Dünyada Başka Örneği Yok! : Antalya'nın 'Tufa' Falezleri Jeolojik Mirastır
Dünyada Başka Örneği Yok! : Antalya'nın 'Tufa' Falezleri Jeolojik Mirastır
Antalya falezlerinin dünyadaki tek "Tufa Kıyı Falezi" olduğunu belirten Prof. Dr. Dipova, koruma statüsünün düşürülmesine karşı bilimsel bir uyarıda bulundu.
Haber Giriş Tarihi: 09.01.2026 18:52
Haber Güncellenme Tarihi: 09.01.2026 18:55
Muhabir:
Yasin Köz
Antalya'nın simgesi olan ve Konyaaltı’ndan Lara’ya kadar uzanan 9 kilometrelik devasa falez hattı, bugünlerde bilimsel bir tartışmanın ve hukuki bir sürecin merkezinde yer alıyor. Akdeniz Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nihat Dipova, falezlerin sadece görsel bir şölen olmadığını, jeolojik açıdan dünyada "tek" olma özelliği taşıdığını açıkladı. 2024 yılında falezlerin 400 metrelik bir kısmının koruma statüsünün "Kesin Korunacak Hassas Alan"dan "Nitelikli Doğal Koruma Alanı"na düşürülmesi, bilim insanlarını ve meslek odalarını harekete geçirdi.
Traverten Değil 'Tufa': Antalya’yı Özel Kılan Kaya Yapısı
Prof. Dr. Nihat Dipova, yıllardır süregelen bir yanlışı düzelterek söze başlıyor: Antalya falezleri traverten değil, "Tufa" kayasıdır. Birçok insanın Pamukkale ile özdeşleştirdiği traverten yapısının Antalya’daki falezlerden farklı olduğunu belirten Dipova, tufa kayasının karasal karbonat kayaçları arasında çok daha nadir bir tür olduğunu vurguluyor. Dünyanın en geniş alana yayılı tufa kayasının Antalya’da bulunduğunu belirten uzman isim, bu yapının kıyı faleziyle birleştiği tek noktanın yine bu şehir olduğunu ifade ediyor.
Dünya Devleri Onaylıyor: "Unique" (Tek) Bir Oluşum
Falezlerin benzersizliği sadece yerel bir iddia değil; uluslararası bilim camiasının da kabul ettiği bir gerçek. Alan Pentecost, Martyn Pedley ve Clare Glover gibi dünyaca ünlü jeoloji uzmanlarının araştırmalarına atıfta bulunan Prof. Dr. Dipova, 9 kilometre uzunluğunda ve ortalama 35 metre yüksekliğinde "üniform" bir tufa kıyı falezinin yeryüzünde başka hiçbir noktada bulunmadığını söylüyor. Bu özellik, Antalya falezlerini alelade bir kireç taşı veya kum taşı oluşumundan ayırarak, milyonlarca insanın neden bu doğa harikasını görmek için şehre geldiğini açıklıyor.
Statü Değişikliği ve Yargı Süreci
2024 yılında falezlerin varyant başı olarak bilinen 400 metrelik bölümünde yapılan statü değişikliği, Şehir Plancıları Odası ve Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şubeleri tarafından yargıya taşındı. Statünün düşürülmesinin alanı yapılaşmaya veya tahribata açabileceği endişesiyle açılan davada, bilirkişi heyeti incelemelerini tamamladı ve rapor yazım sürecine geçti. Prof. Dr. Dipova, statü değişikliği yapılan hat ile korunmaya devam edilen hat arasında hiçbir jeolojik fark olmadığını belirterek, bu kararın bilimsel temelden yoksun olduğunu savunuyor.
Falezlerin üzerindeki insan müdahalelerine de değinen Dipova, Karayolları ve DSİ tarafından geçmişte yapılan taş duvar ve merdivenlerin falez yapısına zarar verdiğini, ancak doğanın bu izleri silme gücüne sahip olduğunu hatırlatıyor. "Bu falezlerin yüzünde dağ keçisi bile ayakta duramaz" diyen Dipova, bu alanın insan eliyle tahrip edilmesinin imkansız olduğunu ancak statü değişikliklerinin uzun vadede geri dönülemez zararlar doğurabileceğini vurguluyor. Antalya falezleri, sadece bir şehir manzarası değil, gelecek nesillere bırakılması gereken bir dünya mirası olarak korunmayı bekliyor.
Editörün Notu: Antalya'nın Gerdanlığına Bilimsel Bakış
"Açıkçası, Antalya’nın falezleri üzerinde yürürken çoğumuz sadece o uçsuz bucaksız maviliğe dalıp gideriz. Ancak Prof. Dr. Nihat Dipova’nın 'Tufa Kıyı Falezi' tespiti, ayağımızı bastığımız o kayaların aslında dünyada bir eşi daha olmadığını bize hatırlatıyor. Pamukkale'nin travertenleri ne kadar kıymetliyse, Antalya'nın 'Tufaları' da o derece stratejik ve nadide bir jeolojik miras. Bence bir alanı korumak için sadece yasaklar yetmez; o alanın neden 'biricik' olduğunu toplumca anlamamız gerekir. HaberXR ekibi olarak, falezlerin sadece bir 'manzara' değil, dünyanın okuduğu bir 'jeoloji kitabı' olduğu bilinciyle hareket edilmesini temenni ediyoruz. Mirasımızı korumak, sadece çevrecilik değil, şehre olan borcumuzdur."
