Yabancı Dil, İlişkilerde Görünmeyen Mesafe Yaratıyor

Dil seviyesi farkı yalnızca kariyer değil, çiftler arasındaki iletişim ve güç dengesini de etkiliyor. Uzmanlar, ortak dilin ilişkiyi ayakta tuttuğunu vurguluyor.

Haber Giriş Tarihi: 03.01.2026 09:02
Haber Güncellenme Tarihi: 03.01.2026 09:04
Kaynak: Faselis
Yabancı Dil, İlişkilerde Görünmeyen Mesafe Yaratıyor

Yabancı dil bilgisi, uzun yıllardır iş ve eğitim hayatının önemli bir unsuru olarak görülürken, uzmanlar bu becerinin ikili ilişkiler üzerindeki etkisine de dikkat çekiyor. Dil yalnızca kelimelerden ibaret bir iletişim aracı değil; düşünme hızı, problem çözme biçimi ve dünyayı algılama şeklinin de temel belirleyicilerinden biri olarak öne çıkıyor. Dil seviyeleri arasındaki farkın, çiftler arasında zamanla fark edilmeden bir mesafe oluşturabildiği belirtiliyor.

Dil Bilimci Seda Yekeler, yabancı dil seviyesinin ilişkilerde yarattığı görünmeyen etkilere dikkat çekerek, “Günümüz dünyasında ilişkiler yalnızca duygularla değil, iletişimle ayakta kalıyor. Ancak çoğu çiftin fark etmediği bir gerçek var; bir ortama girdiklerinde yabancı dil konuşuluyorsa, çiftlerden birinin aynı dili konuşamaması ya da filmleri o dilde izleyememesi, zamanla aynı dünyada yaşamamaya başlamak anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.

Sosyal Çevre Daralıyor, Güç Dengesi Değişiyor

Yabancı dil seviyesindeki farklılıklar, çiftlerin sosyal çevrelerini de doğrudan etkiliyor. Ortak sosyal alanların daralması, yurt dışı bağlantılı planlar, kariyer hedefleri ve gelecek tasarımlarında dengesizliklerin ortaya çıkmasına neden olabiliyor. Uzmanlara göre dili bilen taraf, farkında olmadan bilişsel olarak öne geçerken, dili yeterince kullanamayan taraf kendini geri planda hissedebiliyor. Bu durum, zamanla özgüven kaybına ve duygusal kopuşlara yol açabiliyor.

Türkiye’nin yüzde 100 yerli dil uygulaması Lingozon’un kurucusu olan Dil Bilimci Seda Yekeler, bu sürecin yalnızca psikolojik değil, nörobilimsel temellere de dayandığını belirtti. Yekeler, “Araştırmalar ve saha gözlemleri; ortak sosyal çevrenin daraldığını, gelecek planlarında asimetrik bir güç dengesi oluştuğunu gösteriyor. Dil bilen taraf bilişsel olarak öne geçerken, bilmeyen tarafta yetersizlik ve özgüven kaybı gelişiyor. Bu durum zamanla duygusal bağa da yansıyor” dedi.

Beynin İki Kritik Bölgesi Aynı Anda Çalışmalı

SEYEV tarafından geliştirilen YEK Metot’un, yabancı dili bir ders olmaktan çıkarıp doğal bir iletişim becerisine dönüştürdüğünü ifade eden Yekeler, yöntemin beynin iki temel alanını aktif olarak kullandığını söyledi. Anlamayı sağlayan Wernicke Alanı ile düşüncenin söze dökülmesini sağlayan Broca Alanı’nın birlikte çalışmasının önemine dikkat çekildi.

Yekeler, “Çiftlerden biri yabancı dili aktif kullanırken diğeri pasif kaldığında, beyinler aynı hızda ve aynı frekansta çalışmaz. Bu durum ‘anlıyorum ama anlatamıyorum’ hissini doğurur. Tartışmalarda susmayı, duyguların içe atılmasını ve özellikle stres anlarında iletişimin tamamen bloke olmasını beraberinde getirebilir” değerlendirmesinde bulundu.

Dil, İlişkiler İçin Bir Köprü

Uzmanlara göre yabancı dil, ilişkilerde bir yük değil, doğru yöntemle öğrenildiğinde bağ kuran güçlü bir araç haline gelebiliyor. YEK Metot’un “Yaparak, Etkileşimle, Keşfederek” yaklaşımıyla çiftlerin birlikte öğrenmesini teşvik ettiğini belirten Yekeler, “Dil, çiftler için bir mesafe değil; ortak bir deneyim ve köprü olabilir. Aynı dili konuşmak, aynı hayali kurabilmenin en önemli adımlarından biridir” dedi.

Kaynak: Faselis

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.