Prof. Dr. Çetinkünar: “Cerrahi, Diyabet ve Hipertansiyonda Etkili”

Obezite cerrahisinin yalnızca kilo vermek için değil, diyabet ve kalp hastalıkları gibi ciddi sorunların kontrolünde de etkili olduğunu belirten uzmanlar, ameliyat kararının kişiye özel verilmesi gerektiğini vurguluyor.

Haber Giriş Tarihi: 27.02.2026 05:34
Haber Güncellenme Tarihi: 27.02.2026 05:34
Muhabir: Saliha Kara
Prof. Dr. Çetinkünar: “Cerrahi, Diyabet ve Hipertansiyonda Etkili”

Acıbadem Adana Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Süleyman Çetinkünar, obezite cerrahisinin yalnızca estetik ya da kilo kaybı amacı taşımadığını, obeziteye bağlı hastalıkların tedavisinde de bilimsel olarak kanıtlanmış güçlü bir yöntem olduğunu söyledi.

Çetinkünar, obezitenin diyabet, hipertansiyon, kalp hastalıkları ve uyku apnesi gibi ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırladığını belirterek, “Bariatrik cerrahi, diyet ve ilaç tedavisinden yeterli fayda görmeyen hastalar için önemli bir seçenektir” dedi.

En Sık Tercih: Tüp Mide

Günümüzde en yaygın uygulanan yöntemin tüp mide ameliyatı olduğunu belirten Çetinkünar, bu operasyonda midenin büyük bir bölümünün çıkarılarak tüp şeklinde yeniden yapılandırıldığını anlattı.

Açlık hissi azalıyor

Daha erken doyma sağlanıyor

İlk iki yılda toplam vücut ağırlığının yüzde 25–30’u kaybedilebiliyor

Bağırsaklara ek bağlantı yapılmadığı için vitamin-mineral eksikliğinin daha düşük görüldüğünü ifade eden Çetinkünar, bazı hastalarda reflü şikayetlerinin artabileceğini de ekledi.

Diyabette Güçlü Etki: Gastrik Bypass

Roux-en-Y gastrik bypass yönteminin hem mide hacmini küçülttüğünü hem de emilimi azalttığını belirten uzman isim, bu yöntemle iki yıl içinde yüzde 30–35 oranında kilo kaybı sağlanabileceğini söyledi.

Özellikle tip 2 diyabet ve şiddetli reflü hastalarında etkili bir seçenek olduğunu vurguladı.

Mini gastrik bypass yönteminde ise ameliyat süresinin daha kısa olduğunu ancak vitamin ve protein takibinin düzenli yapılması gerektiğini belirtti.

İleri Obezitede SADI-S

Tüp mide ile bağırsak bypassının birlikte uygulandığı SADI-S yönteminin, ileri derecede obez ve diyabeti kontrol altına alınamayan hastalarda tercih edildiğini söyleyen Çetinkünar, bu yöntemde iki yıl içinde yüzde 35–40 oranında kilo kaybının mümkün olduğunu ifade etti.

Ancak bu yöntemde düzenli vitamin takibinin şart olduğunu vurguladı.

“Ameliyat Sihirli Çözüm Değil”

Çetinkünar, obezite cerrahisinde tek bir doğru yöntem olmadığını belirterek şu kriterlerin dikkate alındığını söyledi:

Vücut kitle indeksi

Diyabet varlığı

Reflü şikayetleri

Beslenme alışkanlıkları

Hastanın beklentileri

Ameliyatların günümüzde kapalı (laparoskopik) ve robotik yöntemlerle gerçekleştirilebildiğini ifade eden uzman, başarının anahtarının doğru hasta seçimi ve ameliyat sonrası yaşam tarzı değişikliği olduğunu vurguladı.

“Ameliyat bir başlangıçtır. Kalıcı başarı için disiplinli takip ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları şarttır” dedi.

Kaynak: İHA

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.