Kar Yağdı Ama Yeterli Değil: Türkiye 3 Farklı Kuraklık Türüyle Aynı Anda Mücadele Ediyor
Kar Yağdı Ama Yeterli Değil: Türkiye 3 Farklı Kuraklık Türüyle Aynı Anda Mücadele Ediyor
Boğaziçi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Murat Türkeş, son yağan karların kuraklığı bitirmediğini açıkladı. Türkiye’de hidrolojik, tarımsal ve ekolojik kuraklığın sürdüğünü belirten Türkeş, "Karın yerde kalma süresi kısaldı, barajlar dolmuyor" uyarısında bulundu.
Haber Giriş Tarihi: 05.01.2026 09:46
Haber Güncellenme Tarihi: 17.01.2026 14:10
Muhabir:
Yasin Köz
Türkiye, son bir haftadır etkisi altına girdiği soğuk hava dalgası ve kar yağışlarıyla kış mevsimini nihayet hissetmeye başladı. İç ve doğu bölgelerde termometrelerin eksilere düştüğü, yıllardır kar görmeyen bazı bölgelerin bile beyaza büründüğü bu günler, kuraklık endişesi taşıyan vatandaşlarda ve çiftçilerde "barajlar dolacak, kuraklık bitecek" umudunu yeşertti. Ancak iklim bilimi uzmanlarından gelen açıklamalar, bu iyimserliğin ne yazık ki verilerle örtüşmediğini ortaya koyuyor. Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, yağan karın önemli olduğunu ancak Türkiye'nin içinde bulunduğu derin kuraklık sarmalından çıkmak için yeterli olmadığını vurguladı.
"Karın Suyu Toprağa İşlemiyor"
Prof. Dr. Türkeş, kar yağışının ekosistem için hayati bir "can suyu" olduğunu, ancak bunun belirli şartlar altında gerçekleştiğini belirtti. İdeal bir senaryoda karın uzun süre yerde kalması, yavaş yavaş eriyerek toprağın derinliklerine sızması ve oradan yer altı sularını, akarsuları ve nihayetinde barajları beslemesi gerekiyor. Ancak küresel ısınmanın getirdiği yüzey ve atmosfer sıcaklığı artışları, bu doğal döngüyü bozmuş durumda. Türkeş, "Geçmişe kıyasla kar daha az yağıyor ve daha da önemlisi karın yerde kalma süresi çok kısaldı. Kar hızla eridiğinde toprak nemine ve yer altı rezervlerine yeterince katkı sağlamadan akıp gidiyor. Kuraklığın etkilerinin azalması için kar kalınlığının yüksek olduğu ve hemen erimediği, uzun süreli soğuk sistemlere ihtiyacımız var" ifadelerini kullandı.
Türkiye 3 Farklı Kuraklıkla Savaşıyor
Son günlerdeki yağışların "meteorolojik kuraklığı" kısmen hafiflettiğini ancak "hidrolojik" (su kaynakları) ve "tarımsal" kuraklığı bitirmediğini belirten Türkeş, tablonun ciddiyetini şu sözlerle anlattı: "Türkiye'nin kuzeybatısından Güneydoğu Anadolu'ya kadar çok geniş bir coğrafyada hidrolojik, tarımsal ve ekolojik kuraklık aynı anda etkili oluyor. Ekim, Kasım ve Aralık aylarındaki yağışlar, uzun dönemli su açığını kapatmaya yetmedi. Kısa süreli sağanaklar veya birkaç günlük kar yağışıyla bu krizin, hem fiziksel hem de ekolojik olarak sona erdiğini düşünmek büyük bir hata olur."
Bahar Ayları İçin Kötü Haber
Prof. Dr. Türkeş, önümüzdeki aylara dair meteorolojik projeksiyonları da değerlendirdi. Beklentilerin aksine, günlerce sürecek bereketli yağış sistemlerinin ufukta görünmediğini belirten Türkeş, sıcaklıkların mevsim normalleri üzerinde seyretmeye devam edeceğini öngördü. "Önümüzdeki aylarda sıcaklıklar normallerin üstünde, yağışlar ise normaller civarında veya altında kalacak gibi görünüyor. Bu da kuraklığın ilkbahar aylarına kadar, hatta sonrasında da etkili olacağı anlamına geliyor" diyerek su tasarrufu konusunda tedbirlerin elden bırakılmaması gerektiğine dikkat çekti.