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Dünyada Başka Örneği Yok! : Antalya'nın 'Tufa' Falezleri Jeolojik Mirastır
Antalya falezlerinin dünyadaki tek "Tufa Kıyı Falezi" olduğunu belirten Prof. Dr. Dipova, koruma statüsünün düşürülmesine karşı bilimsel bir uyarıda bulundu.
Antalya'nın simgesi olan ve Konyaaltı’ndan Lara’ya kadar uzanan 9 kilometrelik devasa falez hattı, bugünlerde bilimsel bir tartışmanın ve hukuki bir sürecin merkezinde yer alıyor. Akdeniz Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nihat Dipova, falezlerin sadece görsel bir şölen olmadığını, jeolojik açıdan dünyada "tek" olma özelliği taşıdığını açıkladı. 2024 yılında falezlerin 400 metrelik bir kısmının koruma statüsünün "Kesin Korunacak Hassas Alan"dan "Nitelikli Doğal Koruma Alanı"na düşürülmesi, bilim insanlarını ve meslek odalarını harekete geçirdi.
Traverten Değil 'Tufa': Antalya’yı Özel Kılan Kaya Yapısı
Prof. Dr. Nihat Dipova, yıllardır süregelen bir yanlışı düzelterek söze başlıyor: Antalya falezleri traverten değil, "Tufa" kayasıdır. Birçok insanın Pamukkale ile özdeşleştirdiği traverten yapısının Antalya’daki falezlerden farklı olduğunu belirten Dipova, tufa kayasının karasal karbonat kayaçları arasında çok daha nadir bir tür olduğunu vurguluyor. Dünyanın en geniş alana yayılı tufa kayasının Antalya’da bulunduğunu belirten uzman isim, bu yapının kıyı faleziyle birleştiği tek noktanın yine bu şehir olduğunu ifade ediyor.
Dünya Devleri Onaylıyor: "Unique" (Tek) Bir Oluşum
Falezlerin benzersizliği sadece yerel bir iddia değil; uluslararası bilim camiasının da kabul ettiği bir gerçek. Alan Pentecost, Martyn Pedley ve Clare Glover gibi dünyaca ünlü jeoloji uzmanlarının araştırmalarına atıfta bulunan Prof. Dr. Dipova, 9 kilometre uzunluğunda ve ortalama 35 metre yüksekliğinde "üniform" bir tufa kıyı falezinin yeryüzünde başka hiçbir noktada bulunmadığını söylüyor. Bu özellik, Antalya falezlerini alelade bir kireç taşı veya kum taşı oluşumundan ayırarak, milyonlarca insanın neden bu doğa harikasını görmek için şehre geldiğini açıklıyor.
Statü Değişikliği ve Yargı Süreci
2024 yılında falezlerin varyant başı olarak bilinen 400 metrelik bölümünde yapılan statü değişikliği, Şehir Plancıları Odası ve Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şubeleri tarafından yargıya taşındı. Statünün düşürülmesinin alanı yapılaşmaya veya tahribata açabileceği endişesiyle açılan davada, bilirkişi heyeti incelemelerini tamamladı ve rapor yazım sürecine geçti. Prof. Dr. Dipova, statü değişikliği yapılan hat ile korunmaya devam edilen hat arasında hiçbir jeolojik fark olmadığını belirterek, bu kararın bilimsel temelden yoksun olduğunu savunuyor.
Jeolojik Mirası Korumak: Doğanın İzleri Silinir mi?
Falezlerin üzerindeki insan müdahalelerine de değinen Dipova, Karayolları ve DSİ tarafından geçmişte yapılan taş duvar ve merdivenlerin falez yapısına zarar verdiğini, ancak doğanın bu izleri silme gücüne sahip olduğunu hatırlatıyor. "Bu falezlerin yüzünde dağ keçisi bile ayakta duramaz" diyen Dipova, bu alanın insan eliyle tahrip edilmesinin imkansız olduğunu ancak statü değişikliklerinin uzun vadede geri dönülemez zararlar doğurabileceğini vurguluyor. Antalya falezleri, sadece bir şehir manzarası değil, gelecek nesillere bırakılması gereken bir dünya mirası olarak korunmayı bekliyor.
Editörün Notu: Antalya'nın Gerdanlığına Bilimsel Bakış
HABER ÖNERİSİ: Milyonda Bir Bulunsa Bile Servet Değerinde
Kaynak: Yasin Köz