Uzmanlar, deyimlerin yanlış kullanımının yalnızca bir dil hatası değil, kültürel ve zihinsel bir kayıp olduğunu belirtiyor. Dijital ortamlar hataları hızla yaygınlaştırıyor.
Haber Giriş Tarihi: 20.02.2026 06:32
Haber Güncellenme Tarihi: 20.02.2026 06:32
Muhabir:
Saliha Kara
Üsküdar Üniversitesi Türkçe Öğretim Uygulama ve Araştırma Merkezi (ÜSTÖMER) Müdürü Selçuk Duman, deyimlerin yanlış kullanımının kültürel hafızada ciddi bir aşınmaya yol açtığını söyledi.
Duman’a göre deyimler, Türkçede “az sözle çok şey anlatma” sanatının en güçlü araçlarından biri. Yüzyılların tecrübesi, hayat görüşü ve toplumsal hafızası deyimler aracılığıyla bugüne taşınıyor. Bu nedenle deyimlerdeki bozulma yalnızca bir telaffuz ya da anlam kayması değil; tarihsel bağın kopması anlamına geliyor.
“Dilimizde deyimler omurga görevi görüyor”
Deyimlerin mecaz ve benzetme gücüyle dilin omurgasını oluşturduğunu belirten Duman, karmaşık bir ruh halinin ya da sosyal durumun iki-üç kelimeyle özetlenebilmesinin Türkçenin ifade zenginliğini gösterdiğini ifade etti.
Duman, “Deyimleri bozduğunuzda, o deyimin arkasındaki hikâyeyi ve kültürel kodu da silmiş olursunuz. Bu, basit bir dil hatası değildir” dedi.
Yanlış bilinen deyimler
Günlük dilde sıkça yapılan bazı hatalara da dikkat çeken Duman, şu örnekleri verdi:
“Göz var nizam var” değil, “Göz var izan var”
“Zürafanın düşkünü…” değil, “Zürefanın düşkünü…”
“Aptala malum olur” değil, “Abdala malum olur”
Bu tür yanlışların ses benzerliğinden kaynaklandığını belirten Duman, anlamı bilinmeden yapılan tekrarların zamanla doğruyu gölgede bıraktığını söyledi.
“Bu doğal değişim değil, yozlaşma”
Dilde doğal değişim olabileceğini ancak deyimlerin bozulmasının çoğu zaman bilgisizlikten kaynaklandığını vurgulayan Duman, sosyal medyanın bu süreci hızlandırdığını ifade etti.
“Dijital ortam, adeta bir ‘galat-ı meşhur’ üretim fabrikası gibi çalışıyor” diyen Duman, sosyal medyada yaygınlaşan yanlışların kısa sürede doğruymuş gibi algılanabildiğini belirtti.
Gençler mecaz dünyasından uzaklaşıyor
Genç kuşağın deyimlerle kurduğu ilişkinin zayıfladığına dikkat çeken Duman, gençlerin daha çok düz ve doğrudan ifadeleri tercih ettiğini söyledi. Emojiler ve küresel kalıp ifadelerin deyimlerin yerini almaya başladığını belirten Duman, bu durumun Türkçenin çağrışım dünyasını daralttığını kaydetti.
“Deyimler Türkçenin tadı tuzu”
Deyimlerin Türkçenin kimliğini oluşturan temel unsurlardan biri olduğunu vurgulayan Duman, bir dilin yalnızca gramer kurallarıyla ayakta kalamayacağını söyledi. Ona göre dili canlı, renkli ve özgün kılan şey deyimler.
Uzmanlar, deyimlerin doğru öğrenilmesi, öğretilmesi ve günlük hayatta bilinçli şekilde kullanılması gerektiğini vurguluyor. Aksi halde, Türkçenin kültürel hafızasında geri dönüşü zor kayıplar yaşanabileceği belirtiliyor.
Kaynak: Faselis
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Deyimler Sessizce Yok mu Oluyor?
Uzmanlar, deyimlerin yanlış kullanımının yalnızca bir dil hatası değil, kültürel ve zihinsel bir kayıp olduğunu belirtiyor. Dijital ortamlar hataları hızla yaygınlaştırıyor.
Üsküdar Üniversitesi Türkçe Öğretim Uygulama ve Araştırma Merkezi (ÜSTÖMER) Müdürü Selçuk Duman, deyimlerin yanlış kullanımının kültürel hafızada ciddi bir aşınmaya yol açtığını söyledi.
Duman’a göre deyimler, Türkçede “az sözle çok şey anlatma” sanatının en güçlü araçlarından biri. Yüzyılların tecrübesi, hayat görüşü ve toplumsal hafızası deyimler aracılığıyla bugüne taşınıyor. Bu nedenle deyimlerdeki bozulma yalnızca bir telaffuz ya da anlam kayması değil; tarihsel bağın kopması anlamına geliyor.
“Dilimizde deyimler omurga görevi görüyor”
Deyimlerin mecaz ve benzetme gücüyle dilin omurgasını oluşturduğunu belirten Duman, karmaşık bir ruh halinin ya da sosyal durumun iki-üç kelimeyle özetlenebilmesinin Türkçenin ifade zenginliğini gösterdiğini ifade etti.
Duman, “Deyimleri bozduğunuzda, o deyimin arkasındaki hikâyeyi ve kültürel kodu da silmiş olursunuz. Bu, basit bir dil hatası değildir” dedi.
Yanlış bilinen deyimler
Günlük dilde sıkça yapılan bazı hatalara da dikkat çeken Duman, şu örnekleri verdi:
“Göz var nizam var” değil, “Göz var izan var”
“Zürafanın düşkünü…” değil, “Zürefanın düşkünü…”
“Aptala malum olur” değil, “Abdala malum olur”
Bu tür yanlışların ses benzerliğinden kaynaklandığını belirten Duman, anlamı bilinmeden yapılan tekrarların zamanla doğruyu gölgede bıraktığını söyledi.
“Bu doğal değişim değil, yozlaşma”
Dilde doğal değişim olabileceğini ancak deyimlerin bozulmasının çoğu zaman bilgisizlikten kaynaklandığını vurgulayan Duman, sosyal medyanın bu süreci hızlandırdığını ifade etti.
“Dijital ortam, adeta bir ‘galat-ı meşhur’ üretim fabrikası gibi çalışıyor” diyen Duman, sosyal medyada yaygınlaşan yanlışların kısa sürede doğruymuş gibi algılanabildiğini belirtti.
Gençler mecaz dünyasından uzaklaşıyor
Genç kuşağın deyimlerle kurduğu ilişkinin zayıfladığına dikkat çeken Duman, gençlerin daha çok düz ve doğrudan ifadeleri tercih ettiğini söyledi. Emojiler ve küresel kalıp ifadelerin deyimlerin yerini almaya başladığını belirten Duman, bu durumun Türkçenin çağrışım dünyasını daralttığını kaydetti.
“Deyimler Türkçenin tadı tuzu”
Deyimlerin Türkçenin kimliğini oluşturan temel unsurlardan biri olduğunu vurgulayan Duman, bir dilin yalnızca gramer kurallarıyla ayakta kalamayacağını söyledi. Ona göre dili canlı, renkli ve özgün kılan şey deyimler.
Uzmanlar, deyimlerin doğru öğrenilmesi, öğretilmesi ve günlük hayatta bilinçli şekilde kullanılması gerektiğini vurguluyor. Aksi halde, Türkçenin kültürel hafızasında geri dönüşü zor kayıplar yaşanabileceği belirtiliyor.
Kaynak: Faselis