Ani Hava Değişimleri Tarımı Vuruyor
İklim değişikliğinin sadece yağış azlığı değil, hava olaylarındaki dengesizlik anlamına da geldiğini hatırlatan Türkeş, tarımsal üretimdeki risklere değindi. Türkiye'nin Akdeniz havzasında iklim krizinden en çok etkilenen ülkelerden biri olduğunu vurgulayan deneyimli bilim insanı, "Bir anda gelen aşırı soğuk veya aniden bastıran sıcak hava dalgaları, bitkilerin biyolojik saatini şaşırtıyor. Geçen yıl yaşadığımız gibi bu ani değişimler rekoltede ciddi kayıplara yol açabiliyor. Artık 'yeni bir dünya' ile karşı karşıyayız ve tarımsal planlamamızı bu yeni iklim gerçekliğine göre yapmak, buna göre yaşamak zorundayız" uyarısında bulundu.
Editörün Notu: Değerli okurlar, pencereden yağan kara bakıp "Çok şükür barajlar doldu" diye düşünmek hepimizin en büyük temennisi ama bilim bize "Tedbiri elden bırakma" diyor. Birkaç günlük kar yağışı, aylardır süren susuzluğun ilacı olamıyor maalesef. Prof. Dr. Türkeş'in anlattığı gibi, toprak suya o kadar aç ki, yağan kar hızla eriyip buharlaşıyor veya yüzeyden akıp gidiyor. Önümüzdeki bahar ve yaz aylarında musluklarımızdan suyun akmaya devam etmesini istiyorsak, şu anki beyaz manzaraya aldanmadan tasarrufa devam etmeliyiz. Unutmayalım; su hayattır ve kaynaklarımız sonsuz değildir.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Kar Yağdı Ama Yeterli Değil: Türkiye 3 Farklı Kuraklık Türüyle Aynı Anda Mücadele Ediyor
Boğaziçi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Murat Türkeş, son yağan karların kuraklığı bitirmediğini açıkladı. Türkiye’de hidrolojik, tarımsal ve ekolojik kuraklığın sürdüğünü belirten Türkeş, "Karın yerde kalma süresi kısaldı, barajlar dolmuyor" uyarısında bulundu.
Türkiye, son bir haftadır etkisi altına girdiği soğuk hava dalgası ve kar yağışlarıyla kış mevsimini nihayet hissetmeye başladı. İç ve doğu bölgelerde termometrelerin eksilere düştüğü, yıllardır kar görmeyen bazı bölgelerin bile beyaza büründüğü bu günler, kuraklık endişesi taşıyan vatandaşlarda ve çiftçilerde "barajlar dolacak, kuraklık bitecek" umudunu yeşertti. Ancak iklim bilimi uzmanlarından gelen açıklamalar, bu iyimserliğin ne yazık ki verilerle örtüşmediğini ortaya koyuyor. Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, yağan karın önemli olduğunu ancak Türkiye'nin içinde bulunduğu derin kuraklık sarmalından çıkmak için yeterli olmadığını vurguladı.
"Karın Suyu Toprağa İşlemiyor"
Prof. Dr. Türkeş, kar yağışının ekosistem için hayati bir "can suyu" olduğunu, ancak bunun belirli şartlar altında gerçekleştiğini belirtti. İdeal bir senaryoda karın uzun süre yerde kalması, yavaş yavaş eriyerek toprağın derinliklerine sızması ve oradan yer altı sularını, akarsuları ve nihayetinde barajları beslemesi gerekiyor. Ancak küresel ısınmanın getirdiği yüzey ve atmosfer sıcaklığı artışları, bu doğal döngüyü bozmuş durumda. Türkeş, "Geçmişe kıyasla kar daha az yağıyor ve daha da önemlisi karın yerde kalma süresi çok kısaldı. Kar hızla eridiğinde toprak nemine ve yer altı rezervlerine yeterince katkı sağlamadan akıp gidiyor. Kuraklığın etkilerinin azalması için kar kalınlığının yüksek olduğu ve hemen erimediği, uzun süreli soğuk sistemlere ihtiyacımız var" ifadelerini kullandı.
