanatçı Almut Wegner, 200 yıllık konağında 37 yıldır masal gibi bir hayat sürüyor.
Turist olarak geldiği Kapadokya'ya aşık olan Alman sanatçı Almut Wegner, 200 yıllık konağında 37 yıldır masal gibi bir hayat sürüyor.
TEYZESİNİN BİR SÖZÜYLE DEĞİŞEN HAYAT
Yıl 1985... Almanya'da dünyaya gelen sanatçı Almut Wegner, teyzesinin "Dünyanın en güzel yeri" diyerek tarif ettiği o gizemli coğrafyayı görmek için yola çıktı. Sadece bir haftalık turist olarak geldiği Kapadokya, peribacalarının rüzgarlı gölgesinde ona yepyeni bir kader çizecekti.
Ülkesine döndüğünde bu büyülü toprakları aklından çıkaramayan Wegner, 1987'deki iki haftalık ikinci tatilinin ardından kesin kararını verdi. 1990 yılında pılısını pırtısını toplayıp, ömrünün geri kalanını geçireceği Kapadokya'ya tamamen yerleşti. O, 37 yıllık bu serüveni şu derin sözlerle özetliyor:
200 YILLIK KONAKTA, SADE BİR YAŞAM
Wegner, Uçhisar'ın tarih kokan dar sokaklarında, geçmişte kalabalık ailelerin nefes alıp verdiği 200 yıllık tarihi bir konakta yaşıyor. Bu eski yapının ruhunu koruyarak ailesiyle birlikte küçük bir pansiyon işleten sanatçı, "Bazen duvarların sesini dinliyorum" diyerek mekanla kurduğu o eşsiz bağı vurguluyor.
Kendi elleriyle tasarladığı müzesinde vakit geçiren ve masal gibi bir hayat süren Wegner'in dingin dünyasında şunlar yer alıyor: -Sabahları güne bir şarkıyla başlıyor ve bahçesinde toprakla uğraşarak huzur buluyor. -Gökyüzünü izleyerek resim yapıyor, kitap okuyor ve Türkçe şarkılar mırıldanıyor. -Sokaklarda kurmalı Rus müzik aleti Angor'u çalarak dolaşıyor ve Türk ezgilerini dinliyor. -Klasik viyolonsel çalıyor ve Kapadokya'daki sanat etkinliklerinde sahne alıyor.
"DÜNYADAKİ EN BÜYÜK LÜKS: BASİT YAŞAMAK"
Türkçeyi okul sıralarında değil, aralarına karıştığı o sıcak kanlı insanların hayatı içinde yaşayarak öğrenen Wegner, çocuklarını da bu topraklarda okutmuş. Türk mutfağına ve müziğine hayranlık duyan Alman sanatçı, kendisini bu topraklara bağlayan asıl sırrı ise şu çarpıcı sözlerle dile getiriyor:
"Önce insanlarına, sonra doğasına aşık oldum. Elbette masalların hepsi pembe değil ama buradaki insanların misafirperverliği beni çok etkiledi. Eski ve yeni kültürlerin iç içe olması, insanların o sade ve mutlu hayatı bana ilham verdi. Basit yaşamak istedim, çünkü basit yaşamak dünyadaki en büyük lüks."
ÇOK OKUNAN