İzmir'de Tarım Arazileri Risk Altında: Yağmur Suyu Depolanmalı

İzmir'de yağışlar %65 arttı. ZMO Başkanı Çakıcı, suyun depolanmaması halinde yazın kuraklık riskinin devam edeceği uyarısında bulundu.

Haber Giriş Tarihi: 08.02.2026 17:32
Haber Güncellenme Tarihi: 08.02.2026 17:32
Muhabir: Yasin Köz
İzmir'de Tarım Arazileri Risk Altında: Yağmur Suyu Depolanmalı

Türkiye'nin en önemli tarımsal üretim merkezlerinden biri olan İzmir, iklim değişikliğinin sert yüzüyle mücadele ediyor. Yaz aylarında kavurucu sıcaklık ve kuraklıkla boğuşan kent, kış aylarında ise aniden bastıran ve afet boyutuna ulaşan sağanak yağışların etkisi altında.

Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) İzmir Şube Başkanı Hakan Çakıcı, Ocak ayı verilerini ve Şubat ayının ilk haftasında yaşanan tabloyu değerlendirdi. Verilere göre, geçen yıl Ocak ayında metrekareye 134,8 kilogram yağış düşerken, 2026 yılı Ocak ayında bu rakam yüzde 65 artarak 223,7 kilograma yükseldi. Ancak bu artış, doğru yönetilmezse tarım için bir kurtuluş değil, kayıp anlamına geliyor.

"Yıllık Yağışın Dörtte Biri Bir Haftada Yağdı"

Hakan Çakıcı, yağış rejimindeki dengesizliğe dikkat çekerek, suyun muhafaza edilmesinin hayati önem taşıdığını vurguladı. Çakıcı, "İzmir'de yıl boyu ihtiyaç duyulan toplam yağışın neredeyse 4'te 1'i sadece bir haftada yağıyor. Eğer biz bu suyu barajlarda veya göletlerde tutamazsak, su akıp gidecek ve kalan günlerde kuraklığı yaşamaya devam edeceğiz" dedi.

Verimli Toprak Denize Akıyor

Şiddetli yağışların tarım arazilerinde iki büyük tahribata yol açtığı belirtiliyor:

Erozyon: Eğimli arazilerde su hızla aktığı için toprağın en verimli olan üst tabakasını (kaymak tabakasını) sıyırıp götürüyor. Bu toprak barajlara, göllere veya denize dökülerek tarım alanını verimsizleştiriyor.

Göllenme: Özellikle Selçuk ve Menemen gibi düz ovalarda, drenaj kanallarının yetersizliği nedeniyle tarlalar su altında kalıyor, ekili ürünler çürüyor.

"Doğal Drenajı Bozduk"

ZMO Başkanı Çakıcı, sel ve su baskınlarının sadece yağış miktarıyla ilgili olmadığını, insan müdahalesinin de etkili olduğunu belirtti. Yapılaşma, maden sahaları ve hatalı yol çalışmaları nedeniyle doğanın suyu emme kapasitesinin (doğal drenaj) bozulduğunu ifade eden Çakıcı, "Eskiden orman alanları suyu tutar, yavaşlatır ve yer altı sularını beslerdi. Şimdi çıplak kalan arazilerde su, freni patlamış kamyon gibi dere yataklarına akıyor" diye konuştu.

Çözüm: Küçük Ölçekli Göletler

Uzmanlara göre çözüm, yağan her damla yağmuru yerinde tutmaktan geçiyor. Büyük barajların yanı sıra, tarımsal sulamada kullanılmak üzere bölgesel ve küçük ölçekli göletlerin (yağmur suyu hasadı) hızla artırılması gerekiyor. Aksi takdirde, kışın sel ile mücadele eden İzmirli çiftçi, yazın yine susuzlukla sınanacak.

Editörün Notu: "Eskilerin 'Nisan yağmuru altın, Mart yağmuru gümüş' demesi boşuna değildi; yağmurun yavaş ve sindire sindire yağanı makbuldür. Şu an yaşadığımız 'betona çarpan su' etkisi. Şehirleşme ve yanlış arazi kullanımı yüzünden toprak suyu sünger gibi ememiyor. İzmir'de 200 kg yağış düşmesi kağıt üzerinde harika görünse de, o suyun %80'i denize dökülüyorsa, barajlarımız dolmuyor demektir. Çiftçinin yazın kuyusunda su bulabilmesi için, kışın yağan suyun yeraltına sızmasına izin vermeliyiz."

Kaynak: DHA

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.