Prof. Dr. Erol: "Bel ağrılarının büyük kısmı bel fıtığından değil, mekanik bel ağrısından kaynaklıdır"
Prof. Dr. Erol: "Bel ağrılarının büyük kısmı bel fıtığından değil, mekanik bel ağrısından kaynaklıdır"
Fırat Üniversitesi Hastanesi’nden Prof. Dr. Fatih Serhat Erol, bel ağrılarının çoğunun bel fıtığından değil mekanik nedenlerden kaynaklandığını söyledi.
Haber Giriş Tarihi: 12.02.2026 17:31
Haber Güncellenme Tarihi: 12.02.2026 17:31
Muhabir:
Saliha Kara
Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fatih Serhat Erol, bel fıtığı ve bel ağrıları hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Erol, toplumda sık görülen bel ağrılarının büyük bölümünün bel fıtığından değil, mekanik bel ağrısından kaynaklandığını belirtti.
Beyin ve sinir cerrahisi pratiğinde omurga hastalarının önemli bir yer tuttuğunu ifade eden Prof. Dr. Erol, boyun ve sırt omurlarının yanı sıra en sık bel bölgesine ilişkin sorunlarla karşılaştıklarını söyledi. Bel fıtığının önemli bir hastalık olduğunu vurgulayan Erol, her bel ağrısının fıtık anlamına gelmediğinin altını çizdi.
Mekanik bel ağrısının kaslar, eklemler, iskelet sistemi ve bu yapıları birbirine bağlayan bağların uzun süreli zorlanması sonucu ortaya çıktığını kaydeden Erol, bu durumun hastalarda şiddetli ağrıya yol açabildiğini belirtti. Ancak mekanik bel ağrısının bel fıtığı ile karıştırılmaması gerektiğini ifade eden Erol, mekanik ağrıların bel fıtığına kıyasla çok daha sık görüldüğünü dile getirdi.
Prof. Dr. Erol ayrıca omurilik kanal darlığına da dikkat çekti. Dejeneratif süreçler sonucunda omurilik kanalında ve sinir köklerinin geçtiği kemik kanallarda daralma ve kireçlenme meydana geldiğini belirten Erol, bu durumun omurilik ve sinir köklerinde sıkışmaya neden olabildiğini söyledi.
Omurilik kanal darlığı bulunan hastaların ayakta dururken ya da yürürken bel, kalça ve bacaklara yayılan şiddetli ağrılar hissettiğini aktaran Erol, yürüyüş mesafesi arttıkça hastaların oturup dinlenme ihtiyacı duyduğunu ifade etti.
Tedavi sürecinin doğru tanıya göre belirlendiğini vurgulayan Erol, bel ve bacak ağrısı şikâyeti olan hastaların mutlaka bir beyin ve sinir cerrahisi uzmanına başvurması gerektiğini söyledi. Hastaların şikâyetlerinin dinlenmesi, gerekli muayene ve tetkiklerin yapılmasının ardından hastalıkların birbirinden ayırt edilebildiğini ve buna uygun tedavi planının oluşturulduğunu belirtti.
Editörün Notu
Bel ağrısı, toplumda en sık görülen sağlık sorunlarından biri. Ancak “her bel ağrısı fıtık” algısı, gereksiz endişe ve yanlış tedavi süreçlerine yol açabiliyor. Prof. Dr. Erol’un dikkat çektiği mekanik bel ağrısı gerçeği, doğru tanının ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Özellikle uzun süreli masa başı çalışma, ağır kaldırma ya da yanlış postür gibi nedenler mekanik ağrıları tetikleyebiliyor. Omurilik kanal darlığı gibi daha ciddi tablolar ise farklı belirtilerle kendini gösteriyor. Bu nedenle internetten edinilen bilgiler yerine uzman değerlendirmesi esas alınmalı. Doğru teşhis, hem gereksiz müdahalelerin önüne geçer hem de kalıcı çözümün kapısını aralar.
Kaynak: İHA
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Prof. Dr. Erol: "Bel ağrılarının büyük kısmı bel fıtığından değil, mekanik bel ağrısından kaynaklıdır"
Fırat Üniversitesi Hastanesi’nden Prof. Dr. Fatih Serhat Erol, bel ağrılarının çoğunun bel fıtığından değil mekanik nedenlerden kaynaklandığını söyledi.
Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fatih Serhat Erol, bel fıtığı ve bel ağrıları hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Erol, toplumda sık görülen bel ağrılarının büyük bölümünün bel fıtığından değil, mekanik bel ağrısından kaynaklandığını belirtti.
Beyin ve sinir cerrahisi pratiğinde omurga hastalarının önemli bir yer tuttuğunu ifade eden Prof. Dr. Erol, boyun ve sırt omurlarının yanı sıra en sık bel bölgesine ilişkin sorunlarla karşılaştıklarını söyledi. Bel fıtığının önemli bir hastalık olduğunu vurgulayan Erol, her bel ağrısının fıtık anlamına gelmediğinin altını çizdi.
Mekanik bel ağrısının kaslar, eklemler, iskelet sistemi ve bu yapıları birbirine bağlayan bağların uzun süreli zorlanması sonucu ortaya çıktığını kaydeden Erol, bu durumun hastalarda şiddetli ağrıya yol açabildiğini belirtti. Ancak mekanik bel ağrısının bel fıtığı ile karıştırılmaması gerektiğini ifade eden Erol, mekanik ağrıların bel fıtığına kıyasla çok daha sık görüldüğünü dile getirdi.
Prof. Dr. Erol ayrıca omurilik kanal darlığına da dikkat çekti. Dejeneratif süreçler sonucunda omurilik kanalında ve sinir köklerinin geçtiği kemik kanallarda daralma ve kireçlenme meydana geldiğini belirten Erol, bu durumun omurilik ve sinir köklerinde sıkışmaya neden olabildiğini söyledi.
Omurilik kanal darlığı bulunan hastaların ayakta dururken ya da yürürken bel, kalça ve bacaklara yayılan şiddetli ağrılar hissettiğini aktaran Erol, yürüyüş mesafesi arttıkça hastaların oturup dinlenme ihtiyacı duyduğunu ifade etti.
Tedavi sürecinin doğru tanıya göre belirlendiğini vurgulayan Erol, bel ve bacak ağrısı şikâyeti olan hastaların mutlaka bir beyin ve sinir cerrahisi uzmanına başvurması gerektiğini söyledi. Hastaların şikâyetlerinin dinlenmesi, gerekli muayene ve tetkiklerin yapılmasının ardından hastalıkların birbirinden ayırt edilebildiğini ve buna uygun tedavi planının oluşturulduğunu belirtti.
Editörün Notu
Bel ağrısı, toplumda en sık görülen sağlık sorunlarından biri. Ancak “her bel ağrısı fıtık” algısı, gereksiz endişe ve yanlış tedavi süreçlerine yol açabiliyor. Prof. Dr. Erol’un dikkat çektiği mekanik bel ağrısı gerçeği, doğru tanının ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Özellikle uzun süreli masa başı çalışma, ağır kaldırma ya da yanlış postür gibi nedenler mekanik ağrıları tetikleyebiliyor. Omurilik kanal darlığı gibi daha ciddi tablolar ise farklı belirtilerle kendini gösteriyor. Bu nedenle internetten edinilen bilgiler yerine uzman değerlendirmesi esas alınmalı. Doğru teşhis, hem gereksiz müdahalelerin önüne geçer hem de kalıcı çözümün kapısını aralar.
Kaynak: İHA