
Gaziantep Şahinbey’deki Bakırcılar Çarşısı’nda baba mesleğini sürdüren 67 yaşındaki Erol Gürban, 60 yıldır sıcak demir ustalığı yapıyor. Kebap şişinden tarım aletlerine kadar pek çok ürün imal eden Gürban, ürünlerini Türkiye’nin 81 iline ve Avrupa’ya gönderiyor. Ustanın en büyük üzüntüsü ise arkadan gelecek yeni çırakların yetişmemesi.
Gaziantep denince akla gelen o meşhur kebapların lezzeti kadar, o kebabı tutan şişin ustalığı da önemlidir. Şahinbey ilçesindeki tarihi atmosferde, Bakırcılar Çarşısı’nın demir kokan dükkanlarından birinde Erol Gürban (67), her sabah gün doğarken ocağını harlıyor.
Dile kolay, tam 60 yıl... Henüz 7 yaşındayken babasının elinden tutarak girdiği o dükkan, onun hayat okulu oldu. "Eti senin kemiği benim" kültürüyle yetişen Gürban, bugün Gaziantep’in sayılı sıcak demir ustalarından biri olarak, babasından devraldığı bayrağı gururla taşıyor.
Dünyaya Şiş Gönderiyor
Erol Usta’nın örsünde şekillenen demirler, sadece Gaziantep’teki kebapçıların ocaklarına gitmiyor. Ürettiği kebap şişleri, baltalar, oraklar ve çapalar; Türkiye’nin 81 ilinin yanı sıra Avrupa ülkelerine de ihraç ediliyor. Ateşin korunda yumuşayan demir, onun çekiç darbeleriyle sanat eserine dönüşüyor.
"Eskiden Dükkanlar Arı Kovanı Gibiydi"
Mesleğin altın çağlarını özlemle anan Erol Gürban, teknoloji ve değişen yaşam koşullarının zanaata vurduğu darbeden dert yanıyor. "Biz çocukken hem okur hem çalışırdık. O zamanlar teknoloji yoktu, her şey bilek gücüyle yapılırdı. Dükkanımızda 11 eleman çalışırdı, şimdi sadece 3 kişiyiz; ben, oğlum ve bir eleman. İşlerimizi yetiştiremiyoruz çünkü arkadan gelen nesil bu işi yapmak istemiyor. Çırak yetişmiyor, bu mesleğin geleceği tehlikede."
"Tatil Bana Göre Değil"
Emeklilik yaşını çoktan geçmesine rağmen çalışmaktan kopamayan Gürban, mutluluğun formülünü "üretmekte" bulmuş. "Sevmeden bu iş yapılmaz" diyen emektar usta, sağlığı el verdiği sürece ocağının başından ayrılmayacağını şu sözlerle vurguluyor: "Ben gezmeyi değil, çalışmayı seven biriyim. 'Üç gün çalışayım, beş gün gezeyim' anlayışı bana ters. Çekiç salladıkça, demire şekil verdikçe kendimi daha sağlıklı ve mutlu hissediyorum."
Tarihi çarşının taş duvarları arasında yankılanan her çekiç sesi, aslında kaybolmaya yüz tutmuş bir geleneğin hayata tutunma çığlığı gibi. Erol Usta, sadece demiri dövmüyor; aynı zamanda sabrı, emeği ve alın terini de o demire işliyor.
Editörün Notu: "Erol Usta gibi zanaatkarlar, yaşayan insan hazineleridir. Bir fabrikada dakikada binlerce metal şiş üretilebilir ama el dövmesi bir çeliğin dayanıklılığını ve o 'ruhunu' asla veremez. Özellikle gastronomi şehri Gaziantep'te, kebabın lezzeti kadar sunum ekipmanlarının kalitesi de bir bütündür. Ustanın 'Çırak yok' serzenişi, maalesef Türkiye genelindeki tüm sanayi sitelerinin ve tarihi çarşıların ortak yarası. Bu ustalar elini çektiğinde, o dükkanlar birer hediyelik eşya mağazasına dönüşme riskiyle karşı karşıya."
HABER ÖNERİSİ: "Hamsiye doyduk" diyenler buraya! İşte tezgahlardaki güncel fiyat listesi