Süphan Dağı Eteklerinde Kar Esareti: Besicilerin Zorlu Kış Mesaisi

Bitlis’in Adilcevaz ilçesinde, Türkiye’nin en yüksek rakımlı köylerinden biri olan Kışkılı’da besiciler, uzayan kış şartları ve artan maliyetlerle mücadele ediyor.

Haber Giriş Tarihi: 23.02.2026 04:00
Haber Güncellenme Tarihi: 23.02.2026 04:00
Muhabir: Yasin Köz
Süphan Dağı Eteklerinde Kar Esareti: Besicilerin Zorlu Kış Mesaisi

Türkiye’nin üçüncü en yüksek noktası olan Süphan Dağı’nın gölgesinde yaşam, kış aylarında bambaşka bir boyuta ulaşıyor. Bitlis'in Adilcevaz ilçesine bağlı Kışkılı köyünde yaşayan vatandaşlar, dondurucu soğuklar ve aylarca yerden kalkmayan kar örtüsü altında hayvancılık faaliyetlerini sürdürmeye çalışıyor. Bölgenin zorlu coğrafi yapısı ve sert iklimi, özellikle küçükbaş hayvancılıkla geçinen köylülerin omuzlarındaki yükü her geçen gün daha da ağırlaştırıyor.

MERAYA ÇIKIŞ SÜRESİ KISALDI

Küresel iklim değişikliğinin etkilerinin en sert hissedildiği yüksek rakımlı bölgelerde, kış mevsimi artık çok daha uzun sürüyor. Kışkılı köyünde meraların karla kaplı kaldığı sürenin uzaması, hayvanların dışarıda otlama imkanını elinden alıyor. İlkbaharın her geçen yıl daha geç gelmesi ve tam "bahar geldi" denildiği anda bastıran ani kar yağışları, meralardaki ot verimini düşürürken besicileri çaresiz bırakıyor. Hayvanların doğal yollarla beslenememesi, ek yem maliyetlerini de beraberinde getiriyor.

"ESKİDEN NİSAN'DA YAYLAYA ÇIKARDIK"

Köy sakinlerinden Ertuğrul Yoldaşçı, değişen doğa şartlarının hayvancılık üzerindeki etkisini çarpıcı sözlerle özetliyor. Yoldaşçı, "Eskiden nisan ayı geldiğinde hayvanlarımızı yaylaya çıkardık, şimdi mayıs ayını buluyor. Bu da hayvanı içeride, yani ağılda daha uzun süre beslemek zorunda kaldığımız anlamına geliyor. Ot ve saman dayanmıyor, doğa şartları bizi çok zorluyor" dedi. Hayvanların kapalı alanlarda kalma süresinin uzaması, hem maliyetleri artırıyor hem de hayvan sağlığını olumsuz etkiliyor.

SÜPHAN DAĞI'NIN BEYAZ NÖBETİ

Doğal beslenme yollarının kapanmasıyla birlikte köylüler, kış boyunca biriktirdikleri yem stoklarını büyük bir titizlikle kullanmak zorunda kalıyor. Süphan Dağı’nın eteklerindeki bu beyaz nöbet, sadece bir geçim mücadelesi değil, aynı zamanda köklü bir hayvancılık kültürünün de ayakta kalma çabası olarak görülüyor. Besiciler, şartlar ne kadar ağır olursa olsun atalarından kalan bu mesleği sürdürmeye kararlı ancak iklimin değişkenliği geleceğe dair kaygılarını artırıyor.

Editör Notu

Ertuğrul Yoldaşçı’nın "Nisan’dan Mayıs’a sarkan yayla vakti" ifadesi, aslında tarım ve hayvancılıktaki sessiz krizin en net göstergesi. 4 bin metrelik Süphan Dağı’nın yamacında, metrelerce karın altında rızkını arayan bu insanlar, kentin konforlu hayatında unuttuğumuz o "gerçek" mücadeleyi veriyorlar. Merada kalma süresinin kısalması sadece bir takvim değişikliği değil, süt veriminden kuzu sağlığına kadar tüm zinciri etkileyen ekonomik bir darbedir. Adilcevazlı besicilerimizin bu onurlu mücadelesine daha fazla destek verilmesi şart.

Süphan Dağı eteklerindeki bu çetin yaşam şartları hakkında ne düşünüyorsunuz? Yüksek rakımlı köylerde hayvancılığın sürdürülebilirliği için sizce neler yapılmalı? Yorumlarınızı bekliyoruz.

Kaynak: İHA

ÇOK OKUNAN

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.