Rüzgâr enerjisinde izin süreçlerindeki iyileştirmelerle yatırımların sahaya iniş süresinin 5,4 yıldan 15–18 aya kadar düşmesi mümkün görünüyor. 2026’da devreye alma performansı sektörün ana gündemi olacak.
Haber Giriş Tarihi: 22.02.2026 23:15
Haber Güncellenme Tarihi: 22.02.2026 23:15
Muhabir:
Saliha Kara
Yenilenebilir enerji yatırımlarında rüzgâr projeleri, proje stokunun yatırıma dönüşme hızı açısından öne çıkıyor. Özellikle izin süreçlerini tamamlamış ve uzun süredir hazırlığı yapılan projelerin 2026 itibarıyla sahada karşılık bulması bekleniyor.
Sektörde ortalama 5,4 yıl olan yatırıma geçiş süresinin, son dönemde yapılan düzenlemeler ve sadeleştirme adımlarıyla orta vadede 15–18 ay bandına çekilebileceği değerlendiriliyor. 2025 ve 2026’nın ilk çeyreği, izin süreçleri açısından bugüne kadarki en yapıcı dönemlerden biri olarak görülüyor.
2035 Hedefi: 120 Bin MW
ARI-ES Enerji, 2026 beklentilerini Türkiye’nin 2035 yenilenebilir enerji hedefleri doğrultusunda şekillendiriyor. Türkiye’nin rüzgâr ve güneş enerjisinde toplam 120 bin MW kurulu güce ulaşma hedefi, her yıl ortalama 7,5–8 bin MW yeni kapasitenin devreye alınmasını gerektiriyor.
Şirketin yürüttüğü çalışmalar kapsamında:
15.000 MW işletmedeki
25.000 MW izin süreçlerindeki
toplam 40.000 MW’lık portföyün yaklaşık 10.000 MW’lık bölümünde aktif proje geliştirme süreçleri yürütülüyor. Bu portföyün önemli kısmını rüzgâr projeleri oluşturuyor.
“Tek Bir Megavatı Bile Kaybetme Lüksümüz Yok”
ARI-ES Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı, Türkiye’de rüzgâr enerjisinde ciddi bir proje birikimi oluştuğunu belirterek şunları söyledi:
“Bugün yaklaşık 15 bin MW seviyesindeki kurulu güç, güçlü bir ekosisteme işaret ediyor. Ancak bu birikimin gerçek karşılığı, projelerin sahaya ne kadar hızlı ve sağlıklı taşındığıyla ölçülecek. Rüzgâr projelerinde yatırıma geçiş sürelerinin kısaltılması ve tek bir megavatın bile sahada kaybedilmemesi kritik önemde.”
Arıcı’ya göre önümüzdeki dönemde yalnızca yeni proje geliştirmek değil; devreye alma aşamalarının etkin yönetimi, zaman planlaması ve uygulama kalitesi belirleyici olacak.
Kritik Dönem: 2026
2026 itibarıyla izin süreçlerini tamamlamış projelerin sahaya taşınması beklenirken, devreye alma performansı sektörün ana gündem maddesi haline geliyor. Mevcut proje stokunun fiili yatırıma dönüşmesi, yatırım iştahının korunması açısından stratejik önem taşıyor.
Özetle; hedef net, kapasite ihtiyacı büyük ve zaman baskısı artıyor. Bundan sonraki başarı, projelerin kağıt üzerinde değil, sahada ne kadar hızlı ve disiplinli hayata geçirileceğiyle ölçülecek.
Kaynak: Faselis
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Rüzgârda 5,4 Yıl 18 Aya Düşebilir mi?
Rüzgâr enerjisinde izin süreçlerindeki iyileştirmelerle yatırımların sahaya iniş süresinin 5,4 yıldan 15–18 aya kadar düşmesi mümkün görünüyor. 2026’da devreye alma performansı sektörün ana gündemi olacak.
Yenilenebilir enerji yatırımlarında rüzgâr projeleri, proje stokunun yatırıma dönüşme hızı açısından öne çıkıyor. Özellikle izin süreçlerini tamamlamış ve uzun süredir hazırlığı yapılan projelerin 2026 itibarıyla sahada karşılık bulması bekleniyor.
Sektörde ortalama 5,4 yıl olan yatırıma geçiş süresinin, son dönemde yapılan düzenlemeler ve sadeleştirme adımlarıyla orta vadede 15–18 ay bandına çekilebileceği değerlendiriliyor. 2025 ve 2026’nın ilk çeyreği, izin süreçleri açısından bugüne kadarki en yapıcı dönemlerden biri olarak görülüyor.
2035 Hedefi: 120 Bin MW
ARI-ES Enerji, 2026 beklentilerini Türkiye’nin 2035 yenilenebilir enerji hedefleri doğrultusunda şekillendiriyor. Türkiye’nin rüzgâr ve güneş enerjisinde toplam 120 bin MW kurulu güce ulaşma hedefi, her yıl ortalama 7,5–8 bin MW yeni kapasitenin devreye alınmasını gerektiriyor.
Şirketin yürüttüğü çalışmalar kapsamında:
15.000 MW işletmedeki
25.000 MW izin süreçlerindeki
toplam 40.000 MW’lık portföyün yaklaşık 10.000 MW’lık bölümünde aktif proje geliştirme süreçleri yürütülüyor. Bu portföyün önemli kısmını rüzgâr projeleri oluşturuyor.
“Tek Bir Megavatı Bile Kaybetme Lüksümüz Yok”
ARI-ES Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı, Türkiye’de rüzgâr enerjisinde ciddi bir proje birikimi oluştuğunu belirterek şunları söyledi:
Arıcı’ya göre önümüzdeki dönemde yalnızca yeni proje geliştirmek değil; devreye alma aşamalarının etkin yönetimi, zaman planlaması ve uygulama kalitesi belirleyici olacak.
Kritik Dönem: 2026
2026 itibarıyla izin süreçlerini tamamlamış projelerin sahaya taşınması beklenirken, devreye alma performansı sektörün ana gündem maddesi haline geliyor. Mevcut proje stokunun fiili yatırıma dönüşmesi, yatırım iştahının korunması açısından stratejik önem taşıyor.
Özetle; hedef net, kapasite ihtiyacı büyük ve zaman baskısı artıyor. Bundan sonraki başarı, projelerin kağıt üzerinde değil, sahada ne kadar hızlı ve disiplinli hayata geçirileceğiyle ölçülecek.
Kaynak: Faselis