Türkiye 3 Farklı Kuraklıkla Savaşıyor
Son günlerdeki yağışların "meteorolojik kuraklığı" kısmen hafiflettiğini ancak "hidrolojik" (su kaynakları) ve "tarımsal" kuraklığı bitirmediğini belirten Türkeş, tablonun ciddiyetini şu sözlerle anlattı: "Türkiye'nin kuzeybatısından Güneydoğu Anadolu'ya kadar çok geniş bir coğrafyada hidrolojik, tarımsal ve ekolojik kuraklık aynı anda etkili oluyor. Ekim, Kasım ve Aralık aylarındaki yağışlar, uzun dönemli su açığını kapatmaya yetmedi. Kısa süreli sağanaklar veya birkaç günlük kar yağışıyla bu krizin, hem fiziksel hem de ekolojik olarak sona erdiğini düşünmek büyük bir hata olur."
Bahar Ayları İçin Kötü Haber
Prof. Dr. Türkeş, önümüzdeki aylara dair meteorolojik projeksiyonları da değerlendirdi. Beklentilerin aksine, günlerce sürecek bereketli yağış sistemlerinin ufukta görünmediğini belirten Türkeş, sıcaklıkların mevsim normalleri üzerinde seyretmeye devam edeceğini öngördü. "Önümüzdeki aylarda sıcaklıklar normallerin üstünde, yağışlar ise normaller civarında veya altında kalacak gibi görünüyor. Bu da kuraklığın ilkbahar aylarına kadar, hatta sonrasında da etkili olacağı anlamına geliyor" diyerek su tasarrufu konusunda tedbirlerin elden bırakılmaması gerektiğine dikkat çekti.
Ani Hava Değişimleri Tarımı Vuruyor
İklim değişikliğinin sadece yağış azlığı değil, hava olaylarındaki dengesizlik anlamına da geldiğini hatırlatan Türkeş, tarımsal üretimdeki risklere değindi. Türkiye'nin Akdeniz havzasında iklim krizinden en çok etkilenen ülkelerden biri olduğunu vurgulayan deneyimli bilim insanı, "Bir anda gelen aşırı soğuk veya aniden bastıran sıcak hava dalgaları, bitkilerin biyolojik saatini şaşırtıyor. Geçen yıl yaşadığımız gibi bu ani değişimler rekoltede ciddi kayıplara yol açabiliyor. Artık 'yeni bir dünya' ile karşı karşıyayız ve tarımsal planlamamızı bu yeni iklim gerçekliğine göre yapmak, buna göre yaşamak zorundayız" uyarısında bulundu.
Editörün Notu: Değerli okurlar, pencereden yağan kara bakıp "Çok şükür barajlar doldu" diye düşünmek hepimizin en büyük temennisi ama bilim bize "Tedbiri elden bırakma" diyor. Birkaç günlük kar yağışı, aylardır süren susuzluğun ilacı olamıyor maalesef. Prof. Dr. Türkeş'in anlattığı gibi, toprak suya o kadar aç ki, yağan kar hızla eriyip buharlaşıyor veya yüzeyden akıp gidiyor. Önümüzdeki bahar ve yaz aylarında musluklarımızdan suyun akmaya devam etmesini istiyorsak, şu anki beyaz manzaraya aldanmadan tasarrufa devam etmeliyiz. Unutmayalım; su hayattır ve kaynaklarımız sonsuz değildir.
HABER ÖNERİSİ: Bir Baraj Daha Alarm Veriyor: Su Seviyesi Dibe Vurdu
Kaynak: DHA
Türkiye'nin Zirvesinde Kar Esareti: Karabet'te Kar Kalınlığı 3.5 Metreyi Aştı
İstanbul'da Ucuz Et İzdihamı: Yüzde 50 İndirim Kuyruk Yarattı
Anadolu'nun Öksüz Mirası: 2300 Yıllık Amyzon Defineci Tehdidinde
Sanayi Kentinde Çevre Zaferi: İzmit Körfezi'nde Flamingo Bereketi
Diyarbakır'da Kadın Dayanışması: Eski Eşyalar Sanata Dönüşüyor
İyilik Kazanları Kaynıyor: 700 İhtiyaç Sahibine Sıcak Yemek
ÇOK OKUNAN